"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Ömer (ra) hakkında asılsız senaryo (1)

Feyzullah ERGÜN
16 Ağustos 2020, Pazar
Mısır, İslâm hakikatleriyle Hz. Ömer’in (ra) halifeliği devrinde, M. 640-642 yıllarında fethedilerek şereflenmiştir.

Tarihin çok eski devirlerinden miras kalan medeniyet eserleri de, İslâmiyet’in koruyucu kanatları altına alınarak kaybolmaktan kurtarılmıştır. Mısır’ı fetheden İslâm ordusunun kumandanı Amr ibn’ül As (ra), yapacağı her faaliyeti Hz. Ömer (ra) ile dikkatli bir meşveret sonucunda idare etmekle, bu başarıya ulaşmıştır. Fetih sırasında gerçekleştiği belirtilen asılsız ve hiçbir bilimsel kaynağa dayanmayan senaryo ise, İskenderiye Kütüphanesi’nin Hz. Ömer’in (ra) bir emriyle Müslümanlar tarafından yakılması olayıdır. Bu dehşetli olayın hayret edilecek yönü, Hz. Ömer’in (ra) dindarlığını yüceltmek amacıyla, İslâm tarihçileri tarafından efsaneleştirilerek, senaryolaştırılmasıdır. Hiçbir tarihî kaynağa dayanmayan bu bilgi kirliliğini araştıran Batılı tarih otoriteleri, böyle bir olayın o dönemde yaşanmadığı konusunda söz birliği etmişlerdir. Bu konuyu detaylarıyla ortaya koymak, bize borç olduğundan, bu noktanın aydınlatılmasına sabırla gayret edeceğiz.

Mısır fethedilirken İskenderiye’deki Museion ve kütüphanenin Araplar tarafından yakıldığı İbn el Kıftî (M. 1172- 1248), Makrizî (1364- 1442), Kâtip Çelebi, Abd el Lâtif (1162- 1231) adlı Müslüman ve Ebûl Farac el Meletî (Malatyalı) gibi Hıristiyan tarihçiler tarafından hayal mahsulü olarak geniş ve abartılı bir şekilde anlatılmıştır. Bu yazılışın mizansen ve senaryosunun temeli ve hareket noktası sözüm ona Hz. Ömer’e (ra) olan sevgi ve bağlılığın olduğu öne sürülmesi, kaş yapayım derken, gözün çıkarılmasına benzetilebilecek bir ifrat örneği olabilmiştir. Oysa tarihin derinliklerini araştıran oryantalist tarih araştırmacılarından L. Krehl 1878, A.J. Butler 1902, Breccia, G. Furlani 1924-1925, P. Casanova 1923 yıllarında yayınlanan eserleri ile Dr. Max Mayerhof’un 1933-1942 de belirttiği gibi, İskenderiye’nin fethinden 600 sene sonra Hz. Ömer’in (ra) dindarlığını yüceltmek kastıyla uydurulmuş efsaneden ibarettir. (Hz. Ömer’e (ra) ilişkilendirilmek istenen bu hayal mahsulü yanlış bilginin Hıristiyan oryantalistler tarafından açıklığa kavuşturulması ibretle ve teşekkürle hatırlanması gerekir. F. E.)

Tarih al Hûkema adlı eserinin 350. Sahifesinde, bu yakılma hadisesi en geniş olarak İbn el Kıftî tarafından anlatılır. Onun anlatışına göre; İskenderiye fethedildiğinde ordu komutanı Amr (ra), Halife Ömer’e (ra) (bir mektupla), oradaki Yunanca kitapları ne yapacağını soruyor. O da, ona şöyle cevap veriyor: “Eğer onların içindeki KUR’ÂN’DA varsa onlara ihtiyaç yok, eğer onların içinde Kur’ân’dakinden başka şeyler varsa, o zaman zararlı olduklarından imha edilmesi gerekir.” O zaman İskenderiye’deki hamamlar, bu kütüphanede bulunan Papyrus üzerine yazılmış kitaplarla 6 ay ısıtılmış! Ayrıca bu hikâyesini İbn el Kıftî, Johannes Philoponos adında İskenderiyeli bir âlimle Amr ibn el Âs (ra) arasında geçen bir konuşma ile süsler. İskenderiye’nin fethinden 530 sene sonra doğan İbn el Kıftî’nin, gerçi İslâm devri ilim adamları arasında mümtaz bir yeri varsa da, bu haberi emin olmayan bir kaynaktan alarak yazmakla, ifrat yoluna kaydığından, kitabına almak hatasına düşmüştür.

Zira bu haberde zikredilen ve Amr ibn el Âs (ra) ile konuşması zikredilen Johannes Philoponos, Max Mayerhof’un belirttiği üzere, İskenderiye’nin İslâm ordusu tarafından Hz. Ömer (ra) devrinde fethinden yüz yıl önce yaşamıştır. Böyle olunca Johannes Philoponos’un Amr ibn el Âs (ra) ile konuşması tamamen uydurma bir hikâye olarak ortaya çıkıyor. Yalnız çok garip olan taraf, Belazurî ve İbn Abdelhakîm gibi daha eski devirde yaşamış İslâm yazarlarının eserlerinde İskenderiye’nin fethi en ince teferruatına kadar zikredilmesine mukabil, kütüphanenin yakılma hadisesinden hiç bahsedilmeyişidir. Ayrıca Ebul Farac’ın anlattığı yangın hadisesinin, İslâm fethi sırasında olduğunu reddeden Edward Gibbon, L. Krehl ve Max Mayerhof tarafından, İskenderiye’deki kütüphanenin, İslâm fütuhatı esnasında zaten mevcut olmadığı, yani daha evvel ortadan kalktığı ileri sürülmüştür. Bu meşhur kütüphane, İslâmiyet’ten çok önce M.Ö. 47 senesinde Julius Caesar’ın Mısır’a girişinde yapılan savaş esnasında yanmıştı. Orada saklanan kitapların büyük bir kısmının bu yangında mahvolmasına dair L. Krehl’in eserinde verilen tarihî malûmat çok mühimdir.

Max Mayerhof ile L. Krehl’in araştırmalarına göre; Hıristiyanlarla, eski Yunan dinine bağlı olanlar arasındaki savaşta 366 senesinde İskenderiye’deki Caesareums, 391 veya 398 senesinde Hıristiyan patriği Theophilos’un kışkırtması üzerine, İmparator Theodosius zamanında meşhur Serapeum Kütüphanesi mahvedildi. Filozoflar bir zaman için İskenderiye’yi terk etmek mecburiyetinde bırakıldı. Kütüphaneye bağlı Serapis mabedi bir Hıristiyan kilisesine tahvil edildi.” 1

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnot:

1) Prof. Dr. Feridun Nafiz UZLUK, Toplu Makaleler, c. 1, s.  1230 T.T.K. Yayınları 2017.

Okunma Sayısı: 1825
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı