"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kendine meydan okumaya var mısın?

Erkam Yıldırım
04 Nisan 2020, Cumartesi
Cümle tam şöyle başlıyordu “herkesin önce kendine meydan okuduğu bir gün dilerim.”

İlginç, ama anlam dolu ve çarpan etkisi oluşturan bir cümle. Hatta insanın kendisini kendisi ile birleştiren ve kendisini özel hissettiren bir cümle. Özellikle bu zamanda söylenmesi gereken en cesur kelime birliği gibi duruyor zannımca. Yaşanan onca şeylerin altında başkalarına, başka canlılara hatta (haşa) kadere meydan okuma serüveni moda gibi yayılırken, böyle bir ifadeyi dile getirmek cesur bir gençliğin elinde olmalı. Evet bir genç kız sosyal bir platformda paylaştığı ifadeler yazının girişinde yazdığımın aynısı ve bir umudun fidesi. Ancak şunu belirtmeliyim ki “insanın önce kendine meydan okuması cesaret isteyen bir durum. Kolay olmadığı elbette aşikâr ancak, neden olmasın ki, hele tamda şu an. Ve elimizde varken böyle zeki ve cesur genç bir nesil. Onların bunu fazlasıyla başarabileceğine inancım hâlâ tam. Size ve başta kendime sloganım şu olmalı: “Kendine Meydan okumaya var mısın?”

Belkide bilmiyorsundur nasıl olacağını nasıl işleyeceğini bu durumun. Belki de tereddüt içindesin biliyorum. Bu slogan titretti seni, farkındayım. Tam da bunun için diyorum. Titreyip kendimize gelmenin tam sırası. Öyle değil mi..? Yoksa sen hâlâ Hafız-ı Şirazi’ nin şu elmas kıymetinde ki cevheri duymadın mı?: “ Dünya öyle bir metaa değil ki bir nizaa değsin.” Yani dünya öyle sanılandan öte kıymetli bir yer değil ki kavga edelim. Eğer kavga edeceksek günah işlememek ve ah almamak için nefsimizle kavga edelim. Yoksa elimizden kayıp gidecek her şey. Unutma “insan önce kendine meydan okudukça meydan (ı) okuyabilir“ ancak “Meydan okumak için de önce insanın içinde ki Meydan(ı) okuması gerek”. Yoksa sen ben ve biz, hepimiz birileri tarafından sürekli av olarak, bir avcı tarafından avlanmaya devam ederiz. Kim beni avlayabilir ki deme sakın. Neden dersen içinde ki nefis ve şeytan yetmez mi sana seni avlamak için. Şimdi gelin, bırakalım dışımızdakileri.

Hepimiz zaten nefis taşıyoruz ve “En büyük cihad nefis ile olan cihaddır” demiyor mu Peygamberimiz (asm) Biz insanlığı bu duruma getiren zaten nefis değil mi ? Yani hırsımızın, kötü huylarımızın, kıskançlığımızın, hasetliğimizin ve daha bir çok şeyin sebebi nefsimiz değil mi? O zaman bırakalım dışımızdakileri, yani birbirimizi. İçimizdekilere meydan okuyalım. Eğer içimizdekine meydan okursak çoğu şeyi zaten başarmış olacağız. Çünkü şimdiye kadar çoğu kez içimizdekiler avladı bizi ancak bizler farkında bile değildik. Şimdi içimizdekini biz avlayalım ve izini sürelim avlarımızın. Yoksa ne meydan okuyabiliriz, ne de Meydan(ı) ...

Peki bunu nasıl başarabiliriz diyorsan çok kolay hemen anlatıyorum. Nefsimizin şimdiye kadar itaatsiz davranışları karşısında ona yapılacak en güzel meydan okuma, bizim ona itaatin nasıl olması gerektiğini öğretmek olacak, ama onun bize yaptığı gibi değil. Nasıl mı? Şöyle; onun kan damarlarına içimizdeki sese itaat etmesi gerektiğini aşılayıp, imanî hakikatlerin Nur ile dolu hikmetlerini ikinci bir defa mezc edip artık Rabbanî emirlere uyması gerektiğini anlatalım. Hakikatleri, görgü kurallarını, örf ve adetlerimizi müsbet olan geleneklerimizi, saygımızı güven ve şefkatimizi, bir annenin kilimi ilmek ilmek dokuması gibi, nefsimizin idrakine mezc edelim. Bunu yaptıktan sonra, bekleyerek izini sürelim. Günbegün takip edelim kendimizi. Ta ki, kendil(li) olmaya başladığımız kanaatine varana kadar. Bunu gönülden hissetmeye başlayana dek. Ve sonra bizi avladığı günlere inat. Yine itaatsiz davrandığı vakit ona “Mehâsinin hep mevhûbedir; seyyiâtın meksûbedir” yani “Sende bir güzellik var ise, senden değildir, sana ihsan edilmiştir. Sende bir hata, günah var ise, O da senin kendindendir, yani meksûbedir sana“ deyip hodgam nefsin bedbaht tavırlarına karşı, bir çekiç ile vurur gibi vuralım kafasına. Tâ ki kendi içimizdeki nefsimizi düzeltene dek. Eğer bunu başarabilirsek, yani günah işlemenin terkini sağlayabildiysek bir ikinci adıma, oyunun ikinci level’ ine atlayalım. Birincisinde nefsimizin emrettiği günahların terkini öğrettik ona. İkinci level’ de ise, nasıl iyi şeyler yapabiliriz’in dersini vermeye çaba sarf ederek bir lokman hekim gibi “Kendimize Meydan Okumanın” kapılarını aralamaya başladığımızın cilvelerini anbean izini sürelim ve sadece seyredelim.

İşte o zaman izini sürdüğümüz her günde ömrümüzce bizi aslında avlayanın “İçimizdekiler” olduğunu fark ettiğimiz an, artık biz avcı, onlar bizim avımız olacak. Sonra ne mi olacak? 

Çok uzaklarda aradıklarımız aslında yüreğimizin kıyısında yıllardır bizleri hasretle bekledikleri anı yaşayacağız ve sadece yılların sinesinde taşıdığı göz yaşları ile Rabbin huzuruna kavuşacağız. Yani huzur, özlem, erdem, doğruluk nezaket güzel sözlü olma, merhamet ve şefkat gibi bir çok şeyi karşılıklı olarak yani (Komşunun komşuya, arkadaşın arkadaşa ve toplumun kendine) olan saygısı inşallah bir Nur gibi inkişaf edecek.

Son sözüm şu olmalı ki, içindeki nefis ve şeytana meydan oku ki, nefis ve şeytana yer kalmasın. Yani kendine meydan oku ki, kâinatı da okuyabilesin..

Şimdi kendine meydan okumaya var mısın?

Okunma Sayısı: 989
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeynelabidin Çelik

    4.4.2020 07:04:08

    Güzel bir yazı. Allah nefsimize karşı olan mücadelede kazanmayı nasip etsin. Amin

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı