İnsan, çoğu zaman sakin ve düzenli gördüğü dünyada yaşarken, kâinatın derinliklerinde işleyen büyük kuvvetleri fark edemez.
Oysa varlık âlemi, son derece hassas dengeler üzerine kurulmuştur. Bu dengeleri ayakta tutan tekvînî kanunlar, aynı zamanda büyük bir çözülüşün de zeminini içinde barındırır. Kıyamet, bu İlâhî düzenin farklı bir tecelli ile değişmesi ve kâinatın yeni bir safhaya geçmesidir.
KOZMİK DENGENİN BOZULUŞU
Kıyametin kopmasına dair en dikkat çekici ihtimallerden biri, dünyanın başka bir gök cismiyle çarpışmasıdır. Uzay boşluğunda saatte yaklaşık 108.000 kilometre hızla hareket eden iki büyük kütlenin çarpışması, insan aklının sınırlarını zorlayan bir enerji açığa çıkarır. Bu büyük sarsıntı, Kur’ân’da çarpıcı ifadelerle haber verilir: “Güneş dürülüp toplandığında; yıldızlar döküldüğünde; dağlar yürütüldüğünde.” (Tekvir 81:1-3). Bu tasvirler, sadece sembolik değil; aynı zamanda kozmik ölçekte bir çözülüşün işaretleri olarak da okunabilir.
YERİN DERİNLİKLERİNDEKİ ATEŞ
Jeoloji bilimi, yerin derinliklerine doğru indikçe sıcaklığın sürekli arttığını ortaya koyar. Ortalama olarak her 30–33 metrede yaklaşık 1°C artan bu sıcaklık, dünyanın merkezine doğru binlerce dereceye ulaşır. Günümüz bilimsel verilerine göre çekirdek sıcaklığı en az 5000°C civarındadır. Bu devasa ısı, normal şartlarda yerkabuğunun koruyucu yapısı sayesinde dengede tutulur. Ancak büyük bir çarpışma veya küresel ölçekte bir kırılma, bu dengeyi tamamen bozabilir.
DENİZLERİN ATEŞE DÖNÜŞMESİ
Böylesi bir kozmik sarsıntı anında yer kabuğu yarılır, yerin derinliklerindeki magma ve aşırı sıcak katmanlar yüzeye çıkar. Okyanuslar hızla ısınır, kaynamaya başlar ve buharlaşır. Sıcaklık birkaç bin dereceyi bulduğunda, suyu oluşturan hidrojen ve oksijen atomları ayrışır. Hidrojen yanıcı, oksijen ise yakıcı özelliği artıran bir gazdır. Bu iki unsurun birleşmesiyle denizlerden yükselen buhar, yerini gökyüzüne uzanan dev alevlere bırakır. Böylece suyun ateşe dönüşmesi gibi dehşetli bir manzara ortaya çıkar. Bu durum, “denizlerin kaynatılması” ifadesinin dikkat çekici bir tecellisi olarak değerlendirilebilir.
ATEŞİN NURU VE BÜYÜK AYRIŞMA
Kıyamet, yalnızca bir yıkım değil; aynı zamanda büyük bir ayrışmadır. Maddenin içindeki zıt unsurlar çözülür, enerjiler farklı mahiyetlerde ortaya çıkar. Yıldızların yapısındaki enerji bile farklı yönlere ayrılır; bir tarafta yakıcı ve karanlık ateş, diğer tarafta aydınlatıcı nur tecelli eder. Bu süreç, varlığın gizli yönlerinin açığa çıkması anlamına gelir.
Sonuç olarak, kâinatı ayakta tutan tekvînî kanunlar, aynı zamanda onun sonunu hazırlayan İlâhî programın da parçalarıdır. Denizlerin ateşe dönüşmesi, sadece fizikî bir hadise değil; kudretin büyüklüğünü gösteren sarsıcı bir ikazdır. İnsana düşen ise bu büyük hakikati kavrayarak, ebedî yolculuğa hazırlıklı olmaktır.