"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kâtiplerin kalemi, hatiplerin kelâmı kibar olmalı

Erkam Yıldırım
14 Temmuz 2019, Pazar
Kalemin, dilinden dökülecek kelâmın mukadderatı bu âlemin fâni, öteki âlemin ebedî nüktelerini ve nimetlerini ihsanı Yüce Kerîm’in rahmetinden dökülüyor.

Söylenecek kelâm hangisine, hangisinin dengine giydirilecekse, ruhunun kudreti şefkat ve merhamet, aklının terazisi adalet olduğunda, kelâmın tesiri gönül gözüne değip, kâinatta var olan her şeyi bir rahmet bir bereket bir de aşk bilecektir.

Kelâmın kudreti, tesirli oldukça ruhun gıdası, aşkın lezzeti, rahmetin nimeti basireti açarak, yürüdüğü her yolda, adım adım ya da koşa koşa Yüceler Yücesi Rabb-i Rahimin tekliğini ve birliğini kalbinin atışlarının  her ritminde hissederek bir hiç olduğunu idrake başlayacaktır. Her eğildikçe eriyecek, her eridikçe gönül onu derinine çekecek. Çünkü ebediyet ve beka isteyecek. Ondandır ki Bediüzzaman “Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim,” demesindeki hikmette bu olsa gerek. 

Bunun yanında “Cânımı cânan istemiş, minnet cânıma. Can nedir ki vermiyem cânânıma,” diyen Fuzulî bu âlemin fâni olduğunu söyleyerek Sultan-ı Sübhan’a sığınmaya çağırır bizi. Bu iki kudretli söz dururken gönül yuvasında günümüz kalemlerinin sert ve bir o kadar parçalayıcı dile yönelmesi üzüntü ile karşıladığım ve hasretle beklediğim yüce ve nâzik cümlelerin kurulmasına maalesef engel teşkil etmekte. Kısa süreli bir ömürde bu derece kalb yaralayıcı, ve nezaketten uzak dillerin dolaştığı bir zamanda “karanlığa küfredeceğine kalk bir mum yak “diyen Konfiçyüs’ün veciz sözü de akıllara gelen ilk özlü sözlerden biri olmakta.

 Böyle veciz ve ölçü alınması gereken ebedî sözler var iken, dünya namına ve mahşer rağmına yaradılış kanununa ve fıtrata aykırı hareket etmek, giydirilmemesi gereken libasları kelimelere giydirmek, hangi varlık ve âlemin menfaatine? 

Toptancı olmak yerine eldeki kilimi ilmek ilmek, renk renk dokumak,  her varlığın istinadı ve istidadının  birbirinden farklı olduğunu gözeterek, kurulacak cümlenin  ruhuna uygun bir şekilde söylenmesi, ayrıca naif ve nazik olması, cümlenin kudret ve  kuvvetini daha anlaşılır kılıp sevkini doğru yolda doğru bir şekilde ulaştırmaz mı?  

Sonuç olarak demeliyim ki, kâtiplerimiz kalemlerine, hatiplerimiz kelamlarına biraz şefkat biraz merhamet çokça adalet ve hoşgörü koymalı ki  hem bu âlemin fâni ve fena olduğunu idrake vesile olmalı, hem de ahiret âlemini unutmadan ebediyeti bizlere hatırlatmalı. Bu dünyanın fuzul, ve mâlayani meşgulietine ve câzibesine kapılmadan, bir Bediüzzaman ve bir de Fuzuli’yi hatırlayarak, yaşamalı, yaşatmalı.

Okunma Sayısı: 928
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı