"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zıtların bir arada bulunduğu ülke

11 Eylül 2019, Çarşamba 23:33
Aklınıza Hindistan geldi, değil mi? Dünyaya bilim adamı, yazılımcı ve mühendis ihraç edecek kadar kaliteli bir eğitim sistemine sahip olmalarına rağmen, temizlik konusunda sınıfta kalmaları ilginç ve izaha muhtaç bir tezat.

Hindistan notları- Mücahit Çakır

***

Uçağımız Pakistan hava sahasının kapalı olmasından ötürü Ahmedabad’da yakıt aldıktan sonra Yeni Delhi’ye indi. Yine Indigo’nun sistem eğitimi için bir arkadaşımla beraber buradayım. Limanda Suzuki Ertiga isimli ülkemizde satışı olmayan modelle karşılayan şoför sayesinde Royal Residence’e yerleştik ve şehri keşfetmeye çıktık. Daha doğru Gurgaon’u, çünkü Delhi’den yaklaşık 1,5 saat kadar uzaklıkta. Gezip dolaştıktan sonra otele dönüp yattım ve ikindi vakti gibi uyandım. 8 saat 40 dakika boyunca 1-2 saat belki uyumuş ve sürekli oturmuştum.

İzlenimler

Metro var, otobüs var, tuktuk var, rickshaw var. Tuktuk aynı anda iki üç kişi taşıyabilen, benzinli veya nadiren de olsa elektrikli bir ulaşım aracı. Rickshaw ise onun direkt insan gücüyle çalışan, bisiklet şeklinde olanı. Boyunlarına astıkları ince şal gibi bir bezi havlu niyetine kullanarak sıcağa karşı koymaya çalışan sürücülere “Helâl olsun valla” dememek elde değil.

Şehir ve ülke genelinde ulaşım seçenekleri ise hayli geniş. Havalimanında Uber ve Ola için ayrı olarak tahsis edilmiş duraklar mevcut. Düşünün turist olarak Hindistan’a geldiniz ve ülkenizde zaten Uber uygulamasını kullanıyorsunuz. Kazıklanma ihtimali olmadan güvenle seyahat edebilmeniz mümkün. Bu çok güzel bir şey. Ülkemizde ise taksi şoförünün namuslu ve ahlâklı olması için duâ etmekten başka çıkar yolunuz yok. Trafikteki araçlar ise büyük çoğunlukla Suzuki Maruti marka, Dzire model. 

Hindistan’da üretilen bu araçların çoğu da minik hatchback sınıfında. VW, Mercedes ve BMW 1-2 tane belki gördüm. Otobüsler de yine Mahindra veya Tata marka, yerli malı. Nadir de olsa Toyota Land Cruiser gibi cüsseli modelleri görebilmek de mümkün.

Lütfen kornaya basın!

İngiliz işgalinden ötürü olsa gerek, trafik soldan akıyor ve arabaların direksiyonu sağda. Şehirler arası otobüslerde tek bir kapı var, iniş ve binişler bu kapıdan gerçekleştiriliyor. Tıpkı havalimanında kullanılan Cobus’larda olduğu gibi şoförle yolcuların arasında plastik bir panel var, bu kapı kapandıktan sonra klima son ayarda çalıştırılıyor. Otobüs, uçak ve tren biletlerini Paytm veya Ixigo isimli uygulamalardan alabilmek mümkün. Nitekim Tac Mahal, Agra’ya giderken tren ve otobüs biletlerini Ixigo’dan aldım.

Eğitimli, eğitimsiz fark etmiyor: Burada herkes kornaya basıyor! Hem de sürekli, üstelik alâkasız yerlerde dahi. Meselâ kaldırımda yürüyorsunuz, arkanızdan gelen motosikletli veya araç sürücüsü durduk yere kornaya basabiliyor. Sanırım “Ben geliyorum, dikkatli ol” demek için. Kesinlikle sinir bozucu. Türkiye’de olsa her gün kavga gürültü çıkar, ama işin garibi kimse bu korna sesini duymuyor gibi. Genel olarak Hint insanı uysal, kavgacı değil, bunun da etkisi olabilir.

Kamyon ve otobüs gibi bazı araçların arkasında “Lütfen kornaya basın” yazıyor. Bazılarında ise, ki bunun yeni başlatılan bir girişim olduğunu düşünüyorum, “Kornaya basma!” uyarısı yer alıyor.

Delhi trafiği İstanbul’dan bile kötü olabilir, özellikle de yağmur yağdığında. 

Üç tekerlekli araçlar, servis arabaları, taksiler, otobüsler derken.. Trafik tam bir kaos.

Toplu taşımacılıkta kullanılan otobüsler yine Tata marka, ama o kadar eski ki. Bizim MAN marka eski otobüsleri andırmadı değil. İlginçtir, trafikteki çoğu araba vuruk. Kimse vuruk arabasını tamir ettirmiyor sanki.

Kültür farkı

Binalar eski, püskü. Bir çoğunun dışından siyah telefon kabloları geçiyor, inanılmaz çirkin bir görüntü. Kaldırımlar kırık dökük, engelli dostu kesinlikle değil. AVM’ye girerken sizi x-ray cihazının başındaki iki farklı güvenlik personeli karşılıyor. Tamamen “Dostlar alışverişte görsün” mantığının hakim olduğu bu girişte personelin biri elindeki cihazla sizi kabaca tarıyor, diğeri ise oturduğu sandalyede üzerinize doğru eğilerek belinizi ve ceplerinizi yokluyor. Bu kadar.

Gariban bir bellboy var şuan otelde, Deepak ismi. Airtel isimli telefon operatörünün turistler için hazırladığı 28 günlük, günlük 1 GB internet kotalı SIM kartını almak için beraber ayrıldık otelden. Bozuk İngilizcesiyle biraz muhabbet ettik, anası ölmüş, babası 1 gün uzaklıkta bir yerde kalıyormuş. 12 bin Rupi kazanıyor, bunun 8 bini kiraya gidiyormuş. 12 bin Rupi mevcut kurdan 986 TRY yapıyor. Demek ki burada döviz gelirin olsa, ki bu 4-5 bin TRY de olabilir, ortalama halkın üzerinde bir refah seviyesinde yaşayabilmek mümkün.

Fakat bu ülkede refahı ne yapacaksın? Düzen yok. Hiçbir şeyin standardı yok. Sokak satıcıları hijyenin ‘H’si olmadan çalışıyor, insanlar sigara, çay, kahve, abur cubur, şekerleme ihtiyacını buralardan karşılıyor. Sigara içen pek fazla yok, ama fiyatları pahalı. Seyyar satıcılardan dalı 30 Rupi’ye (2,4 TRY) sigara alıyorlar. AVM’ler bizimkilerin yanından geçemez, en ücra Anadolu şehrindeki herhangi bir AVM daha lükstür. Pasajdan bozma, iş hanı gibi hepsi.

Her metro durağında bagajınızı X-Ray’den geçirmek zorundasınız. Polisler de sürekli üst araması yapıyor. Sanki adı konmuş olmasa da sürekli bir terör tehdidi veya OHAL var gibi.

Jama Masjid anısı

Delhi metrosuna atlayıp Rajiv Chowk durağında indim ve Jama Camii’ne gittim. Tamamı kırmızı tuğlalardan oluşan bu caminin 17. YY’da inşa edildiği belirtiliyor. Giriş Hint vatandaşlarına ücretsiz, geri kalan tüm yabancı pasaport sahiplerinden 300 Rupi (~25 lira) para isteniyor. Müslüman olduğumu, Türkiye’den geldiğimi belirtmeme rağmen girişi tutan adam kapıya astıkları tabelayı gösterdi, orada 300 Rupi fiyatın zorunlu olduğu yazıyordu. Tabelanın altında da direkt cami imamının adı yazıyordu, yani belediye başkanı veya valinin böyle bir şeyi şart koşmasını beklerdim. Tamamen imamın işgüzarlığı. Ki çok da yakışıksız bir şey.

Sadece namaz kılmak istediğimi söyledim ve biraz tartıştık, etraftan beyaz entarili Müslümanlar da geldi ve bana hak verdiler, en sonunda adamla Hintçe konuştular ve cep telefonu/kamera vs üzerimdekileri bırakarak içeriye girebildim.

Avluya girerken ayakkabıları çıkarıp elinize almanız gerekiyor. Tam avlunun ortasında ise insanların abdest aldığı bir havuz vardı. Havuz ise hayatımda gördüğüm en pis havuz olabilirdi, dibi gözükmüyordu, durgun suydu ve yemyeşildi! Karşımda abdest alanlar gargara yapıp aynı suya tükürüyor ve ayaklarını sokuyordu. Güvenli mi, temiz mi diye sorduğumda “Tabi tabi” dediler, ama hayatta burda abdest almam dedim. Neyse ki damla damla da olsa akan bi çeşme bulabildim ve abdesti ancak alabildim. Caminin içi tamamen mermerdi, sadece ön saflara halı serilmişti ve çoğunluk mermerin üzerinde namaz kılıyordu. Kuş tüyü, toz ve toprak arasında namazı kılabildim. Allah kabul etsin ne diyelim :)

Bu arada Müslümanlar da en az diğer Hint vatandaşları kadar temizlik hususunda umursamaz. Maalesef durum bu. 

Caminin hemen dışında kocaman bir pazar kurulmuştu. Açık havada, pisliğin içinde kebap ve etli pilav satıyorlardı.

Son sözler

1 milyarı aşkın nüfusu, devlet tarafından tanınan tam 28 resmî dili, müthiş ekonomisi, kültürel çeşitliliği ve tarihî güzellikleriyle Hindistan mutlaka görülmesi gereken bir ülke. Seyyar satıcılardan yeyip içmedikten sonra midenizi bozmaktan endişe etmenize gerek yok. Dünyaya bilim adamı, yazılımcı ve mühendis ihraç edecek kadar kaliteli bir eğitim sistemine sahip olmalarına rağmen, ki hemen her genç İngilizce konuşabiliyor, hâlâ pislik içinde yaşıyor olmaları ilginç ve izaha muhtaç bir tezat. Kendi arabalarını ve savaş uçaklarını bile üretebiliyorlar. Sadece seyyar satıcılar müthiş bir ekonomi döndürüyor. Ancak ülke genelinde yolsuzluk ve rüşvet problemi var.

Okunma Sayısı: 452
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı