1- 1997’de Amman’daki Bediüzzaman sempozyumunda bazı ağabeylerle sohbet ediyorduk. Baktım, bir beyefendi bizi son derece dikkatle takip ediyor. Kendisine Türkçe bilip bilmediğini sordum.
Arapça cevap verdi, bilmediğini sö̈yledi. "Nerelisiniz?" diye sordum. Lübnanlıydı. Adı Hüssam'dı. “Bediüzzaman Hazretlerini tanıyor musunuz?” dedim.
Birdenbire Hüssam konuşmaya başladı; "Mazide yaşamış ç̧ok İslam âlimleri var. Günümüzde de var. Ben hepsinin ellerinden, ayaklarından ö̈perim. Onların ayakları başımın uzerindedir. Ama Bediüzzaman hazretlerini onlardan ayıran çok farklılıklar vardır."
-Mesela, onlardan birini söyleyebilir misiniz? dedim.
Derhal cevap verdi:
"Bediüzzaman Said Nursi SABRIN mürebbisiydi.
Bugün İslam dünyasını içinde bulunduğ̆u kritik günlere götüren en büyük hastalıklardan birisi aculiyet (acelecilik) belasıdır" dedi.
Devam edecekti, duygulandı. Ve birden ayağa kalktı;
"Ey Risale-i Nur talebeleri!
Niye sadece Türkiye'de yaş̧ıyorsunuz? Neden bilad-ı İslam'da (İslam beldelerinde) gözükmüyor ve ümmet-i merhumeyi neden kucaklamıyorsunuz?" dedi...
2- Kendisini hastanede ziyaret ettiğ̆imiz zaman uzun uzun Risalelerden ve Üstad'dan bahseden Ezher Üniversitesi Arapça dili ve edebiyatı dekanı Saad Zalam... Hatip bir insandır.
Ve hatta alakalıların beyanına göre günümüzde modern Arap dil ve edebiyatını iki profesör temsil ediyor: Bunlardan birisi Irak Musul Üniversitesindeki İmadüddin Halil Ahmed, diğeri bu zat.
Konuşmasında bir yere gelince, sesinin ahengi ve dozajı değişti, dedi ki;
"Sadece Kral Faruk döneminde İhvan-ı Müslimin bir milyon evladını kaybetti. Eğer siz Nur risalelerini zamanında buraya getirseydiniz bu korkunç facia yaşanmayacak ve katledilen bu insanlar şimdi hizmetin baş̧ında olacaktı. Ama siz geç kaldınız."
3- FAS'lı Prof. Mustafa Dil Hamza hususi sohbetimizde şö̈yle dedi:
"Cezayir'deki FİS baş̧kanı ş̧imdi aramızda bulunsa:
1-O da bizim gibi sunulan tebliğ̆leri dinleseydi,
2-Risale-i Nur'daki mü̈sbet hareketi iyi anlasaydı,
3- Bu müsbet hareketin Anadolu vüs'atindeki tecellisini de gö̈rseydi, eminim katiyyen gidişatını değiştirecekti.
Ama siz, anadili Arapça olan bizim insanımıza muhatap olmakta geç̧ kaldınız.
Müsaade ederseniz bir endiş̧emi söylemek istiyorum; Yarın mahşerde, hesap kitap devranında Cezayir'de dökülen kanların (300.000 şehit) faturası size çıkabilir."