"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İzmir’in Saff-ı Evvel talebelerinden Hüseyin Çağdır

Hasan ŞEN
07 Mart 2024, Perşembe
Üstad Hazretlerini ziyaret eden ve hatıralarını anlatan Hüseyin Çağdır, İzmir’de halıcılık yaptığı için “Halıcı Hüseyin Ağabey” olarak tanınır.

Kendisi ile tanışmamız 1960’lara kadar gider. Askerden dönünce ilk olarak İzmir’deki arkadaşlarla görüşmek istedik. Ders mahalli Yeşildere ismiyle anılan bir yerde idi.

Halıcı Hüseyin ağabey ile beraber dersten çıkınca “Biraz yürüyelim” dedi. Ve bana Risale-i Nur’un kelimelerinin neden hemen anlaşılmadığı konusundan Üstad’a kadar birçok şeyi anlattı. Anlattığı bu güzel bahisler hala hatırımdadır. Aynı zamanda Risale-i Nur eserleri o ağabeyden temin edilirdi. 

O zamanlarda yasak olmadığı halde yasak anlayışıyla serbest satılmazdı. Hüseyin ağabeyin halılarının altında mutlaka Risale-i Nurlar bulunurdu. Talep eden olursa, gelenin durumuna bakar sonra da “Kardeşim buraya Darendeliler geliyor. Onlar getirirlerse bir-iki saat sonra gel o zaman alabilirsin” diyerek, hemen vermezdi. 

Halbuki eserler halıların altındaydı. Biz de birisine tavsiye ederken ismimizin söylenmesini söylerdik. Yani tanıdık birinin tavsiyesi olduğunu bilmesi lazımdı.

Üstad Hazretlerini ziyaret ettiğinde sohbet ederlerken, Üstad ona İngilizlerin Müslümanlara yaptıkları zulmü anlatırken, “Onun için ben eserlerimin İngilizceye çevrilmesini istemiyorum. Gerisi meşveret heyetinin taktiridir” demişti. Fakat enteresandır ki dünya dillerinin ekserisine tercüme edilmiştir.

Biz Bosna’ya giderken Arnavutluk’a uğradık. Başşehri Tiran’a yakın bir kasabada din görevlisi ile sohbet ederken verdiği cevap garipti. “O büyük zatı dünyada tanımayan var mı? Biz eserleri Arnavutçaya çevirdik, her hafta Risale-i Nurlardan ders yapıyoruz” diye güzel bir cevap verdi. 

Fakat hiç unutamadığım bir şey var ki, beni daima rahatsız ediyor. Gittiğimiz camiinin görevlisi hüzünlü bir şekilde “Bizi yalnız bırakmayın. Bu caminin üst katı medresedir. Gelin istediğiniz kadar kalın. Biz size bakarız, her ihtiyacınızı görürüz. Yeter ki gelip kalın.” demişti. 

Bosna’ya giderken uğradığımız yerlerden olan Ohri ve Ohri gölünde motor ile güzel bir seyahat etmiştik. Kosova, Mostar vesaireler, gittiğimiz her yerde Üstadı soruyoruz, bilmeyen yok… 

Irkçılık diye hiçbir şey yok. Camilerde hutbeyi üç dil üzerine okuyorlar. Boşnakça, Arnavutça, Türkçe. Yani onlar ırkçılık problemini halletmişler. İnşallah biz de bir gün hallederiz.

Hüseyin Çağdır ağabeyin cenazesinde dua ettiğimiz gibi yine dualarımızı devam ettiriyoruz. Cenab-ı Hak rahmetiyle muamele etsin. Amin.

Okunma Sayısı: 1329
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı