"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatler istişare ile hareket etmeli

29 Aralık 2020, Salı
Ömer Ergün: “(Cemaatler) İstişare ile yani herkes görüşlerini direkt ve indirekt olarak ifade ederek, astlık-üstlük ilişkisi olmadan, hiyerarşik bir yapılanma olmadan yerine getirmeleri âyet-i kerimelerin bir gereğidir.”

“Tarihî Süreçte Din Devlet ve Cemaat İlişkileri, Problemler/Çözümler” Paneli - 5

Dikey Olarak Bir Cemaatin Yönetilmesi

Dikeylikten kastımız, belirli bir hiyerarşi ile bir dinî cemaatin yönetilmesidir. Yani astlık-üstlük ilişkisinde bir cemaatin yönetilmesi. Bu sistemde yönetim yapılanması itibariyle katı bir hiyerarşik yapılanma vardır, emir verilmesi ve emrin yerine getirilmesi, yöneten ve yönetilenler söz konusudur.

Bu yönetim biçiminde esas olan liderin görüşüdür, liderin görüşü de ya lider tarafından bizatihi oluşturulur ve ifade edilir veya kimi zamanda lider ve liderden sonra liderlik edecek kimse ve kimselerin yani dar bir ekibin kararları ile oluşmaktadır. 

Lider tarafından oluşturulan bu görüş kayıtsız şartsız bütün dini cemaatin üyeleri tarafından yerine getirilmek zorundadır ve sorgulanamaz, ekleme çıkarma yapılamaz, tartışılması liderin liderliğini tartışmakla eş anlama gelir ki, bu durum mümkün değildir.

Dikey yönetimin hâkim olduğu cemaatler içinde, hâkim kültür itaat kültürüdür. Lider ya da onun vekili ne derse, yanlış bile olsa uyulması gerekir; onun hikmetinden  sual olunamaz. Lider adeta her şeye muktedir, insanüstü bir varlıktır, normal hayatında bile çok büyük hikmetler vardır. Vücudunun yanında, yedikleri içtikleri, giysileri ve yaşadıkları yerlere de kutsallık atfedilmektedir. Bu yönetim modelinde, yetki ilişkisi en üst yönetimden en alt basamağa kadar emir-komuta kanalından gerçekleşir. Ve cemaat liderini cemaat mensuplarının değiştirmesi mümkün değildir. Liderin değişmesi ölüm ile olur ve yerine genellikle liderin soyundan gelen bir kimse veya nadiren de liderin belirlediği bir kimse gelir. Eğer liderden sonra neslinden olmayan biri belirlenmiş ise, bu kişinin belirlenmesinde cemaat mensuplarının hiçbir etkisi ve yetkisi olamaz.    

Cemaate mensup olan kişi, sadece lidere itaat etmekle ve verilen görevleri sorgulamaksızın yerine getirmekle sorumludur. Cemaatin yönetimine ilişkin olarak herhangi bir katkısı söz konusu olamaz. Dolayısıyla kişinin cemaate olan aidiyeti kırılgandır. Cemaate mensubiyeti itibariyle, cemaate bağlılığı zayıftır. Özellikle cemaatin zora girmesi durumunda, bu aidiyet duygusu kırılır.

Bu tür dikey yapılanan cemaatler lidere bağlı olarak yapılandıkları için, liderin ölümü veya tasfiyesi durumunda çok büyük buhranlar yaşayabilmektedirler. Şahsa bağlı olarak gelişen cemaat şahsın bir şekilde pasif hale gelmesi ile cemaat hizmetleri de aksamakta veya sona ermektedir.

Dikey yapılanan ve katı bir hiyerarşik yapısı olan dinî cemaatlerde, bu tür dinî yapıları yönlendirmek, kötü niyetli kimseler tarafından manipüle edilmesi, kararı veren bir kişi olması dolayısıyla, çok daha kolaydır. Lideri korkutarak, tehdit ederek, şantaj yaparak, maddî  ekonomik bir imkân sunarak manipüle etmek zor değildir. Liderin manipüle edilmesi demek, hiçbir şekilde sorgulanması ve eleştirilmesi mümkün olmayan ve lider kültü ile oluşturulan karar, bütün dinî cemaatin kararı olarak hüküm ifade etmektedir. Yani liderin yanılması veya yanıltılmasının etkileri bütün cemaatin yanılması ve yanıltılması anlamına gelmektedir. 

Dinî cemaatlerin dikey olarak yönetilmesinde cemaatin özellikle büyümesi ile birlikte yöneticinin veya yöneticilerin görevleri çok kapsamlı olacağından ve bu anlamda bir çok yeteneğe sahip yöneticileri bulmak güçleşeceğinden, kaynaklar yeterince ve yerinde kullanılmadığı için bir kaynak israfı da söz konusu olmaktadır. Lider birden fazla işi bilmek zorunda olduğu için uzmanlaşma derecesi azalacaktır. Bu yapıda cemaat mensuplarının herhangi bir konuda cemaat adına karar verilmesi aşamasında, hiçbir katkısı ve yetkisi olamamaktadır.

Lider sultası dolayısıyla cemaatin kendi imkânlarıyla oluşturmuş olduğu malvarlığı üzerinde de herhangi bir sorgulama yapamayacağı gibi, herhangi bir hak dahi ileri sürümemektedir. Yine malvarlığının yönetimine ilişkin denetiminde de söz sahibi olan liderdir ve bu otorite kesinlikle sorgulanamaz ve denetlenemez.

Dikey olarak yönetilen cemaatlerde kararı verecek kişi genellikle bir veya bir kaç kişi olduğu için karar alma mekanizması çok hızlı bir şekilde ilerlemektedir. Hızlı karar alma, olumlu gibi görünse de, kararda isabet ve doğruluk oranı düşüktür. Bir kişinin bir konuda tek başına, herhangi bir müzakere olmaksızın karar alması ile onlarca kişinin tartışarak, olumlu olumsuz yönleri düşünülerek karar alması, zaman açısından belirli bir süreyi gerektirse de, isabet ve doğruluk oranı itibariyle daha isabetli olacağı açıktır.

Sonuç olarak dikey cemaat yönetimlerinde, özellikle cemaat mensupları çoğulcu yönetimlere taraftar olmadıkları gibi yapıları gereği demokratik değerlerle de barışık değildirler.

Yatay Olarak Bir Cemaatin Yönetilmesi

Buna karşılık cemaatin yatay olarak yönetilmesinde cemaatin yönetimi tek kişiye bağlı değildir. Bu yönetim, yine cemaatin çoğunluğunun onayı ile seçilmiş cemaat mensuplarından oluşmaktadırlar. Cemaatin yönetimine seçmiş olduğu cemaat mensubu olan kimseleri görevine, yerine getiremediği veya görevleri yerine getirmede yetersiz olduğunu gördüğü zaman, cemaat mensuplarının onayı ile seçimle gelen cemaat liderini değiştirme yetkisine sahiptir. Cemaatle ilgili bir karar alınacağı zaman veya kişiyi ilgilendiren bir karar söz konusu olduğunda, bu karar alma sürecine cemaatin her ferdi yerel anlamda direkt katılmakta, bölgesel ve ulusal anlamda ise, seçtiği temsilciler vasıtasıyla dolaylı olarak yönetime katılmaktadır. Bu süreçlerin geçirilmesi ile alınan kararların, hem bağlayıcılığı hem de kararın sahiplenmesi, cemaat fertlerinin sürece olan katkısı dolayısıyla, yüksek olmaktadır.

Yatay olarak bir cemaatin yönetilmesinde, karar alma süreçlerinde, dışarıdan bu süreçlere bir kimsenin, gurubun vs. müdahalesi imkânsıza yakın bir zorluktadır. Çünkü burada kararlar sadece bir kişi tarafından değil, cemaati oluşturan her ferdin direkt ve indirekt katkılarıyla oluşmaktadır. Dolayısıyla kararlara müdahale edebilmek için, cemaatin bütün fertlerinin domine edilmesi gerekmektedir ki, bu da çok zor bir durumdur.

Cemaatin oluşumunda, hizmetlerin yapılmasında, kararların alınmasında, kişinin iradesine dayanan bir yönetim tarzı olması dolayısıyla, cemaat mensubunun cemaati sahiplenmesi ve cemaatine bağlılığı, yüksek derecede olduğundan, cemaat aidiyeti hissi de yüksek derecededir. Dolayısıyla zorluklar yaşanması durumunda, cemaatini sahiplenmesi ve bağlılığı çok sarsılmamaktadır.

Yatay cemaat yönetiminde, her fert ve fikri önemli olduğundan, her insanda var olan kabiliyetlerin hem gelişimi, hem de ortaya çıkması mümkün olmaktadır. 

Yatay cemaat yönetiminde fikirlerin ifade edilmesi özellikle istenmekte ve bunların birçok ortamda ifadesi tabiî olarak mümkündür. Yatay cemaat yönetiminde hâkim olan unsur şeffaf yönetimdir. Yani denetlenebilir ve hesap verilebilir bir yönetim tarzıdır. 

Ancak bu şekilde yönetim tarzında elbette ki farklı fikirde olanlar ve meseleyi anlatırken farklı üslûplar benimseyenler olabilir, bu da yatay yönetimler için bir handikaptır. Burada esas olan yönetim tarzının çoğunlukçu bir yaklaşımdan ziyade çoğulcu yapıya sahip olmasıdır. Bu Bu denge kurulamadığı zaman cemaat içinde ayrışmalar söz konusu olabilmektedir. 

Sonuç olarak yatay dinî cemaat yönetimlerinde cemaat üyeleri genellikle çoğulcu yönetimlere taraftardırlar. Demokrasi değerleri ile barışıktırlar.

Sonuç olarak günümüzde yukarıda ifade edilen dinî cemaatlere ilişkin yönetim biçimlerinin dışında da, iki yönetim biçimine de yaklaşan ve uzaklaşan dozlarda, yönetilen cemaatler vardır. Ancak ana ayrım bu ikisini oluşturmaktadır. Özetle şunları eklemek isterim. Cemaatlerin yapısı ve yönetimiyle ilgili ipuçlarını Kur’ân-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamber’in (asm) uygulamalarında bulmak mümkündür. Bunları günümüz şartlarına göre ele almak ve uygulamak gerekir. 

Bir hülâsa olarak Kur’ân ve Sünnet’ten yola çıkarak bir dinî oluşumun nasıl yönetileceğine ilişkin olarak, ilk etapta göze çarpan, ana unsurları şöyle ifade edebiliriz: 

“Onlarla istişare et” ve “Aralarında işleri istişare ile hallederler” âyetleri dinî hizmetlerin nasıl yapılacağının temel yöntemini bize bildirir. Bu âyeti kerimelerde hiçbir şekilde tek kişinin liderliğinin esas olduğu ve onun her söylediğinin şartsız kabul edildiği, bir cemaat modeli çıkarılamaz. Tam aksine dinî bir cemaat olarak aralarındaki işleri, cemaatin yönetimini istişare ile yani bütün fertler bir araya gelerek ve herkes görüşlerini direkt ve indirekt olarak ifade ederek, astlık-üstlük ilişkisi olmadan, hiyerarşik bir yapılanma olmadan yerine getirmeleri âyeti kerimelerin bir gereğidir. “Bir topluluğun efendisi o topluma hizmet edenidir.” gibi hadisler dikey bir yönetimi değil, yatay bir cemaat yönetimini esas almaktadır.

Bu bağlamda cemaatler olarak ifade edilen ve dine hizmet için yapılanmış ve bir araya gelerek organize olmuş yapılardan özellikle Nur Cemaati veya Nurcu olarak ifade edilen cemaat yapılanması ile ilgili olarak şunları söyleyebiliriz:

RİSALE-İ NUR HAREKETİ ESER MERKEZLİDİR

Evvelâ Said Nursî şahsını merkeze konumlandırıp bir şeyh edasıyla, şahsına bağlı bir hizmet metodu geliştirmemiştir. Tarikat benzeri yapılanmaları reddetmemekle birlikte, bu anlayışın zamanın ruhuna uymadığını ifade etmiştir. Zamanın ruhuna uyan hizmet metodu olarak, kendisinin de bir ders arkadaşı olduğunu ileri sürdüğü, hiyerarşik bir yapılanmanın olmadığı, iştişarenin ön plana çıktığı fertlerin birbirine danışarak iş gördükleri bir yapıyı kurmuştur. Bu demokratik değerlere ve yapıya da uygundur. 

Belirgin farklılık olarak Risale-i Nur hareketi şahıslara değil de eserlere, Risale-i Nur’a bağlı olarak gelişmiştir. Eser merkezlidir ve cemaat mensuplarının eşitlik esasına dayanır. Aralarındaki işlerini, hizmetin gelişimini ve tarzını, nasıl yapılacağını ve nelerin yapılması gerektiğini, aralarında oluşturmuş oldukları meşveret sistemiyle halleden bir hizmet metodu geliştirmişlerdir. Bu bağlamda özellikle Yeni Asya Cemaati bunun müşahhas bir örneğidir. Dine hizmetin nasıl olacağına ve cemaatin nasıl yönetileceğine ilişkin olarak bütün cemaat mensuplarının katılabildiği meşveret sistemi örnek bir yönetim biçimidir. Cemaatin bu meşveret sisteminden çıkan kararlarla yönetilmesi; şeffaflık, hesap verilebilirlik ve denetlenebilirlik esaslarının uygulanması yönüyle elbette ki zamanın ruhunu yansıtmaktadır. Bu, Said Nursî’nin yapmak istediği ve İslâm’a da uygun olan bir orijinal yönetim modelidir. Bu model Türkiye’ye ve bütün İslâm âlemine referans bir cemaat yönetim modeli olarak sunulmayı hak etmektedir.

Günümüz tartışmaları bağlamında son olarak şunları söylemek istiyorum: Said Nursî’nin yazmış olduğu Kur’ân tefsirlerinden yararlanarak ve bunları kullanarak, kimi zaman tahrip ederek, Said Nursî’nin hiçbir zaman kabul etmediği, şahsa bağlı, tarikatvari bir yapı ile yönetilen Fethullah Gülen Gurubu da, Fethullah Gülen ve onun tarafından belirlenmiş bir gurubun, emir komuta zinciri içinde hareket ederek yönettikleri dikey yapılanma ile yönetilen cemaatlerden sayılır. Said Nursî tarafından hiçbir biçimde kabul edilmeyen, devletin işlerine karışmama ve asayişi muhafaza, müsbet hareket etme, şiddeti ve silâhı bir hizmet metodu olarak hiçbir şekilde kabul etmeyen tavırlarına ve hizmet anlayışına aykırı olarak oluşturulan bir hizmet metodu cemaatler açısından hiçbir zaman kabul edilmeyen bir tarzdır. Bir cemaatin devleti yönetme iddiasında bulunması, bir siyasî parti gibi davranması her şeyden önce onun sivilliğini yitirmesi anlamına gelmekte, cemaatlerin aslî fonksiyonları ile uyuşmamaktadır. Sonuçta meş’um bir darbeyle ilişkilendirilmesine ve bu cemaatin Türkiye’de bitme noktasına gelmesine ve terör örgütü muamelesi yapılmasına sebep olunmasının temel sebebi, yukarıda açıklamaya çalıştığımız, Said Nursî’nin, Risale-i Nurlar esas alınarak, meşveret sistemine dayalı, sivil kalmaya özen gösterdiği, devleti yönetme refleksi olmayan hizmet metoduna ters davranmasından kaynaklanmaktadır.

-DEVAM EDECEK-

Okunma Sayısı: 3157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı