"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kainat kitabındaki her varlık, Allah’ın âyetidir

25 Ekim 2021, Pazartesi 00:37
ÂYETÜ’L KÜBRA RİSALESİ KONULU MASA ÇALIŞMALARI - 5

Dünden Devam...

***

Âyetü’l-Kübra’nın bir başka metodolojik özelliğinin tevhidi mekân boyutunda olduğu kadar zaman boyutunda da temellendirmek olduğunun altını çizen Üzüm, müellifin zamana yolculuk yaparak peygamberleri, velileri, mürşitleri, âlimleri…onların meclislerine girerek dinlediğini ve tamamının tevhide şahitlik ettiğinin dile getirildiğini ifade etti. 

Eserde onlarca metodolojik prensibin bulunduğunu kaydeden Üzüm, Birinci Bab itibariyle, meselâ, öne çıkan bazı prensipleri şöyle sıraladı: a) Yaratılmışlık gerçeğini görerek “Yaratıcı” sorgulaması yapmak, b) “Yaratıcı” sorgulamasına girmek için etrafta olup bitenlere dikkat kesilmek, c) Kâinatın anlamlılığını görmek ve merak duygusunu harekete geçirmek, d) Sorgulamaya “sema”dan başlamak; e) Yaratıcının varlığını, birliğini, isim ve sıfatlarını varlıklar üzerinden temellendirmek, f) Fizikî âlemdeki olayları Kur’ân’ın “maddî tefsiri” olarak anmak, g) Kâinattaki fiillerden hareketle fizikî âlemdeki “kast” ve “irade”yi görmek, ğ) Sorgulamayı “mekân”ın yanında “zaman” şeridinde de yapmak, h) İlham ve vahiy ile metafizik âlemin kapısını çalmak, i) Ahlâkı, mu’cizeleri ve getirdiği mesaj muhtevası ile hakkaniyeti ortaya çıkmış olan Hz. Muhammed’e (asm) kulak vermek, j) Fizikî âlemden elde edilen sonuçları Kur’ân âyetleriyle teyit etmek, k) Sorgulamanın her aşamasında imandaki “ziyadeleşmeyi” hissetmek, l) Her aşamada iştiyak içinde olmak, m) Yaratıcının “Vâcibü’l-vücûd” olduğuna intikal etmek, n) Sorgulamada belli aşamalarından sonra gâibane imandan hâzırâne imana geçmek, o) Sorgulamanın son merhalesinde Hâlıkımızı yine O’ndan sormak.

Bunların çok kabaca tesbit olunmuş bazı usûlî prensipler olduğunu söyleyen Üzüm, Âyetü’l-Kübra’da, üzerinde çalışıldığında buna benzer birçok metodolojik prensibin olduğunun görüleceğini ifade etti. Aynı şekilde “Berahin-i tevhid”e dair olan İkinci Bab’da da çok önemli prensiplerin yer aldığını söyleyen Üzüm; teoloji, felsefe ve mantık gibi alanlarda uzmanlığı olan kimselerin müşterek çalışmalar yaparak bu prensipleri tesbit etmelerinin önemine ve zaruretine işaret etti. 

Üzüm şunları söyleyerek sözlerini tamamladı: “Âyetü’l-Kübra müellifin, -insanî olarak-, kendi yaşadığı, kendi üzerinden tevhidî tecrübeyi paylaştığı cihanşümul bir şaheserdir. Bu eser, inkâra şartlanmamış olmak şartıyla okuyan herkesi tevhidin hakkaniyetini tasdike sevk eder. Tasdik sahibi olan kimselerin, imanları taklit düzeyinde ise tahkike ulaştırır. İmanı ilme’l-yakîn seviyesinde olanların imanlarını ayne’l-yakîn’e, ayne’l-yakîn seviyesinde olan insanların imanlarını da hakka’l-yakîne ulaştırır. Dolayısıyla böyle bir esere herkes muhtaçtır, hepimiz, her zaman  muhtacız.”

***

KÂİNAT KİTABINDA TEÂVÜN,  TESÂNÜD, TEÂNUK ve TECÂVÜB SIRLARI

Prof. Dr. Hüseyin UZUN Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi

GİRİŞ

İnsanlara yol gösterici Allah’ın kitabı Kur’ân-ı Kerîm,  Cenab-ı Hakk’ın Kelâm sıfatının bir tecellisidir. Kâinat ise Allah’ın İrade sıfatının tecellisine mazhar olan diğer bir kitabıdır. Yani “kâinat kitabı”. Kur’ân’da anlatılan hakikatlerin örneklerini veya nazirelerini ise kâinat kitabında müşahede ediyoruz. Demek ki kâinat kitabındaki her bir varlık, aslında Allah’ın birer âyetleri hükmündedir.  

Her varlığın kendine mahsus özellikleri, fizikî veya kimyevî sistemleri, biyolojik yapısı, icra ettiği vazifeleri incelendiğinde, her biri Allah’ın varlık ve birliğine birer delil olduklarını ve kendi lisan-ı halleriyle bu hakikati ilân ettikleri anlaşılacaktır. Her bir varlık üzerinde, tevhid mühürleri görülecektir. Kâinat kitabında Allah’ın varlık, birlik, esma ve sıfatlarına işaret eden sayısız deliller, sırlar ve mühürler mevcuttur. Mevcudatın harika düzeni, mükemmel işleyişi, ziynetli ve sanatlı yaratılışı, her bir varlığın bir sistemin parçası olarak iş görmeleri gibi çeşitli pek çok hâtemler vardır. Cenab-ı Hakk’ın Ferd isminin bir tecellisi olarak kâinatın heyet-i mecmuasında koyduğu hadsiz hâtemlerden birisi de “kâinatın mevcudâtında ve envâlarında görünen ve bir Sikke-i Kübrâ-yı Ehadiyet olan teâvün, tesânüd, teânuk ve tecâvüb" sırlarıdır. “Kur’ân’ın kalplerde yerleştirmek istediği hakikî tevhîd inancının” bu dört hakikat çemberinde temerküz ettiğine şahit oluyoruz. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “kâinâtta sâbit olan teâvün, tesânüd, teânuk ve tecâvüb hakíkatı, sırr-ı tevhîdi isbât eder; bütün mevcûdâtın bir tek elden sudûr ettiğini ve bir tek Zât’ın hesâbına çalıştıklarını akıl gözüne gösterir.” Âyetü’l-Kübra Risalesi de kâinatın her tarafında cari olan bu sırların nasıl müşahede edileceğini, maneviyatta kör olan gözlere delilleriyle beraber gösteren dürbün veya anahtar mahiyetinde bir eserdir.

Âyetü’l-Kübra penceresinden bakılarak hazırlanan bu çalışmada, tevhidi bir bakış açısının nasıl olması gerektiği nazarlara sunulmuştur. “Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teâvün (birbiriyle yardımlaşan), tesanüd (birbiriyle dayanışma halinde olan), teânuk (birbirleriyle kenetlenen ve kucaklaşan), tecâvübden (birbirinin ihtiyacına cevap veren) tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyeti” gösteren bu dört hakikate bakan tevhid delilleri ve sırları ele alınmıştır. 

Bu makale çalışmasında öncelikli olarak Âyetü’l – Kübra Risalesi’nin nasıl bir eser olduğu ile ilgili bazı tesbitler yapılmıştır. Daha sonra Âyetü’l – Kübra Risalesi penceresinden, kâinat kitabının hem herbir varlığın üzerinde hem de kâinatın bütününde tezahür eden teâvün, tesanüd, teânuk ve tecâvüb hakikatleri üzerinde durulmuştur. Son olarak bu hakikatlerin ne kadar mükemmel bir şekilde tezahür ettiğini gösteren bir âfâkî, bir de enfüsî vahdâniyet delili sunulmuştur. Afakî delil olarak, ağaçların kendi aralarında var olan haberleşme ağı misal olarak verilmiştir. Enfüsî delil olarak da gözyaşının yaratılış hikmetleri nazarlara sunularak teâvün, tesanüd, teânuk ve tecâvüb hakikatlerine atıfta bulunulmuştur.

—SON—

Okunma Sayısı: 1494
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı