"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

28 Şubat notu

Durmuş Ali İnci
03 Mart 2024, Pazar
''Sakın, sakın! Dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın?” (Kastamonu Lâhikası)

Bu dehşetli darbe zamanında üç kızım, Kütahya, Konya ve Kayseri’de üniversite talebesi idi. Çocuklukları Çanakkale’de geçmişti. O zaman Çanakkale Eğitim Yüksekokulu’nda öğretim görevlisi olarak çalışıyordum. Talebelerimin çoğu komünizmi benimsemişti. 

Coğrafya ilminin hakikatleriyle Allah’tan bahsediyordum. Yani dinsizlik cereyanına karşı Kur’an’daki Allah inancını Risale-i Nur vasıtasıyla, ilmi delillerle izah ve ispat eden bir hizmetin içinde idim. Yeni Asya Gazetesi aracılığıyla siyasî ve içtimai düşüncelerimizi de anlatmaya çalışıyorduk.  

Kur’an’ın hakikatlerinin anlatılmasından dolayı talebelerim ve dostlarım arasında büyük bir teveccüh olmuştu. Okulda haftalık ders programım olduğu gibi meraklı suallerine cevap arayan talebelerim için de evimde bir programım vardı. Kız talebelerimize eşimle birlikte Risale-i Nur’dan yaptığımız derslerde, hakikatlerini nakşederek dinleyen üç kızım hep oradaydılar. 

İlkokulu bitirdiklerinde her birisi kendi iradeleri ile başlarını anneleri gibi örtmüşlerdi. Kızlarım başarılı bir orta öğretim sonrası üçü de ilk girişlerinde üniversitemizin en çok tercih edilen bölümlerini kazanmışlardı. Çocuk iken başlayan ve İslâmiyet toprağında iman suyu ile yeşeren genç filizler, 28 Şubat denilen kavurucu, soğuğuyla yakan dehşetli zemheri ayazı gibi bir fırtınada yanıp kavruldular. Fırtına ve ayaza rağmen yükseldiler. Haklarını kanun yoluyla almaya çalıştılar. 

Ancak, “Anayasa da benim, kanun da benim” diyen Avrupa zalimleri ve Asya münafıklarından oluşan, kin ve nefretle dolu bir güç onları durdurdu. Kayseri’de imanlı bir hakime hanım İslâm’a taraf görüş beyan ettiği için ikinci celsede sürgün edildi. Ne adalet vardı, ne de yasa, anayasa. Her şey yasakçı ve kindar bir iradenin elindeydi. 

Fakat bu bir imtihandı, iman-küfür mücadelesi idi. Bu asırda cihad ilim ve ikna ile yapılmalıydı. Birçok ehl-i iman okullarından atılsa da manevi cihadda birlik oldular. Bundan kuvvet alarak cihad-ı manevi ile vatan sathında gayretle direnen bu sağlam kök ve gövdeli fidanlar yeniden filiz verip çiçekler açmaya başladı. 

Bin yıl süreceği söylenen bu zındıka gücü, çöle düşen yağmur damlaları gibi birçoğu buhar olup giderken nurun hakiki şakirtleri birleşen yağmur damlaları gibi çölü de ıslattılar. Genç fidanlar çiçeklerini meyveye döndürdüler. 

Ancak o gün zalim düşman karşımızda belliydi. Arkamızda ise şerre karşı kimisi bizzat yanımızda, kimisi sözleriyle, büyük bir kısmı ise kalben duaları ile destek veren Müslümanlar vardı. 

 

              

Okunma Sayısı: 1141
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    3.3.2024 09:25:39

    Üstad'ımız 60-70 sene evvel " Sakın,sakın! Dünya cereyanları,hususan siya set cereyanları ve bilhas sa harice bakan cereyan lar sizi tefrikaya atmasın." diyerek bizleri cidden uya rıyor.Üç cereyana karşı biz leri ikaz ediyor. 1-Dünya cereyanları, 2-Siyasi cereyanlar, 3-Bilhassa harice bakan cereyanlar.Peki bu ihtar ve ikazlara karşı bizler ne yaptık? Lebbeyk Üstadım deyip,aynı uyarı ve ikazla rı dikkate alarak, son dere ce zararlı olan bu cereyan lardan kendimizi koruduk mu? Yoksa bilerek veya bilmeyerek bu cereyanlara kapılarak, tefrikaya mi düş tük.Çok acı bir durum ki ikinci şık hayatımızda ger çekleşti.Bu dağınık ve perişan halimiz;Üstad'ımı zı dinlemememizin sonucudur.Keşke tarihten ders alıp, birlik ve beraber için, ittihad-ı islam için bir gayretin içine girebilsey dik....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı