"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asrın hastalıklarına çare arandı - “Her İlden Bir Ses Risale-i Nur Okuyor” Programı Mersin'de gerçekleşti

06 Ocak 2026, Salı 06:16
Barla’da başlayan Risale-i Nur hizmetinin yüzüncü yılına girilirken, Mersin’de düzenlenen programda Risale-i Nur perspektifiyle asrın hastalıklarına çareler ortaya konuldu.

Çağımızın Kur'an Tefsiri Risale-i Nur Külliyatını daha yakından tanıyalım?
İslam Dünyasına birlik çağrısı
Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Karadaği: Ümmet, Bediüzzaman'ı dinleseydi bu perişan vaziyete düşmezdi
Bursa İl Müftüsü Y. Selim Karabayır: Risale-i Nur'da her soruya cevap var
“Bediüzzaman bu ülkenin manevî mimarıdır”
Suriyeli tanınmış âlim, şehit Prof. Dr. Said Ramazan el-Butî: İslâm dünyası Bediüzzaman’ın metoduna muhtaç

Geleneksel “Her İlden Bir Ses Risale-i Nur Okuyor” Programı, 2–4 Ocak 2026 tarihlerinde Mersin Yeni Asya Hizmet Merkezi’nde icra edildi.

50 ilden yüze yakın katılımcının yer aldığı programda iman ve Kur’ân hizmetinin bugünü ve geleceği, gençlik çalışmaları, meşveret, ittihad, ahlâk ve doğruluk başlıkları ele alındı.

Konuşmalarda, Risale-i Nur’un yüz yıllık hizmet tecrübesi ışığında günümüz problemlerine çözümün Kur’ân ve sünnete dayalı iman hizmetinde olduğu vurgulandı.

Sıkıntıların temelinde inançsızlık var

Programın açılış konuşmasını yapan Yeni Asya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Atik, dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu adaletsizlik, zulüm ve ekonomik sıkıntıların temelinde inançsızlık hastalığının bulunduğunu söyledi.

Atik, bu problemlerin çözümünün Kur’ân ve Sünnet-i Seniyyeye ittiba ile Bediüzzaman Said Nursî’nin bu asra bakan tefsiri olan Risale-i Nur’u okumak ve ortaya koyduğu reçeteye uymakla mümkün olduğunu vurguladı. Atik, konuşmasının devamında, “Nur Talebeleri ihlâs, uhuvvet, muhabbet ve tesanüd içinde iman ve Kur’ân hizmetine ne kadar yoğunlaşır, neşriyatımızla, derslerimizle ve Risale-i Nur’a ve onun naşir-i efkârı olan gazetemize ve neşriyatımıza sahip çıkarlarsa bu zulmet bulutları ve dinsizlik cereyanlarının tahribatını tamir edebilirler. Bizim de yönetim olarak amacımız Nur Talebelerinin ittihadını temin ederek iman ve Kur’ân hizmetine yoğunlaşmaktır. Bunun için Yönetim Kurulu olarak gerekli çalışmaları yapıyor ve tedbirleri alıyoruz. Sizin de tavsiyeleriniz doğrultusunda bu hizmetleri yapmaya devam edeceğiz” dedi.

Kabre kadar emeklilik yok

Yoğun bir katılımın olduğu programa çeşitli illerden gelerek katılan konuşmacılar, özellikle dinsizlik cereyanlarının gençleri etkileyerek dinden imandan uzaklaştırmalarına, İslâm ahlâkını bozmalarına dikkatleri çekerek, Denizli mahkemesinde Savcının “Bediüzzaman ihtiyarladıkça artan enerjisiyle dinî faaliyete devam etmektedir” dediğini hatırlattılar. “Bu hatırlatmayı dikkate alarak biz Nur Talebeleri de yaşımıza bakmayarak iman hizmetine daha fazla enerjimizi harcamalıyız” diye okuma programına geldiklerini ifade ettiler. “Gençlerimizi şevke ve gayrete getirmek için bizim örnek olmamız gerekir. Dinimizde tatil ve emeklilik yoktur. Bir adam, şevk ve gayretle kabre kadar faal olmalıdır. Emeklilik ancak kabirdedir” dediler.

Yüz elimiz de olsa Nur’a sarılmalıyız

Furkan Öz kardeşimiz “İhlâs Risalesi ve Meyvenin Dördüncü Meselesinden bazı bölümleri okuyarak “günlük siyasî çekişmeler ve maişeti temin etme endişesinin iman ve Kur’ân hizmetine mani olmaması gerektiğinin” üzerinde durdu.

Bunun da Risale-i Nurları daha fazla okumak ve gençlerimize okutmakla mümkün olacağını ifade etti. “Bizim hizmetimiz iman hizmetidir. Nur Talebesinin yegâne işi, birinci görevi Risale-i Nur’u okumak, anlamak, yaşamak ve yaymaktır. Bediüzzaman Hazretleri “Bütün kuvvetimizle nura sarılmaya mecburuz. İki elimiz var. Eğer yüz elimiz de olsa, ancak nura kâfi gelir”1 buyurmaktadır. Biz bunu kendimize düstur edineceğiz dedi.

Risale-i Nur’da 100. yıl

Latif Salihoğlu Risale-i Nur hizmetinin yüz yıllık bir geçmişinin olduğunu, çeşitli aşamalardan geçerek ve pek çok tecrübelerle bu hizmetin tarihî serencamını anlatarak “1926’da Bediüzzaman Hazretlerinin Barla’da başlattığı bu hizmetin 2026 yılı itibarıyla tam yüz yılı tamamladığını ve yeni bir aşamaya girdiğini ifade etti.

Bundan sonra bu yeni dönemde daha parlak şekilde özellikle tüm dünyaya hitap eden internet ve sosyal medya aracılığı ile milyonları değil, milyarları da etkisi altında alacağının müjdesini verdi. “Daha iyi iyinin düşmanıdır. Bizler daha iyiyi aramak adına ihtilâfa düşmeden iyide ittifak ederek hizmetlerimize yoğunlaşmamız gerekir” dedi.

İslâm birliğinin reçetesi

Ömer Ergün Kur’ân’ın hayat-ı içtimaiye ve siyasiyeye bakan en mühim emirlerinden olan “Meşveret ve Şûrâ” emrinin gereğini yapmanın gerek cemaatimiz açısından gerekse İslâm dünyasının ittihadı ve İttihad-ı İslâm’ın tahakkuku açısından önemi üzerinde durdu.

Bunun şartının da “Hürriyet-i Şer’î” ve “Meşveret-i Şer’iyye” olduğunu ifade ederek Hutbe-i Şamiye ve Münazarat Risalelerinden ilgili bahisleri okuyarak açıklamalarda bulundu. “Bir şeyi birileri yapmış ve başarmış ise onu bir başkası da yapabilir ve başarabilir. Sahabe-i Kiram Hulefa-i Raşidin döneminde Meşveret ve Şûrâ, Hürriyet ve Adaletle bir Asr-ı Saadeti yaşatmış ise yine aynı prensiplere sahip çıkarak Bediüzzaman’ın hedeflediği ve esaslarını Risale-i Nurlarda tesis ettiği iman hizmeti üzerine bina edilen “Hürriyet” ile “Sulh-u Umumî” denen dünya barışını ve “İttihad-ı İslâm” denilen Müslümanların ittihadını sağlayarak yeni bir medeniyetin oluşmasını ve yeni bir saadet dönemini meydana getirebilir. Bu da Risale-i Nur Talebelerinin ittihadı ve siyasî çekişmelerden uzaklaşarak Bediüzzaman’ın gösterdiği gayeye ve hedefe odaklanmakla mümkün olur dedi.

Fesada karşı iman

Mehmet Ali Kaya da Bediüzzaman’ın İşaratü’l-İ’caz tefsirinde Kur’ân-ı Kerîm’in mü’min, kâfir ve münafıklar ile fasıkların vasıflarını ve sıfatlarını haber verdiği ayetlerin tefsirini okuyarak yeryüzünü fesada veren nifak hareketinin ve fasıkların şerlerinden korunma ve hizmet-i iman ve Kur’ân’a sarılmanın önemi üzerinde durdu.

Lisanımızı koruyalım

Mehmet Kovancı, Risale-i Nur dilinin halis Türkçe dili olduğunu ve bu dilin tüm dünya Müslümanlarının ortak dili olduğu için koruması gerektiğinin üzerinde durdu. Müslümanların ittifak ve ittihadını sağlayacak olan ortak dildir. Bu dil de Risale-i nurun dilidir. Bu sebeple Türk dilinin tahribine karşı Risale-i Nurun dilini hâkim kılmak gerektiğini misallerle izah etti.

Özellikle Nur Talebelerinin ve hususan yazarlarımızın yazılarında Risale-i Nur dilini kullanmasını ve uydurukça kelimelere itibar etmemesi gerektiğini ifade etti. “Risale-i Nur dili bizi uhuvvete ve Kur’ân’a bağlamaktadır. Zira bu dil Kur’ân dilidir. Her kelimesi bizim imanımızı ve inancımızı ifade eder. Bu sebeple Emirdağ Lahikasında “Şu devrede Türk lisanının sadmeler geçirmesine bakılırsa, Risale-i Nur, Türkçede, lisan üzerinde de imam olacağına, yani yarın hâlis Türkçe olan Risale-i Nur’un kesb-i imtiyaz edip diğerlerini terk edeceklerine” 2 dair ifadelere dikkatleri çekti.

Gençliğe yatırım yapılmalı

Nurullah Köker, konuşmasında iman hizmetinin kapsamına dikkat çekerek, bu hizmetin yalnızca iman hakikatleriyle sınırlı olmadığını; ibadet, ahlâk ile hayat-ı içtimaiye ve siyasiyeyi de içine aldığını ifade etti. Nur Talebelerinin bu alanlara dair ölçü ve prensipleri Risale-i Nur’dan aldığını belirten Köker, amaçlarının Risale-i Nur’da yer alan dersleri toplumun tüm kesimlerine ve siyasilere anlatmak olduğunu söyledi.

Kurtuluşun Kur’ân-ı Kerîm’in prensiplerine bağlı olduğunu vurgulayan Köker, hürriyet ve adaletin nasıl uygulanacağının da bu kaynaklarda açıkça ortaya konulduğunu dile getirdi. Gençliğin hizmetin geleceği açısından belirleyici bir rol üstlendiğini belirten Köker, davayı omuzlayıp ileriye taşıyacak olanların gençler olduğunu ifade etti. Gençlere yönelik çalışmalara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini söyleyen Köker, istişareye dayalı ve sistemli eğitim programlarının hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Bediüzzaman Said Nursi’nin “Halk irşad edilmelidir” sözünü hatırlatan Köker, irşada en fazla ihtiyaç duyan kesimin gençler olduğunu belirtti.

Bize ilk önce ne lâzım?

Sedat Koçak “Risale-i Nur Sıdk ve Doğruluk mesleğidir” dedi ve doğruluk üzerinde durdu. İhlâs ve Sıdk, Nur Talebelerinin birinci vasfıdır. Doğruluğun olmadığı yerde hiçbir hayırlı sonuç ve hizmetin yapılamayacağını Risale-i Nurun muhtelif yerlerinden ilgili bahisleri okudu. Sonuçta Bediüzzaman’a sorulan “Her şeyden önce bize lâzım olan nedir?” sualine verdiği cevap ile tamamladı.

“Sual: Her şeyden evvel bize lâzım olan nedir?

Cevap: Doğruluk.

Sual: Daha?

Cevap: Yalan söylememek.

Sual: Sonra?

Cevap: Sıdk, ihlâs, sadâkat, sebat, tesanüd.

Sual: Yalnız...

Cevap: Evet...

Sual: Neden?

Cevap: Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu burhan kâfi değil midir ki, hayatımızın bekası, imanın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır?” 3 


Necmettin Demirci, Kayseri


Celal Dalmaz, Sakarya


Osman Zengin, Bursa


Cuma Bakçeci, Mersin


Av. Kadir Akbaş, İstanbul


Ramazan Durgun, Çanakkale


İbrahim İriboz, Ankara


Yaşar Kılıç, Mersin

 

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Lem’alar, s. 107.
2- Emirdağ Lâhikası, s. 138.
3- Münazarat, s. 61.

***

Benzer içerikleri okumak için tıklayınız:

Asılsız iddialar gerçeği gölgeleyemez - Risale-i Nur umumun malıdır
Risale-i Nur eserleri Şam camilerinde okunacak
Risale-i Nur Suriye’de…
İslam Aleminin Reçetesi: Hutbe-i Şamiye -1
Hutbe-i Şamiye ve İttihad-ı İslâm
İslâm âlemi Bediüzzaman’a kulak vermeli... Çözüm Hutbe-i Şamiye'de
Çare de çözüm de Bediüzzaman'da

Okunma Sayısı: 879
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    6.01.2026 14:59:43

    Binlerce kez tebrik ediyoruz. Rabbim, birliğimizi, dirliğimizi, uhuvvetimizi, tesanüdümüzü, muhabbetimizi daim eylesin. âmin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı