"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur, küresel akademinin gündeminde

23 Ocak 2026, Cuma 10:24
Malezya merkezli akademik bir çalışma, Risale-i Nur’un Kur’ân’a dayalı medeniyet anlayışının yalnız Müslümanlar için değil, insanlığın ortak meseleleri için de bir diyalog zemini sunduğunu ortaya koydu.

Çağımızın Kur'an Tefsiri Risale-i Nur Külliyatını daha yakından tanıyalım?

Uluslararası Sosyal Bilimlerde Araştırma ve İnovasyon Dergisi (IJRISS) Aralık 2025 sayısında, “Said Nursî ve Kur'ân'ın Birlikte Yaşama Vizyonu: Kutuplaşma Çağında Medeniyetler Arası Diyaloğu Yeniden Düşünmek” isimli bir makale yayınlandı.

Günümüz dünyası; dinî, kültürel ve ideolojik kutuplaşmaların derinleştiği, kimliklerin karşıtlık üzerinden tanımlandığı bir dönemden geçiyor. Bu atmosferde “birlikte yaşama” fikri, çoğu zaman yüzeysel bir hoşgörü söylemine indirgenirken, hakikî bir ahlâkî ve fikrî zeminden yoksun kalabiliyor. İşte bu noktada, Bediüzzaman Said Nursî’nin Risale-i Nur Külliyatında ortaya koyduğu Kur’ân merkezli medeniyet anlayışı, çağımız için güçlü ve sahici bir alternatif sunuyor.

Malezya’daki Universiti Sultan Zainal Abidin (UniSZA) ve Malaya Üniversitesi’nden akademisyenler tarafından kaleme alınan ve 2025 yılında yayımlanan bir çalışma, Said Nursî’nin düşüncesini “medeniyetler arası birlikte yaşama” bağlamında ele alıyor. Araştırma, Risale-i Nur’un yalnızca bir iman tefsiri değil; aynı zamanda ahlâk, toplum ve diyalog eksenli bir medeniyet metni olduğunu ortaya koyuyor.

Tevhid: Medeniyetin merkezî ilkesi

Çalışmanın temel vurgularından biri, Said Nursî’nin tevhid anlayışının sadece inanç alanıyla sınırlı olmadığıdır. Risale-i Nur’da tevhid; bilgi, ahlâk ve toplumsal düzenin merkezine yerleştirilir. Nursî’nin “mânâ-yı harfî” kavramı, kâinatı Allah’ın birliğine işaret eden anlamlı bir kitap olarak okumayı mümkün kılar. Bu bakış açısı, modern dünyada sıkça karşılaşılan din-bilim, akıl-vahiy, gelenek-modernlik çatışmalarını aşan bütüncül bir zemin oluşturur. Araştırmaya göre bu tevhid merkezli yaklaşım, farklı inanç ve kültürlere karşı dışlayıcı değil; aksine “taâruf” (karşılıklı tanıma) ilkesine dayalı bir ilişki biçimi üretir. Böylece iman, çatışmanın değil; merhamet, adalet ve hikmet temelli bir diyalogun kaynağı hâline gelir.

Risale-i Nur’da ahlâk ve toplumsal sorumluluk

Makale, Risale-i Nur’da Kur’ânî değerlerin soyut ilkeler olarak bırakılmadığını, doğrudan sosyal hayata taşındığını vurgular. Rahmet, adalet ve hikmet; Said Nursî’nin düşüncesinde aktif ahlâkî sorumluluklara dönüşür. “Hizmet” anlayışı, insanlığa faydayı bir ibadet bilinciyle ele alır. Bu yönüyle Risale-i Nur, pasif bir hoşgörü değil; aktif bir iyilik ve adalet çağrısıdır.

Özellikle “dershane” modeli, Nursî’nin medeniyet tasavvurunun somut bir örneği olarak öne çıkar. Dershaneler; bilginin istişareyle üretildiği, ahlâkın yaşanarak öğrenildiği ve kardeşliğin fiilen tecrübe edildiği küçük ama etkili toplumsal birimlerdir. Araştırmacılara göre bu yapı, modern eğitim anlayışına alternatif bir ahlâk ve şahsiyet inşası modeli sunmaktadır.

Medeniyetler çatışmasına karşı Kur’ânî bakış

Çalışmada dikkat çeken bir diğer husus, Said Nursî’nin düşüncesinin “medeniyetler çatışması” tezine açık bir cevap niteliği taşımasıdır. Nursî, inançlı insanların ortak ahlâkî değerler etrafında iş birliği yapabileceğini savunur. Ona göre asıl tehlike, farklı dinler değil; insanı maneviyattan koparan materyalist anlayışlardır. Bu yaklaşım, günümüz dünyasında sıkça kullanılan ayrıştırıcı din söylemlerine karşı önemli bir denge sunar.

Bugün için ne söylüyor?

Araştırmanın vardığı sonuç açık: Risale-i Nur, çağımızın epistemolojik ve ahlâkî krizlerine karşı hâlâ canlı ve geçerli bir çözüm zemini sunuyor. Said Nursî’nin tevhid merkezli yaklaşımı; bireysel imanı toplumsal sorumlulukla, maneviyatı modern dünya gerçekliğiyle, sadakati ise hakikate açık bir ufukla aynı potada buluşturuyor. Yeni Asya’nın yıllardır savunduğu hürriyet, adalet, meşveret ve müsbet hareket çizgisi açısından bakıldığında, bu çalışma Risale-i Nur’un yalnızca geçmişe ait bir miras değil; bugünü anlamlandıran ve yarını inşa etmeye yön veren bir medeniyet tasavvuru olduğunu yeniden teyit ediyor. Kutuplaşmanın derinleştiği, hakikatin gürültü içinde silikleştiği bir çağda Nursî’nin çağrısı hâlâ güncel: İman, ayrışmanın değil; birlikte yaşamanın en sağlam zeminidir.

Malezya’dan yükselen bu akademik ses, Bediüzzaman’ın “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur” prensibinin doğrulaması gibi okunabilir. Çalışma, kutuplaşma sarmalından çıkış yolunun; Kur’ân’ın evrensel adalet, rahmet ve hikmet ilkelerini, Risale-i Nur’un teklif ettiği iman-ahlâk ekseninde yeniden düşünmekten geçtiğini vurguluyor. Burada diyalog, yüzeysel bir uzlaşma değil; ortak insanî fıtrat, evrensel erdemler ve ilkesel bir merhamet dili üzerinden inşa edilmesi gereken bir süreç olarak ele alınıyor.

Risale-i Nur'a küresel ilgi

Makalenin 2025 yılının Aralık ayında yayımlanmış olması da ayrıca dikkat çekici. Çalışma, Risale-i Nur’un güncelliğinin yalnızca toplum hayatında değil, akademik zeminde de daha görünür hâle geldiğini gösteren bir işaret olarak değerlendirilebilir.

Özellikle Malezya gibi farklı kültürlerin bir arada yaşadığı coğrafyalarda, Risale-i Nur perspektifinin “medeniyet inşası” başlığıyla ele alınması; bu modelin yalnız Müslümanlar için değil, insanlığın ortak meseleleri için de anlamlı bir yol haritası olarak görülmeye başlandığını ortaya koyuyor.

Bu araştırmayı önemli kılan bir başka yön ise, Nursî düşüncesini çağdaş sosyal bilimlerin “medeniyetler diyaloğu, hermenötik ve etik” gibi kavramlarıyla ilişkilendirerek, Risale-i Nur’un teklif ettiği yaklaşımı entelektüel bir çerçevede yeniden görünür kılmasıdır. Yerel bir Malezya üniversitesinden çıkan böylesi bir çalışma, Risale-i Nur’un evrensel mesajının küresel akademik ilgi uyandırmaya devam ettiğini de göstermektedir.

KAYNAKÇA:

Mohamad Zaidin Mohamad & Wan Khairul Firdaus Wan Khairaldin & Hanif Md Lateh@Junoh & Noor Safuan Che Noh & Sofyuddin Yusof & Faizuri Abd Latif, 2025. "Said Nursi and the Qur'anic Vision of Coexistence: Rethinking Civilizational Dialogue in an Age of Polarization," International Journal of Research and Innovation in Social Science, International Journal of Research and Innovation in Social Science (IJRISS), vol. 9(30), pages 570-573, December.

***

Benzer içerikleri okumak için tıklayınız:

Çağımızın Kur'an Tefsiri Risale-i Nur Külliyatını daha yakından tanıyalım?
İslam Dünyasına birlik çağrısı
Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Karadaği: Ümmet, Bediüzzaman'ı dinleseydi bu perişan vaziyete düşmezdi
Bursa İl Müftüsü Y. Selim Karabayır: Risale-i Nur'da her soruya cevap var
“Bediüzzaman bu ülkenin manevî mimarıdır”
Suriyeli tanınmış âlim, şehit Prof. Dr. Said Ramazan el-Butî: İslâm dünyası Bediüzzaman’ın metoduna muhtaç

Okunma Sayısı: 242
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı