Prof. Dr. Mehmet Bahaddin Acat, hayatın her alanında olduğu gibi eğitimde de adalet ve meşveretin esas alınması gerektiğini vurgulayarak, hakkaniyet, liyakat ve hür tefekkür temelinde bir eğitim anlayışının önemine dikkat çekti.
Ankara - Yasir Özer
Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü Ankara Şubesi tarafından iki haftada bir düzenlenen “Devlet ve Demokrasi” temalı akademik seminerlerin bu haftaki misafiri, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Bahaddin Acat oldu.
Eğitimci Prof. Dr. Acat, “Bürokratik Vesayetten Algoritmik Kuşatmaya Karşı Çare: Adalet-i Mahza ve Meşveret” konulu seminerinde Türkiye’nin maarif meselesini “Emanet, Ehliyet ve Gelecek: Algoritmalar Çağında Eğitimde Adaleti Yeniden Düşünmek” başlığıyla masaya yatırdı.
İktidarlar değişiyor, eğitim zihniyeti değişmiyor
Programda Acat, eğitimdeki krizlerin yalnızca değişen hükümet politikalarından değil, Osmanlı son döneminden Cumhuriyet’e tevarüs eden merkeziyetçi ve buyurgan devlet paradigmasından kaynaklandığını ifade etti. Prof. Dr. Acat, “İktidarlar ve programlar değişse de devletin eğitimi bir ‘makbul vatandaş imal etme aracı’ olarak görme refleksi değişmedi. Asıl soru ‘Devlet nasıl bir insan istiyor?’ değil, ‘İnsan nasıl öğrenir ve şahsiyet kazanır?’ olmalıdır” dedi.
Dijital vesayet tefekkür kabiliyetini köreltiyor
Dünün bürokratik vesayetinin bugün küresel EdTech tekelleri ve veri algoritmaları üzerinden yeni bir vesayete dönüştüğünü belirten Acat, Bediüzzaman Said Nursî’nin ‘Ene’ bahsinde ortaya koyduğu tahlillerin günümüz dijital dünyasını anlamada kilit rol oynadığını söyledi:
“Sosyal medya algoritmaları insanın nefsini ve enesini pohpohlayarak kibri ve sahte yankı odalarını besliyor. Zihinler tefekkür kabiliyetini yitirip hazır bilgiye hapsoluyor. Çocuklarımızın bilişsel mahremiyetini küresel veri sömürgeciliğinden korumak nesil emniyetinin bir gereğidir. Sadece donanım almayı reform sanan ‘tekno-fetişizm’ yerine Kur’ân’ın ifadesiyle ‘akleden kalplere’ ve hür tefekküre ihtiyacımız var.”

Eğitimde adalet-i mahza esas alınmalı
Eğitimde adaletin ancak fıtrat ve emanet şuuruyla inşa edilebileceğini hatırlatan Acat, çocuğun ne devletin ne sermayenin ne de ailenin mutlak mülkü olduğunu; bizzat Cenab-ı Hakk’ın bir emaneti olduğunu dile getirdi. Herkese aynı müfredatı ve sınavı dağıtmanın adaleti sağlamadığını kaydeden Prof. Dr. Acat, “İmkânsızlıklar içindeki bir köy okulu ile metropoldeki imtiyazlı okulu aynı kalıba sokmak adaletsizliği derinleştirir. Bize lazım olan, dezavantajlı olanın hakkını bihakkın gözeten ‘Adalet-i mahza’dır. Sınıflara sabah kahvaltısız giren, temiz suya erişemeyen çocukların bulunduğu bir vasatta fırsat eşitliğinden söz edilemez. Kadim medeniyetimizin adalet anlayışı "adalet-i mahza"dır; yani biçimsel kalıplara sığınmadan, en zayıf ferdin ve en dezavantajlı bölgenin durumunu hakkaniyetle telafi etmeyi emreder. Her şeyden tasarruf edilebilir ama çocuktan tasarruf edilemez” ifadelerini kullandı.
Liyakatsizlik adalet duygusunu zedeliyor
Konuşmasında ehliyet ve liyakat ilkelerine de yer veren Acat, ‘Emanetin ehline verilmesi” ilkesinin aşınmasının eğitime zarar verdiğini vurguladı. Objektif kriterlerden uzak mülakat uygulamalarının devlete ve adalet duygusuna olan güveni sarstığını belirterek, yetişmiş beyinlerin adalet arayışıyla Batı’ya göç ettiğine dikkat çekti.
“İstibdat terakkiye mani, meşveret esastır”, düsturunu hatırlatan Acat, okulların merkeziyetçi emir-komuta zincirinden çıkarılarak öğretmen, veli ve öğrencilerin dahil olduğu şeffaf okul meclislerine kavuşturulması ve öğretmenlerin mesleki özerkliklerinin iade edilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerini tamamladı.