"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Devlet malı: Emanet mi, fırsat mı?

Erol Sarı
05 Nisan 2026, Pazar
Kimilerinin söylediği “Devlet malı deniz, yemeyen keriz.” sözü ahlâken, örfen, dinen tamamen yersiz, yanlış bir ifade.

Fakat bu cümlenin arkasında çoğu zaman fark edilmeyen, edilse de aldırış edilmeden işlenen bir eylemler dizisi var: Devlet malı aslında milletin malıdır. Daha doğrusu, her bir ferdin hakkının bulunduğu ortak bir emanettir. Bu sebeple kamu malını hoyratça kullanmak, gerek ferden gerekse toplumsal olarak sadece bütçeyi zorlamak değil; doğrudan doğruya kul hakkına girmektir. 

İsraf, Kur’ân’ın açıkça nehyettiği bir davranıştır. “Şüphesiz israf edenler şeytanların kardeşleridir” (İsrâ, 27) ayeti, meselenin sadece ekonomik değil, ahlâkî ve manevî boyutunu da ortaya koyar. Fert için geçerli olan bu ölçü, devlet için haydi haydi geçerlidir. Çünkü kamu adına yapılan her harcama, milyonların alın terinden süzülerek oluşan bir bütçeden karşılanır. 

Bugün kamu kaynaklarının kullanımına baktığımızda, “ihtiyaç” ile “itibar” kavramlarının sıkça karıştırıldığına şahit oluyoruz. Oysa devletin itibarı gösterişte, haramda, israfta değil; adalette, şeffaflıkta ve tasarruftadır. Lüks binalar, abartılı araç filoları, ölçüsüz temsil giderleri bir devleti büyütmez. Bilakis, milletle arasına mesafe koyar. 

Risale-i Nur’da Bediüzzaman Said Nursî, “İktisat eden maişetçe aile zahmet ve meşakkati çekmez” der. (İktisad Risalesi). Bu prensip, sadece hane için değil; devlet için de geçerlidir. Devlet de bir nevi büyük bir ailedir. İsraf arttıkça yük artar; yük arttıkça vergiler ağırlaşır; vergiler ağırlaştıkça toplumda huzursuzluk büyür. Neticede faturayı yine millet öder. 

Kamu malının çarçur edilmesi, çoğu zaman “nasıl olsa devletten” anlayışıyla meşrulaştırılmaya çalışılır. Oysa devlet dediğimiz yapı, gökten inmiş müstakil bir varlık değildir. O bütçede emeklinin maaşından kesilen pay da vardır, esnafın ödediği vergi de, işçinin alın teri de… Dolayısıyla kamu malına zarar vermek, rast gele dilediğince harcamak; bir yönüyle komşunun, işçinin, çiftçinin, tüyü bitmemiş yetimin hakkına tecavüzdür. 

Asıl mesele zihniyettir. Kamu görevi bir imkân, fırsat değil, emanettir. Emanete riayet ise imanın bir gereğidir. Peygamber Efendimiz (asm), kamu malından haksız yere istifade edenleri ağır ifadelerle ikaz etmiştir. Çünkü kamu malı, şahsî maldan daha hassastır. Zira şahsî malda bir hak sahibiyken, kamu malında milyonlarca hak sahibi vardır. 

Bugün ihtiyacımız olan şey, sadece tasarruf genelgeleri değil; tasarruf ahlâkıdır. Hukukun üstünlüğü, şeffaf denetim mekanizmaları ve hesap verilebilirlik, kamu malını korumanın en sağlam teminatıdır. Denetimsiz güç, israfa kapı aralar. O kapı açıldığında ise kapanması zor olur. 

Yeni, her daim yeniden yeniye bir anlayışa ihtiyaç var: Devlet malını korumayı bir ibadet şuuru içinde görmek… Makamı değil, emaneti önceleyen bir kamu kültürü inşa etmek… İsrafı sıradanlaştıran değil, utanç vesilesi sayan bir toplumsal şuur oluşturmak… 

Unutulmamalıdır ki devlet malına gösterilen hassasiyet, milletin devlete olan güveninin temelidir. Güven zedelendiğinde ise sadece bütçe değil, birlik de zarar görür. Kamu malı bir imkân, bir fırsat değil emanettir. Emanete riayet ise hem hukukun, hem vicdanın, hem de imanın gereğidir. 

Okunma Sayısı: 230
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı