"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din, siyaset ve ticaret malzemesi yapılamaz

11 Kasım 2021, Perşembe 02:03
Din siyaset üstü bir değerdir. Herhangi bir insan, herhangi bir kadro, herhangi bir siyasî parti ortaya çıkıp ‘din benim tekelimdedir’ diyemez. Dinî değerler siyasete ve ticarete malzeme yapılamaz.”

Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya -9-
Yeni Asya Araştırma Merkezi

***

Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz Adalet Kurultayında konuştu:

Genelleyici suçlamalardan kaçınılmalı

Genel Yayın Müdürümüz Kâzım Güleçyüz CHP’nin Çanakkale’de düzenlediği ‘Adalet Kurultayı’na konuşmacı olarak katıldı. Eğitimde İnanç Çalıştayı’nda konuşan Güleçyüz, demokrasi, hukuk, adalet, laiklik, akıl-vahiy, şeriat, cihad, din ve siyaset, cemaatler gibi konularda Risale-i Nur ışığında açıklamalarda bulundu ve soruları cevapladı. 

Herkes için demokrasi ve hukuk

“Böyle bir buluşmaya vesile oldukları için CHP ve Eren Erdem Bey’e teşekkür ediyorum. Daha önce hiç karşılaşmadığımız insanlarla bir araya gelmiş olduk. Birbirimizle tanışacağız, birbirimizi tanıyacağız, tanıdıkça da çok fazla farkımızın olmadığını göreceğiz. Derin derin konuşulması gereken birçok başlık var. Din- devlet ilişkileri çözülmesi gereken temel konulardan biri. Bir defa demokraside anlaşmamız lâzım. Demokratik hukuk devleti. Hukuk son derece önemli. Ve sadece bana demokrasi değil. Sadece bana oy verenlerle tanımlanan bir ‘millî irade’ anlayışı değil. Herkes için demokrasi ve hukuk. Benden farklı olanlar için de hukuk. İnsan olarak yaratılmaktan ileri gelen haklar var. Bunlar Allah’ın vermiş olduğu haklardır. Bunları hiçbir otorite gasp edemez.”

Laiklik, demokrasi ve hukukla harmanlanmalı

“Laiklik konusunda geçmişte problemler yaşandı. Laiklik aslında din karşıtlığı değil, öyle olmamalı, öyle anlaşılmamalı. Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi, teminatı olarak anlaşılmalı ve o şekilde uygulanmalı. Demokrasi ve hukukla birlikte harmanlanarak oluşturulan bir laiklik anlayışına ve uygulamasına ihtiyacımız var.”

Din, siyaset üstü bir değerdir

“Din ve siyaset ilişkisi de Türkiye’de çok konuşulan, tartışılan ve mevcut süreçte daha ileri ve vahim sonuçlarıyla karşımıza çıkan bir sorun olarak önümüzde duruyor. Din beşerî ve dünyevî ideolojilerin üzerinde bir değerdir. Ve siyaset üstü bir değerdir. Herhangi bir insan, herhangi bir kadro, herhangi bir siyasî parti ortaya çıkıp ‘din benim tekelimdedir’ diyemez. Dinî değerler siyasete ve ticarete malzeme yapılamaz.”

Cemaatler siyasete mesafeli olmalı

“Cemaatler mevzuunda da genelleyici suçlamalardan kaçınmak lâzım. Cemaatler denildiği zaman bunların içinde gerçekten Allah rızası için faaliyet gösteren, hizmetlerine herhangi bir siyasî, ticarî çıkar hesabı katmadan, karıştırmadan hizmet etmeye çalışanlar var. Cemaatlerde bazı insanlar yanlış yapabilir. Ama o insanın yaptığı yanlış onun şahsıyla sınırlı olarak eleştirilmelidir. Yoksa bir kişinin hatasından dolayı topyekûn bir camiayı suçlamak, suç ve cezanın şahsiliği prensibine uymaz. Suç da, ceza da şahsîdir. Ama şunu da kabul ediyorum; bu dönemde dini siyasete alet eden anlayış cemaatleri de büyük ölçüde dejenere etmiştir. Cemaatler yer yer siyasetin ve iktidarın arka bahçesi haline getirilmiştir, fakat bu böyle olmamalıdır. Cemaatlerin de din ve siyaset bahsinde ifade ettiğim ölçüler çerçevesinde siyasetle asla iç içe geçmemesi lâzım. Siyasete mesafeli bir konumda aslî vazifeleri olan hizmetlerini gündemde tutmaları lâzım.” 

29 Ağustos 2017

***

Eski Milletvekili Emin Şirin: Yeni Asya Nurcudur

Ulusal Kanal’da yapılan Haber Merkezi Programı’nda Adalet Kurultayı değerlendirildi. Genel Yayın Müdürümüz Kâzım Güleçyüz’ün Kurultay’da Risale-i Nur ışığında yaptığı açıklamalardan rahatsız olan bir kesim olduğunun iddia edildiği programda Güleçyüz’e mesnetsiz ithamlar yapıldı. Program sunucusu Oğuz Polatbilek’in Yeni Asya’nın ‘FETÖ’ye yakın bir gazete olduğunu iddia ederek cahilliğini ortaya koymasının ardından eski Milletvekili Emin Şirin Yeni Asya’nın Nurcu olduğunu belirterek sunucuya müdahale etti. Güleçyüz’ün “Adalet Kurultayı’nda Said Nursî’den satırlar okumamız ve CHP’lilerin ilgiyle dinlemesi Aydınlıkçıları çileden çıkarmış. Bu öfke sağlığa zarar” şeklindeki twitini okuyan Polatbilek haksız ithamlarda bulundu. Program konuklarından CHP’li Murat Sarı ise teyid edilmesi gereken bilgiler olduğunu belirterek, “Fetullah Gülen’e bu yakın isim hâlâ tutuksuz mu?” diye soran Polatbilek’in haksızlık yaptığını ima etti.

Diyalog köprüsü kurabilmemiz lâzım

Şirin, Yeni Asya ve Kâzım Güleçyüz’ün Nurcu olduğunu tekrar dile getirerek, “Bu konularda bu kadar sert yaklaşmamak gerekiyor. Halk Partisi bir kitle partisi. Bu kamplaşmalardan son derece rahatsızım. Benim siyasete girmemin önemli sebeplerinden biri 28 Şubat’tır. Türkiye’de dindarlar ve laikler var. Bir de laikliği laikperestlik haline getirenlerle, dindarlığı dincilik haline getirenler var. Bizim hakikî dindarlarla hakikî laikler ve cumhuriyetçiler arasında bir tolerans köprüsü ve bir diyalog köprüsü kurabilmemiz lâzım. İnsanlar Nurcu olabilir, bu bir hakikat. İnsanlar Süleymancı da olabilir. Yeter ki bunu devlet idaresine taşımayıp devletin laik düzenini bozmayın ve bu dini siyasete alet etmeyin” dedi. Şirin şöyle devam etti; “Yeni Asya grubundan Kutlular vardı bilmiyorum hatırlar mısınız? Adam çıktı dedi ki 99 depreminde Gölcük’te olmasını Allah’ın işaretidir dedi, hapis yattı. Bir insanın bir fikir beyan etti diye hapis yatmasını ben makul karşılayamıyorum.”

30 Ağustos 2017

***

Yüzyılın iftirasını reddediyoruz ve sonuna kadar takipçisi olacağız

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Kâzım Güleçyüz, son dönemde bazı cezaevlerinde gazetemize ve yayınlarımıza yönelik keyfi engellemeleri gündeme getirdiği scope yayınında, “Hukuka aykırı engellemeler, Adalet Bakanlığı’na da gölge düşürüyor” dedi. Güleçyüz açıklamalarına şöyle devam etti; “Bursa Cezaevi’nde gazetemizle ilgili olarak “kurum güvenliği” gerekçesiyle tutuklulara verilmeme gibi bir durum söz konusu. Bu mevzu bir buçuk senedir devam ediyor. Geçen sene 25 Nisan manşetimiz yine bu konuyla ilgiliydi. O günden bu yana bu konuyu yazdık, çizdik, işledik. Ama bir kısım cezaevlerinde bu durum hâlâ devam ediyor. 

Ve her konuştuğumuzda atıf yaptığımız kanunda deniliyor ki: “Hükümlü ve tutuklu, mahkemelerce yasaklanmamış olması şartıyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir.”

Bu yüzyılın iftirasıdır

Bunun şartları da müstehcen olmaması ve kurum güvenliğini tehlikeye sokmaması. Yeni Asya’da müstehcenlik de yok, kurum güvenliğini tehlikeye sokacak bir yayın da yok. Ama akla ziyan bir şekilde Bursa’daki Cezaevi’ndeki kurul, bizi kurum güvenliğini tehlikeye sokmak gibi bir kategoriye sokmaya çalışmış. Bu yüzyılın iftirasıdır. Yeni Asya’ya böyle bir iftirada bulunabilmek için akıl, vicdan, hukuk gibi bütün duyarlılıkları bir kenara bırakmak gerekiyor. Yeni Asya’nın neresinde güvenliği tehlikeye sokacak bir şey var? Yeni Asya tam tersine yarım asırdır Türkiye’de asayişin, güvenliğin güvencesidir; defalarca bunu söyledik. Yeni Asya mensupları, bu yayınları okuyan insanlar asayişin manevî bekçileridir. Risale-i Nur Talebeleri asayişin manevî bekçileridir. Böyle bir iddiayı reddediyoruz. Aynen suratlarına çarpıyoruz. Böyle de bırakmıyoruz. Hukuk içinde sonuna kadar da takipçisi olacağız. Nitekim gazetemiz avukatlarından Mustafa Özbek’in de beyanları var. Buradan Adalet Bakanlığı’nı göreve çağırıyoruz. Gazetemizi hukuka aykırı olarak cezaevlerine almak istemeyen yetkililer suç işlemektedirler. Sürecin hukuk çerçevesinde sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bu kişi suç işliyor

Geçen gün yazı konusu yaptım. Silivri’de Yeni Asya’nın bastığı Sözler’in verilmesine müsaade edilmemiş. Niye vermediniz diye ilgililere soruluyor; “Adalet Bakanlığı’ndan gelen bir telefondan dolayı” cevabını alıyorlar. Ben de diyorum ki, Adalet Bakanlığından bu telefonu açan her kimse, bunu bulun. Çünkü bu kişi suç işliyor, Adalet Bakanlığı’na da gölge düşürüyor. Adı üzerinde: Adalet Bakanlığı. Diğer bütün gazeteler giriyor. En aşırı uç gazeteler giriyor. Müstehcen yayın yapan gazeteler, kanuna rağmen giriyor; ama Yeni Asya’yı sokmuyorlar. Böyle şey olur mu? Bu her yönüyle bir hukuk skandalıdır. Türkiye’nin bunları aşması lâzımdır. Hukuka aykırı engellemeler, Adalet Bakanlığı’na da gölge düşürüyor.

HUKUKA GÜVENİYORUZ

“Hukuk mu kaldı ki, çözümü hukukta arıyorsunuz” diye soranlara da “Hukuk olacak, olmak zorunda” diyoruz. Ve Türkiye’de hukuka inanan, hukukun gereğini yerine getirme hassasiyeti taşıyan hukuk adamları olduğuna inanıyoruz. Bu kişiler siyasî baskılar veya değişik sebeplerle bunun gereğini yerine getiremiyor olabilirler, ama içten içe bu hukuksuzluklara karşı itirazlarını canlı tutuyorlar. Onun için er veya geç, ki daha fazla gecikmeyeceğine inanıyoruz, bunu ümit ediyoruz. 

Bu hukuksuzluklara son verecek bir hukuk iradesi kendisini gösterecektir, göstermelidir. Biz hep hukuka güvendik ve mücadelemizi hukuk dairesinde verdik. Maruz kaldığımız haksızlıkları, zulümleri hep hukuk yoluyla aşarak bugünlere geldik. Karşılaştığımız farklı durumlar da var. Basın kartı ayrımcılığı, gri pasaport meseleleri gibi… Bunların da yine hukuk zemininde çözümünü aramaya devam ediyoruz. 

Yetkilileri tekrar göreve çağırıyoruz

Parasını vererek filan gazeteyi, filan kitabı, filan yayını almak, tutuklu ve hükümlünün hakkıdır. Ama sen keyfî tavırlarla engelliyorsun. İftira atarak engelliyorsun hem de. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil.! Adalet Bakanlığı’nın yetkililerini tekrar göreve çağırıyoruz. Defaatle çağırdık, bir netice alamadık. Ama artık bu meselenin daha fazla uzamaması lâzım. Türkiye bir hukuk devletiyse, hukuk devletinin gerekleri neyse bunun yapılması lâzım. Göz göre göre kanunu ihlâl eden, çiğneyen, iftira atan birtakım kamu görevlileri varsa, bunlara daha fazla göz yumarsanız, onların sorumluluğuna siz de ortak olursunuz. Bu devirler gelir geçer, bugünün yarını var. Bugünün iktidarı olabilirsiniz, gücü elinizde bulunduruyor olabilirsiniz. Yarın bunun garantisi yok ki. 

28 Kasım 2018

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1097
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı