Ne yaptığı belli ama ne maksatla yaptığı belirsiz biri, sahnede yaptığı gösteri sonrası “kaçma şüphesi var” denilerek tutuklandı.
Konu sosyal medyada hayli müzakere ve mübahase edildi. Biraz soğudu. Şimdi biz yazalım.
Kırpılmış videolar üzerinden bir neticeye ulaşmanın zorluğu ve riskleri sebebiyle, bilmecburiye, bir buçuk saatlik programı güç bela ve üzülerek izledik.
Üç yerde “bir dakika” dedik.
Birincisi Erdoğan için diktatör yakıştırması yaptığı yer idi. “Sadece bu bile birilerini harekete geçirmeye yeter ama cezalandırma için yetmez” diye düşündük.
İkincisi mukaddes kitapları alelade kitaplar gibi görüp göstererek -haşa haşa- “yazar”ını konuşturup izleyicisini kahkahalarla güldürmesi idi. Elbette her inanan gibi biz de rahatsız olduk. Dinî değerleri alenen ve bile bile aşağıladığı bizce açıktı. Ama “Kur’an’ın sahibi var ve O onun hakkından gelir” diye de düşündük.
Üçüncüsü ise kanaatimizce daha vahimi idi. Zira plajda denizden çıkıp gelen her tarafı kapalı siyah giyimli üç kişiden bahsetti. Jest ve mimiklerle o üç kişinin kapalı/haşemalı hanımlar olduğunu ifade etti ama hemen ardından ağır bir küfürle birlikte “s… dalgıçları” diyerek güya dalgıçlardan bahsediyormuş gibi adeta kıvırdı. (İfadesinde de “benim amacım insanların önyargılarını göstermekti, ben gerçekten dalgıçlardan bahsetmiştim” demiş. Ama her kimden bahsederse etsin “küfretmeye ne ihtiyaç vardı” sorusuna elbette cevap vermemiş, verememiş.).
Konuşmanın birkaç yerinde, ısrarla tehlikeli sulara girdiğini, hakkında soruşturma açılabileceğini bildiğini ve buna hazır olduğunu söylüyor. Âdeta “eceli gelen …” misali, çekiyor.
Zaten şöhretli ama arttırmak için yapmayacağı şey olmayan tiplerden. Hiçbir kutsalı yok. Hakkında ağır konuşmadığı belki de tek kişi ana-babası.
Solcu ve Alevî bir aileden geliyor ama ahlâklı solcuların “şımarık lümpen” saydığı tiplerden biri haline gelmiş. Parayı kırıyor ve şöhretini arttırıyor. Gerçek bir ideolog da değil. Sadece ağzı bozuk, zeki ve kıvrak.
Belli ki bu önceden çalışılmış “espri”leri her sahnesinde tekrar ediyor ve alkışlardan menhus bir lezzet de alıyor.
Ama daha vahimi, gülmek için para vermiş olan beş bin kişi, bu ardarda “espri”lere, bile isteye ve kahkahayla gülüyor. Muhtemelen içlerinde “dindarım” diyenler ve hatta gerçekten dindar olanlar da var.
Konunun muhalefet adabı ile de ilgisi var. Başta dini, dindarlığı ve dine hizmeti kendi tekeline almış olması olmak üzere iktidarın hiçbir yanlışı muhalefetin adabını bozmasının mazereti ya da bahanesi olamaz.
Bu göstericinin gerçek anlamda bir muhalefet yapıp yapmadığı da tartışılır zaten. Zira hem onun ve onun gibilerin yaptıkları neticeleri itibariyle iktidara yarıyor. Hem de muhalifleri argo ve hakaretlerle eğlendirmek gerçekte bir muhalefet değil.
Ardından gelen ters kelepçe ve diğer uygulamalar, “dinsize had bildirmek” de olsa “muhalife gözdağı” da olsa yanlış elbette. Hem, “sallandıracaksın üçünü beşini …” devri geçmedi mi?
Ama şu da açık: Yaptıkları fikir özgürlüğü kapsamında “fikir açıklamaları” değil. Ağır eleştiri de değil. Düpedüz tahrik, hakaret ve saldırı.
Biz asıl, bu gibi olaylarda -en azından tarafsız kalmak varken- yanlış tarafta duran Özgür Özel gibilere sormak isterdik: Sahi rahatsız olmadınız mı? Olanlarla empati kuramadınız mı?