‘Duâ bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyyet ise, hâlisen livechillah olmalı. Yalnız aczii izhar edip, duâ ile ona iltica etmeli. Rububiyyetine karışmamalı. (23. Söz)
Evet, “hâlisen livechillah” için yapılan duâlar kabul oluyor ve hemen herkes de hayatından böyle kabul olmuş duâlara şahit olmuştur. Biz de şahit olduğumuz “kabul olmuş duâlar”dan bir kaç tanesini bir takdis-i nimet olarak arzetmek istiyoruz.
Lâle soğanlarının duâsı: Üstad Hazretlerinin Mesnevî-i Nuriye’de şöyle güzel bir sözü var. “Her bir varlık için bir kemal noktası tayin etmiştir Rabbimiz. O noktaya varması için o canlıya her türlü yardımı yapıyor. Geçmişteki baş örtüsü yasağı sebebiyle Hollanda’ya okumak için giden kızım, yaz tatiline gelirken Bursa’ya lâle soğanları getirmişti. Biz onları bir kenara koymuştuk. Fakat unuttuk nereye koyduğumuzu. Ev sahibi su sayaçlarını ayırmak istediğini söyledi. Sayaç takılacak yerin önünde de kitaplık vardı. Mecburen o kitaplığın yerini değiştirdik. Bu sırada ortaya çıktı lâle soğanları. Hilâfsız hepsi de çillenmiş filiz çıkarmışlardı. Demek ki onların fıtrî olarak “ben lâle olacağı” duâsı kabul olmuştu. Ve Rabbim bu gün lâle soğanlarını toprakla buluşturdu. Elhamdülillah.
Tahiri Mutlu Ağabey’in Ömer Usta (Ömer Ekler) için yaptığı duâ: Üstad Hazretlerinin arabasını tamir eden Bursa’daki Ömer Ustanın (Ömer Ekler) bir hatırasını yad ettirdi. Ömer Ağabey’e Tahiri Mutlu Ağabey Üstad’ın arabasını tamir için getirmiş. Kendi tamirhanesi yok. Tabiîki başka birinin tamirhanesinde tamir etmiş arabayı. Tahiri Ağabey Yeşil Şible dershanesinde kalıyormuş. Şimdi Ömer Usta kendi kendine düşünüyor “ben, şimdi Üstadın arabasından nasıl tamir parası alırım.” diye. Bu halde dershaneye geliyor. Kapıdan girerken Tahiri Mutlu Ağabey, Ömer Usta’nın sırtını sıvazlıyor. Ömer kardeş Üstadın arabasından artık para almazsız değil mi?” diyor. Tamam almayacağım da yalnız bana duâ et de benim de bir tamirci dükkânım olsun.“ diyor.
O gece Tahiri Mutlu Ağabey güzel bir duâ ediyor. Sabah kiralık dükkân ararken; Üstadı’n arabasının tamir edildiği dükkanın bitişiğindeki Sivas’lı birine ait çok büyük bir cam dükkânı boşaltılmış. Normalde çok tembel olan dükkân sahiplerinden biri de o gece canla başla çalışıp dükkânı boşaltmışlar. Ömer Usta soruyor niye boşalttınız diye. Onlar da: Bizde bilmiyoruz niye boşattığımızı.” diyorlar.
Evet duâyı yapan kim? Bediüzzaman sadâkatle hizmet eden Tahiri Mutlu Ağabey. Üstad Hazretlerinin böyle sâdık muhterem bir talebesinin duâsını Rabbimiz reddeder mi?
Son bir örnek: Osman Zengin Ağabeyin derse götürdüğü komşusunun “Allah (cc) razı olsun” Duâsından sonra geçirdiği trafik kazasında arabanın işe yaramaz hale gelmesine rağmen kendisinin sağ- salim kurtulması olayı da kabul olmuş bir duâ misalidir.
Kısaca duâ, rahmet hazinesinin anahtarıdır. Yeter ki Rabbimizden istemesini bilelim. Yani ne isteyeceksek ihlâsla, samimî bir şekilde isteyelim. Ve de O’na teslim olup, tevekkül edelim.
“İşt ey âciz insan ey fakir beşer! Duâ gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medarı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış; âlâyı illiyin-i insaniyete çık.” (23. Söz)