"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ümmet adına sancı duydu

30 Mayıs 2019, Perşembe 01:23
Yönetmen Mustafa Akkad, İslâm dünyasında yüreklerin dirilişi ve birlik beraberlik içerisinde ümmet adına çabalayan, sancı duyan birisidir.

DİZİ-8: KELEBEK ETKİSİ
Dr. Aytekin Coşkun

***

Kelebek Etkisi 

Ve Himmetini Millete Adamak

Mustafa Akkad; Usta yönetmen, film dili ile hareket

Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir ya da kimin himmeti işine ve düşüncesine ise, o yine de milletine ve tarihine mal olur. Bediüzzaman’ın bu sözünden yola çıkarak bu sözle kesişenleri yazmaya çalışıyorum. 

Mustafa Akkad, 1 Temmuz 1935 tarihinde, Halep-Suriye’de, annesi Türk, babası ise Arap bir anne-babanın çocuğu olarak dünyaya gelir. Akkad, aslen Suriyeli olmasına rağmen ömrünün çoğunu Amerika’da geçirir. Gençlik dönemlerinde film yönetmenliğine merak duyar. Doğduğu Halep’ten 1950’de lise eğitimini tamamlamasından sonra babasının da iznini alarak, ABD’nin sinema merkezi Los Angeles’e göç eder, Kaliforniya Üniversitesi’nde, UCLA’da yönetmenlik, yapımcılık ve tiyatro eğitimi dersleri almaya başlar. Babası tarafından cebine 200 dolar para ve çantasına ise bir Kur’ân konularak Amerika yolculuğuna çıkmıştır. 

THE MESSAGE

Mustafa Akkad’ın başarılı bir film yönetmeni olarak ün kazanmasında Sam Peckinpah’ın katkısı çok olmuştur. Genç Akkad’ın akıl hocası olur ve Holywood’daki çevresiyle tanıştırır. Mustafa Akkad, ilk yıllarında Hollywood’un en muteber korku filmleri yapımcısıdır. Halloween adlı sinema serisini çeker. 1976 tarihinde, başyapıtı olarak anılacak olan Muhammed (asm) Allah’ın Elçisi, ülkemizde Amerika’da yayınlanan adı olan The Message; Çağrı adlı filmin çekimlerine başlar. 

1977 yılında vizyona giren filmde İslâm geleneklerine uygun olarak Hz. Muhammed (asm) ve ailesi ekranda gözükmezken, ana hikâye Anthony Quinn’in canlandırdığı Hamza ve Michael Ansara’nın canlandırdığı Ebu Süfyan’ın gözünden anlatılır. Doğu ve Batı’da gösterilmek üzere iki farklı versiyonu hazırlanan film, bütün dünya tarafından büyük ilgiyle karşılanır. 

Çekimlerine 16 Nisan 1974 günü Fas çöllerinde başlanan filmin yapım çalışmaları, bu ülkedeki yönetimin senaryoda yer alan ‘hürriyetçi mesajlara’ sıcak bakmaması dolayısıyla çok geçmeden duraklar. Aralarında, besteci Maurice Jarre, Anthony Quinn, Irene Papas, Michael Ansara, Michael Forest gibi popüler oyunculardan kurulu yapım ekibi, filmin geleceğine ilişkin politik, bürokratik ve finansal belirsizliğin çözüme kavuşturulabilmesi için üç hafta kadar bir otelde mahsur kalmış halde beklerler. Filmin yapılmasında en büyük sorun finans meselesidir. Arabistan devleti filmin masraflarını karşılamayı üzerine aldı. Filmin çekimlerine 1974’te Fas çöllerinde başlandı. Fakat filme sponsor olan Suudi Arabistan senaryoda Ashab-ı Kiram sevgisinin fazla vurgulandığını gerekçe gösterir ve filme maddî destek olmayacağını deklare ettiği gibi, ayrıca Fas hükümetine de baskı yaparak film ekibinin ülkeden ayrılmasını sağlar. Bu süre zarfında Akkad filmin yalnız 15 dakikalık bölümünü çekmiştir.

BİNLERCE İNSANIN MÜSLÜMAN OLMASINA VESİLE OLDU

Bu bölgedeki çekimler sorunsuz şekilde tamamlanırken aylarca çöldeki kerpiç evlerde konaklayan Jarre da nota kâğıtlarında o aradığı müzikal kıvamı yakalamanın keyfini çıkarır. Çekimleri bir yılı aşkın süren, 1976 yılına kadar da kurgu ve seslendirme çalışmaları yapılan ‘Çağrı’ o yıl bütün dünya ile birlikte Türkiye’de de gösterime girdiğinde sinemaseverler bu çileli serüvenin insanın içini burkan o ünlü melodisiyle ilk kez yakından tanışmış oldular. Film, ABD’de sınırlı ölçekte gösterime sokulmasına karşılık, İslâm ülkelerinde aylarca, hattâ Türkiye’de olduğu gibi yıllarca gösterilir ve büyük bir başarı kazanır. Bu arada, tıpkı filmin kendisi gibi tanıtıcı yazıları da Batı basınında zar zor yer bulabilir. Bunlardan biri de Los Angeles Times’ta yayımlanır, ama bir cümle, o da ‘göz kamaştırıcı biçimde yapılmış’ cümlesidir. 

Akkad, bir duruş adamıdır öncelikle. Türkiye – Suriye ilişkileri içinde de bir vizyona sahiptir. O, tarihe geçecek bir karakter, yönetmen ve mütefekkirdir. Çağrı ve Ömer Muhtar filmleriyle İslâm dünyasının kalbinde yer edinmiş, binlerce kişinin özellikle binlerce zencinin Müslüman olmasına vesile olmuştur.

1981 yılında Akkad’ın ikinci Libya-Arap ortak yapımı filmi olan Çöl Aslanı Ömer Muhtar vizyona girer. Yönetmenliğini ve yapımcılığını Akkad’ın üstlendiği yapım, Benito Mussolini’nin saldırdığı Libya’daki halk direnişinin simgesi olan Ömer Muhtar’ı konu alır. Başrollerinde Anthony Quinn ve Oliver Reed’in bulunduğu yapım, Muammer Kaddafi tarafından desteklendiği için eleştirmenler tarafından yerden yere vurulur. 35 milyon dolara mal olan ve sadece 1 milyon dolar hasılat getiren Çöl Aslanı, günümüzde sinema tarihinin başyapıtları arasında yer almaktadır. 

SELÂHADDİN EYYUBÎ’Yİ ÇEKEMEDİ

Tarihî açıdan önem taşıyan bu filmlerin yanı sıra ünlü korku klâsiği serisi Halloween’a da adını yazdıran Akkad, serinin bütün filmlerinin arkasındaki isim oldu. Serinin bütün filmlerinin yapımcılığını üstlenen Akkad, bu sayede Cadılar Bayramı’nın Babası lâkabını kazanır. Hayatının son yıllarını Selâhaddin Eyyubî’yi beyazperdeye çıkartacağı bir yapım için sponsor arayarak geçiren Akkad, 11 Kasım 2005 tarihinde, Amman’da gerçekleşen terörist eylemlerde bulunduğu otelin bombalanması sonucunda kızıyla beraber vefat etti. Eylemi El Kaide örgütü üstlendi. 

ÇAĞRI VE ÖMER MUHTAR

Mustafa Akkad, “Sinema silâhını kuşanmak, İslâm dünyasının son şansıdır.” der. Bu hâlâ günümüzde yeteri kadar kullanılabilen bir silâh olamamıştır maalesef. Şehit edilmeden evvel İstanbul’un Fethini, Endülüs’ü, Selâhaddin Eyyubî’yi ve İmam Şamil’i çekmek istediğini söylemiştir. O, İslâm dünyasında yüreklerin dirilişi ve birlik beraberlik içerisinde ümmet adına çabalayan, sancı duyan birisidir. 

Çağrı filmi ne zaman izlense müsbet bir enerji yaydığını, hâlâ gönülleri titrettiği bir vakıadır. Dirilişe, silkinmeye ihtiyaç olduğu dönemlerde Çağrı ve Ömer Muhtar filmlerinin kelebek etkisi şeklindeki bütün İslâm âleminde yankı bulması hâlâ devam etmektedir. Mustafa Akkad’ın filmlerinde özellikle Çağrı ve Ömer Muhtar’ın hâlâ kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir manasını taşıdığını görebilirsiniz. Nasıl “Rambo film serisinin Amerikan halkına cesaret ve onur verdiğini herkes bilir, dolayısıyla Müslümanlarında sinema dilini kullanarak bu tarz başyapıtlar ortaya koymanın çok önem arz ettiğini gelecek nesillere aktarmak gerekli. 

ÖMER MUHTAR          

 “Çağrı” filminin başarıyla yapılmasından sonra Kaddafî, Mustafa Akkad’dan Ömer Muhtar’la ilgili filmin çekilmesini ister. Mustafa Akkad, Ömer Muhtar filmi ile ilgili hatıralarını şöyle anlatır: “Kaddafî’nin teklifini kabul ettim. Finans sorunu olmadığı için film istediğim gibi çekildi. Bir sinema filmi olarak Ömer Muhtar’la gurur duyuyorum. Bu filmde sinema sanatının bütün inceliklerini kullandım.”

Mustafa Akkad’ın yarım kalmış projeleri

Mustafa Akkad İstanbul’un Fethi ve Fatih Sultan Mehmed Han’ın hayatını konu alan bir film hazırlamayı düşünüyordu. Bu proje yapım aşamasındaydı. “Fetih Projesi” de tarihî gerçeklere uygun olarak yapılacak, senaristlere Türk tarihçileri de yardımcı olacaktı. Mustafa Akkad, “Fetih Projesi”nin ardından Hollywood yapımlarına karşı, Selâhaddin Eyyubî ve Selçuklu Sultanı Alparslan’ın hayatını konu alan filmleri yapmayı planladığını da açıklamıştı.

Ünlü aktör Anthony Quin ve Mustafa Akkad’ın bir araya gelmesi “Çağrı “ filmi ile başlar. “Çağrı“ filmi çekimleri zamanı İslâm’dan çok etkilendim. Çekimler bittikten sonra Mustafa Akkad’a şunu söyledim: “Ben Müslüman olmadım, ama İslâm dinine artık daha çok saygı duyuyorum. 750 milyon Müslümanın inancı sayesinde benim de kendime olan inancım yeniden var oldu. ”Çöl Arslanı” filmi beni daha da etkilendirdi. Ömer Muhtar’ın tutuklanarak hapiste elleri kelepçeli olduğu bir sahne var. Bu şekilde abdest almaya çalışıyor. Arka plânda ezan sesi var. Ömer Muhtar’ın yanı başında ise bir İtalyan subay nöbet tutuyor. Bu sahne bence çok etkileyici oldu.”

Vahşî’yi Canlandıran Salim Gedara: “O rolden sonra sokağa çıkamadım.”

Mustafa Akkad Çağrı’da Vahşî’yi oynamayı kaldığı otelde elektrik teknisyeni olarak çalışan Salim Gedara’ya verir. Salim Gedera olayı şöyle anlatmaktadır: “Bir gün Mustafa Akkad Bana “Filmde rol alır mısın?” dedi: İlk başta tereddüt etsem de kabul ettim. Bana biraz film eğitimi verdiler. Sonra ben çekimlere katıldım. Çekim esnasında bazı olaylarla karşı-karşıya geldik. Meselâ, Hz. Hamza’nın öldürülme sahnesini çekerken askerler filme kendilerini o kadar kaptırmışlardı ki, Hamza’yı öldürecek diye bana aralarından geçmeme izin vermiyorlardı. Mustafa Akkad bu sahneyi tam beş kez çekmek zorunda kaldı. Film bitti… Bütün dünyada gösterildi. Fakat benim kötü günlerim başladı. Sokakta yürürken insanlar yüzüme tükürüyordu. Sokağa çıkamaz oldum. İşimden atıldım. Hamza’nın katili diye kimse iş vermiyordu. Kendimi tamamen kaybetmiş durumdaydım. Mustafa Akkad Beye kızdım ve ona telefon ettim. Ne yapıyorsun dedi: Ben olayları anlattım. “Allah’ından bulasın, hayatımı perişan ettin” dedim. Fakat Mustafa Bey beni sakinleştirdi.”

Kaynaklar:

Mustafa Akkad’ın filmleri.

Halloween: Resurrection, 20 Years Later, The Curse of Michael Myers, The Return of. 

Lion of the Desert, Ömer Muhtar: Çöl Aslanı, The Message (Çağrı). 

SON

Okunma Sayısı: 2560
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı