"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gençler, bu nurani atmosferi mutlaka teneffüs etmeli

18 Haziran 2021, Cuma
“Gençlerimizin, zamanın dehşetli fırtınalarına karşı yıkılmadan durabilmeleri, fani dünyanın aldatıcı ve cazibedâr fitnelerinden kendilerini muhafaza edebilmeleri için; Nur Medreselerinde yaşamaları ve o nuranî atmosferi zerrelerine kadar teneffüs etmeleri nasip olsun inşaallah.”

- HATİCE SALİHOĞLU:

Adana’ya gelen abilerin ekseriyetle misafir edildiği bir evde büyümüş, küçük yaşlarda namaz tesbihatı vs. talebeliğin şiarı olan pek çok şeyi öğrenmiş olmama rağmen (Şair Hayalinin balıkları gibi) talebeliğin hazzını Malatya’daki dershane hayatımda yaşamak nasip oldu. 90’lı yılların başında Malatya dershanesinde, o zamana kadar “İçinde bulunmuş olduğum, lâkin kıymetini tam olarak idrak edemediğim Nur hizmetinin farkındalığını” yaşamak nasip oldu. Sabah namazından sonra yaptığımız dönerli dersleri, samimiyeti, uhuvveti beşerî ilişkileri, akraba olmadığımız halde bir arada muhabbetle yaşayabilmenin sırrını ve doyulmaz lezzetini ve püf noktasını, dershane hayatında öğrendik. 

Medreseler, üniversite hayatının bir amaç değil, araç olduğu şuurunu kazandıran bir eğitimhane gibi… Hem lisans, hem çok daha ehemmiyetlisi Risale-i Nur okulundan mezun olup, “Çift Anadal yapmak” gibi bir lütfa mazhar oluyorsunuz…

Gençlerimizin, zamanın dehşetli fırtınalarına karşı yıkılmadan durabilmeleri, fani dünyanın aldatıcı ve cazibedâr fitnelerinden kendilerini muhafaza edebilmeleri için; Nur Medreselerinde yaşamaları ve o Nuranî atmosferi zerrelerine kadar teneffüs etmeleri nasip olsun inşaallah.

- NURTEN KESKİN YANMAZ:

Sene 1981 üniversiteyi yeni kazanmışım. Artık Ankara’da okuyacağım. Dershanenin ne olduğunu bilmiyorum, ama üniversite de okuyan öğrenciler için kalabilecekleri bir yer olduğunu duymuştum. Erkek kardeşim de dershanede kalıyordu.

Kaydımı yaptırdıktan sonra dershanede kalmak için aldığımız adrese gittik. Pazar dersi vardı. Talebelerle ilgilenen ablalarla görüştüm. Bana Emek’te iki dershane dediler. Çok üzülmüştüm. Bir dershanemiz daha var oraya bakalım sana bildiririz dediler. O gece bir rüya gördüm. Elimde iki kart vardı. Tanımadığım biri o kartları alıp yırttı. Bana yeni bir kart verdi. “Bu senin için daha hayırlı” dedi.

Daha sonra okulumun hemen yakınındaki dershaneye yerleştirildim. Böyle ilginç bir başlangıçtan sonra bütün dikkatimi yapılan derslere verdiğimi hatırlıyorum. Ben dershaneyi o kadar sevdim ki memleketime gidince farkında olmadan dershaneden “Bizim ev” diye bahsedermişim. Her zaman da dershane bizim ev olarak kaldı.

Ben sonraki hayatıma yön verecek herşeyi dershanelerde, o muhteşem kırmızı kitaplardan öğrendim. O kitaplar benim hayatımı, bakış açımı, amaçlarımı her şeyimi değiştirdi. Yabancı bir şehirde hiç yalnızlık çekmedim ve hiç korkmadım. Arkamda cemaatim vardı ve ben bir ordu gücünde olduğumu hissederdim. Tek başıma bile kalsam köklerim o kadar sağlamdı ki Allah’tan başka hiç kimse beni korkutamazdı.

İlk sene okula gitmek için dershanede kaldığımı düşünürken, daha sonra dershanede kalmak için okula gider oldum.

Beraber kaldığım abla ve kardeşlerimi, bizimle dışarıdan ilgilenen abla ve abilerimi hiç unutmadım. Her zaman hâtıraları kalbimin en güzel yerinde taptaze olarak hayatiyetlerini muhafaza ediyorlar.

Gazetemizde yazmak için Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünü seçmiştim.Okul bittikten sonra bir sene daha dershanede kaldım. Ankara benim için her zaman birinci memleketim oldu.

Birgün özel bir derste Barlalı bir kardeşime “Keşke ben de Barla’da yaşasam” demiştim. Bu duâm başka bir şekilde gerçekleşti. İstanbul’a gidip gazetemde çalışmayı düşünürken evlenip Isparta’ya yerleştim.

Dershanelerle ilgili o kadar çok yazacak şeyim var ki okuyanları sıkmak istemediğim için yazmıyorum. Ama bunu yazmam lâzım.

Hayatımın en önemli dönemlerinde hep dershaneler vardır. Benim dini nikâhım dershanede kıyıldı. Sadece Nur Talebesi diye kabul ettiğim ve hiç pişman olmadığım eşimle nikâhımı kardeşime verdiğim vekâletle vakıf abilerim kıydı.

Anlatacak ne çok şey var. Şimdi otuz beş senedir Isparta’dayım. Gene dershanelerle ve talebelerle iç içe yaşıyorum. Çocuklarım dershanelerde büyüdü. Büyük kızımın ilk gittiği yer Aziz Üstadımın eviydi. 

Eşim ve benim memleketim olmamasına rağmen Isparta’ya yerleştik. Isparta’ya her gelen önce Yeni Asya Kitabevi’ne uğrar. Ömrümüz yettiğince, sağlığımız elverdiği ve Rabbimiz de izin verdiği müddetçe burda kardeşlerimize açık bir kapı olarak gelenleri bekleyeceğiz.

Hâlâ dershaneler benim birinci ve biricik evimdir. Orda aldığım huzuru saraylarda, köşklerde bulamazdım. Dershanenin çorbasını baklava böreklere değişmem. Bu nurlu evlerdeki ışıkların sonsuza kadar yanması, genç kardeşlerimin cıvıltısının eksik olmamasını dilerim.

- NUREFŞAN KURANLI:

“Nurlar ile nasıl tanıştın?” sorusu gelince birden garipsedim. Beni derin düşünceye sevk etti bu sual. Aslında rahmetli babam Sedat Kuranlı, Risale-i Nur ile hemhal olduğu için ben de Nurlar’ın içine doğan biri oldum. İlk tanışmam babamın ismimi Nurefşan koyma niyeti ve illa Risale-i Nur’dan olsun diye düşüncesi ile tohumlanmış diyebilirim. Bu ilk zahiri tanışma ardından Nurlar’ı tanıyorum diyebilmek yani evet ben bu yolda gitmeliyim diyecek tanışma biraz zaman aldı diyebilirim. Zenginliğin içindeyken farkında olmamak derler benimkisi öyle bir gaflet hali idi!

Bu zahiri tanışma ile birlikte Nurlar’ı dinlemek için her Cumartesi derse gitmeyi sıkıca tembih eden babam yetmiyor gibi (o günki nefsi hissiyat) arkasından Konya’da dershanede kalan ablamın tembihleri...

Neyse artık ikisi bir olup telkinler artınca her Cumartesi dersler bizim için kaçınılmaz oldu. Belki kendimce zorla gidiyor gibi görünsem de ders esnasında mutfakta ikram ve sohbet içinde olsam da okunan Nurlar bana subliminal tohumları diğer odadan zerrelerle atmış ki yıllar sonra asıl tanışma gerçekleşti.

Üniversite yılının ilk senesi babamın vefatı ile ruhum derin bir üzüntü içindeydi. O zamanlar tesettür vs. vazifelerimi yerine getirmiyordum. Babam bu duruma çok üzülüyordu bazen söz ile bazen lisanı ile bana manen Nurlar’ı bazen hakikatleri hatırlatıyordu. Vefatı ile birlikte nefsim ve şeytanın telkiniyle derin bir oh ile bana manen hatırlatıcı hükmünde olan kişinin artık olmadığını fısıldadı. Bu fısıltı ile birlikte tohum olan Nurlar’ın sesi vicdanımda belirmeye başladı. Hayır!

“Artık hayatına düzen verip Nurlar’a yönelmelisin” diyen vicdanım ile nefsimin sesleri yükselmeye başladı. İki ses vardı biri sağ biri sol…

O sırada kendimden emin artık bir çaba sarf etmeyen ben iflâh olmuyorum o zaman bari dershanede kalayım fikri ile yazın Fatih’te bir kurs vesilesi ile dershanede kalmaya başladım. Ramazan ayı idi. Dershane çok hareketli idi yurtdışından Filipinler’den ve Filistinden misafirlerimiz bizimle uzun süre kalacaklardı.

Filipinli iki kardeş biri sadece İngilizce diğeri Türkçe ve İngilizce konuşuyordu. İlk olarak tanıştığımızda salonda heyecan ile sorular sordum. Sorulardan biri de “Kaç yaşındasınız?” idi. Görünümü 35 olan bayan bana 8 yaşındayım dedi. Ben de tebessüm ile hayret ile ‘nasıl? dedim. Bunun üzerine ‘Ben İslâmiyeti kabul ettikten sonra kendimi doğmuş olarak kabul ediyorum’ dedi.

Bunun üzerine Filipinli öğretmen ateistlikten Müslümanlığa Risale-i Nur’dan Yıldızname olan kısım ile nasıl girdiğini anlatmaya başladığı sırada benim içimden sesler yükselmeye başladı.

Günler geçtikçe Filipinli ve Filistinli Müslümanların halleri bana hayret vererek sadece kendimi muhasebe etmeme vesile oluyordu. Onlar farkında değildi, ama bana tebliğ yapıyorlardı, yani elimdeki zenginliğin tebliğini...

Velhasıl birçok hayret verici halleri beni etkilerken şu soruyu sordum kendime: “Bak Müslüman bir ailenin içindesin. Yetmemiş Müslümanlığı Risale-i Nur’la yaşamaya çalışan bir aile içindesin. Ve sen hâlâ neyi bekliyorsun?”

Böylece o kısacık yaz tatilinde hayatıma dair aldığım kararlar oradan memleketime giderken tesettür ile dönmek ve Risale-i Nurlar’a çaba sarf etmek idi… Yani içindeki iken fark edemediklerimi fark etmenin yani asıl tanışmanın günü idi benim için… O günden bugüne elhamdulillah dairenin içinde olmaya gayret ve duâ içindeyim.

Rabbim bizim kalplerimizi Risale-i Nur’a mukabil eylesin. Selâm ve duâ ile …

- ZEHRANUR YILDIZ:

Her insanın küçüklüğünden bir gayesi ve bir hedefi vardır. Benim de o gaye-i hayalim Nur medreselerinde kalmaktı ve şu an medresede kalıyor olmamın annemin kabul olmuş duâsı olarak görüyorum. 

Medresede 2. senem ve şunları söylemek isterim: Var ya o Nur medreselerinin bilinmez, ama hissedilir sırrı. Hiç bitmesini istemediğimiz Risale-i Nur dersleri ve muhabbetin, uhuvvetin tesanüdün ta kendisini yaşadığımız o güzel sohbetler.

İnsan medresedeyken dış dünyadan soyutlanıyor. Hatta (komik, ama) düşünüyorum bazen acaba öldümde farkında mı değilim? Çünkü Cennet bahçesindesin, kardeşler Cenneti. Lâyık olmadığım halde (belkide en muhtaç bendim) Cenab-ı Hakk’ın bana en güzel ikramlarından.

Hani Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor: “Cennet bahçesine girdiğinizde manen besleniniz” buyuruyor. Sahabiler “Ya Resulullah Cennet bahçeleri nedir?” diye sorunca Peygamber Efendimiz (asm) şöyle cevap veriyor “İlim meclisleridir” buyuruyor.

Hem de öyle bir ilme muhatabız ki meseleleri ruy-i zemindeki bütün mesailden daha üstün bir ulum-u imaniye.

Sadece medreseler uhrevî yönden sana yön vermiyor, dünyevî olarakta pek çok şeyler öğretiyor. Hatta İzmir Medreseleri’nin en çok hoşuma giden kısmı bu olsa gerek:) Çünkü seni hayata hazırlıyor her an, her olaydan çıkaracağın dersleri adeta ihtiyat külçesi gibi senin torbana dolduruyor. Ne zaman ihtiyaç var o zaman kullan.

Sen ne kadar hatalı kusurlu noksanlı da olsan şefkatle o yaralarını saran kıymetli ve eşsiz ablalara muhatap oluyorsun. Adeta Asr-ı Saadetin yaşandığı bir ortam etrafındaki abla ve kardeşlerin ise Ashab-ı Suffe misali kendi imanlarını kurtarmaya çalışırken sana ve nice insanın kalplerine su serper gibi Nur serpiyorlar.

- AYŞE KIRMIZIGÜL:

İzmir’e ilk geldiğim zaman belki de hayatımın en önemli kararlarından birini veriyordum ve belki de hayatımda aldığım ve hiçbir zaman pişman olmadığım bir karara adım atıyordum. İnsanların tutunacak dal aradıkları psikolojikmen çöküntünün en dehşetlilerinin yaşandığı ve yüzer günahın hücum ettiği bu müthiş zamanda kendimi ilim meclisinde buldum. Belki birinin kabul olmuş duâsı belki de Rabbimin ikramı... Rabbim, ahirzamanı yaşadığımız şu zamanlarda bizleri salih kullarından eylesin. Şahs-ı maneviden ve Sahil-i selâmete götüren gemiden ayırmasın inşallah.

—Devam Edecek—

Okunma Sayısı: 1276
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı