Sahnenin Dışındakiler romanının karakterlerinden olan İhsan ve Arif arasında Balkan savaşlarından mağlubiyetle çıkan Osman Devleti’nin nasıl ayakta kalacağına dair fikrî bir münazara hatta bir münakaşa yaşanır.
Devletin geldiği olumsuz durumdan kimin sorumlu olduğu, devletin yaşadığı çöküşte kabahatin kimlerde olduğuna dair aralarında geçen konuşmayı önce paylaşmak istiyorum.
“–(Arif) Kabahat kimin? Hürriyet, hürriyet! diye bu millete batıranlara söyle…
-(İhsan) Hürriyet, her yerde ve her şart içinde daima istenecek şeydir. O insanlığın merhalesidir. Hürriyet için icabında her şey feda edilir. O bir terbiyedir, idealdir. Onunla siyasi hadiseleri, bir kısmında şahsen methaldar olduğunuz hataları ne diye karıştırıyorsunuz?”
Romanın karakterleri arasında geçen bu konuşma aslında uzunca bir konuşmadır. Ama biz uzatmamak için yazımıza konu kısmı aldık. Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü girdabın ana sebebi meşrutiyetin, hürriyetin ilanı mıdır? Yoksa bütün yaşananlar şahsî hatalara mı bağlıdır? Soruları arasında bir tartışma yaşanmaktadır. Ancak ihsan karakterinin verdiği cevap ile hürriyetin nasıl değerlendirilmesi gerektiği çok güzel bir şekilde ifade edilmiştir. Romanda anlatılan dönemin, bizzat şahitlerinden olan hatta yaşananların içerisinde bulunan Bediüzzaman Said Nursî; “Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise; hakiki adalet, ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir. Muhafazasına çalışınız. Zira, dünyevî saadetimiz meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade bir zarardîdeyiz.” 1 diyerek, olay ve kişilere bakmadan meşrutiyet ve hürriyetin manası, hakikati ve ideali üzerinden hareket etmiştir.
Yine “Bazı memurların ef’ali [fiilleri], adem-i ülfetten dolayı [alışmamış olma] size yanlış gösterdiği ve şiddetten neşet eden müşevveşiyetle[karışıklık] hâl-i hazırdan fehmettiğiniz meşrutiyeti tefsir etmeyeceğim.”2 İfadesi ile şahıslar tarafından yapılan yanlışlar ve yaşanan olayların verdiği menfi tesirlerle meşrutiyet ve hürriyetin değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Günümüze gelecek olursak gerçek demokrasiye sahip ülkelerin bazı dönemlerde bazı şahıslar yüzünden yaptıkları yanlışlar demokrasinin en ideal yönetim sistemi olmasını değiştirmez. Onun sahip olduğu değerleri silip atamaz. Onu manasız, değersiz ve geçersiz kılamaz. Onun için demokrasi düşmanlığı ile çeşitli istibdatlara kuvvet vermemek lazımdır.
Dipnot:
1- Divan-ı Harb-i Örfî
2- Münazarat