15 TEMMUZ 2016 GECESİ YAŞANAN DARBE TEŞEBBÜSÜ SANCILI TARİHİMİZDE KARA BİR SAYFA OLARAK YERİNİ ALDI. SEÇİLMİŞ İDAREYİ SİLÂH ZORUYLA DEVİRMEYE YÖNELEN HER TEŞEBBÜS; MİLLET İRADESİNE BİR SALDIRI OLARAK GÖRÜLÜR VE TASVİP EDİLEMEZ.
Başyazı: On yılın ardından 15 Temmuz
HUKUK VE HÜRRİYET ÇİZGİSİNİ TERCİH
Yeni Asya, 15 Temmuz gecesinde de sivil idareyi silah zoruyla devirmeye yönelen kalkışmanın karşısında durmuş; millet iradesinin ve anayasal düzenin yanında yer almıştır. Bu tavır, günübirlik siyasî tercihlerden değil, Kur’ânî esaslara dayanan demokrasi, hukuk, hürriyet çizgisinden ve bilincinden kaynaklanmaktadır.
HUKUKUN ASKIYA ALINMASINA HAYIR
Bununla birlikte darbe teşebbüsüne karşı çıkmak, darbe sonrasında yaşanan her uygulamayı kayıtsız şartsız tasvip etmeyi de gerektirmez. Darbeye karşı olmak başka, darbe gerekçesiyle hukukun askıya alınmasına rıza göstermek başkadır. Yeni Asya’nın tavrı bu noktada da nettir. Olağanüstü haller de olsa, hiçbir şekilde hukuk askıya alınamaz.
DEMOKRASİ, HUKUK VE ADALET ZEMİNİ
15 Temmuzları yaşamamak için, darbelere zemin hazırlayan bütün vesayetçi, devletçi, gizli ve hukuk dışı anlayışlarla hesaplaşılması ve gelinen noktanın arka planı ile birlikte iyi tahlil edilmesi gerekir. Fakat bu hesaplaşma ve tahlil ancak demokrasi, hukuk, adalet ve hürriyet zemininde yapılırsa kalıcı ve sahici olur. Darbe ile mücadelenin yolu daha geniş hürriyettir.