Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Nazlı Ilıcak için verdiği hak ihlali kararını hukukçular yorumladı.
Uluslararası Ceza Hukuku Uzmanı Gökhan Güneş, “AİHM bu kararında, çalıştıkları kurum dolayısıyla örgüt üyeliğiyle suçlanan on binlerce kişiyi de doğrudan ilgilendiren hususlara yer vermiştir. Yasal bir kurum ve kuruluşta (dernek, sendika, medya kuruluşu, okul, dershane vb.) çalışan ve aldığı maaş dışında, işvereni ile arasında başka bir bağ tespit edilemeyen kişilere örgüt üyeliği suçlaması yöneltilemeyeceği sonucu çıkmaktadır. AİHM’e göre isnad edilen suçun işlendiğine ilişkin somut delil bulunmadan, görüşme içerikleri olmadan tutuklama kararı verilemez. Bir kişinin meslektaşlarıyla, komşularıyla, yakınlarıyla ya da başkalarıyla görüşmesi veya başka türlü iletişim kurması kişiyi bir suçun şüphelisi yapmaz. Şu halde suç şüphesi, ancak kişinin iddia edilen suçu işlediğini gösteren somut delillerin bu görüşme içeriklerinden elde edildiği durumlarda olabilir” dedi.
Tercih değil, hukukî zaruret
Avukat Murat Akkoç ise şunları söyledi: “AİHM’in Yasin Özdemir, Nazlı Ilıcak ve Akgün-Bylock ihlâl kararlarıyla cemaat dâvâlarındaki AYM ve Yargıtay geçmiş içtihatları uygulanamaz hale gelmiştir. Ceza ve idare mahkemelerinin AİHM ihlâl kararlarını gerekçe yapmaları tercih değil, hukukî zarurettir.” Avukat Levent Mazılıgüney, “AİHM daha ne desin? Yargı tarihinin kapkara lekesi ankesör yargılamaları ve suç içeren iletişim içeriği olmayan ByLock yargılamaları kaç defa çöp olmalı ki vazgeçesiniz?” ifadelerini kullandı.
SÜMEYYE IŞIKÇI - İSTANBUL