"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın son dersinde Demokratlar (4)

İlimdar Kaya
27 Eylül 2021, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursî son dersinde içtimaî ve siyasî konularda da Nur Talebelerinin hareket tarzını belirlemek için çok önemli mesaj ve dersler vermiştir.

“Şimdi Allah’a şükrediyoruz ki, siyasî partiler içinde bir parti, bir parça bunu hissetti ki; o eserlerin neşrine mani’ olmadı; hakaik-i imaniyenin dünyada bir Cennet-i maneviyeyi ehl-i imana kazandırdığını isbat eden Risale-i Nur’a mümanaat etmedi, neşrine müsaadekâr davrandı; naşirlerine de tazyikattan vazgeçti.”  

Burada Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’un neşrine müsaade edilmesinden, engel olunmamasından ve neşredenlere de herhangi bir sıkıntı çıkartılmamasından dolayı şükrederek memnuniyet duyduğunu görüyoruz.  Bediüzzaman isim vermese de bu partinin Demokrat Parti olduğunu anlıyoruz.

Aynı son derste “Madem siyasetçilerin bir kısmı Risale-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekârdır; “ehvenü’ş-şerr olarak” bakınız. Daha a’zamü’ş-şerden kurtulmak için; onlara zararınız dokunmasın, onlara faideniz dokunsun” diyen Bediüzzaman’ın burada kastettiği Demokratlardır ve bu cümleler herhangi bir yoruma ihtiyaç bırakmadan kesin hüküm ifade eden düsturlardır. Açık bir şekilde “onların (Demokratların) aleyhinde bulunmayın, onlara zarar vermeyin, onların yanında olun ve onlara faydanız dokunsun” diyor Bediüzzaman. Büyük Mehdinin siyaset, diyanet, saltanat ve cihad dairelerinde görevi olmasından (Şuâlar) Bediüzzaman son derste siyaset sahasındaki gö-revi gereği yanlış yapmamaları için talebelerine tembihlerini yaparak, siyasî alanda yapmaları gerekeni söylüyor. Öncesinde de Emirdağ Lâhikası’nda “Hürriyet başında bizimle, yani İttihad-ı Muhammedî (asm) Cemiyeti ile İttihatçıların bir kısmındaki gizli farmasonlara muarız ve manen bizimle, yani İttihad-ı Muhammedî (asm) ile müttefik olan Ahrar Fırkası yine otuz beş sene sonra dirildi yine uyandı. Birden şeair-i İslâmiyenin başında olan ezan-ı Muhammedî’yi (asm) farmasonların zincirlerini kırıp ilân etmesiyle; siyasetten kat-ı alâka eden, eskide İttihad-ı Muhammedî (asm) şimdi Nurcular namını alan ve İttihad-ı İslâm içinde bulunan kardeşlerimiz yanlış basmamak için bazı şeyleri söylemek isterdim. Fakat Risale-i Nur benim bedelime konuşuyor dedim, yüzümü çevirdim” diyor.  Bu cümlelerden de anlaşıldığı gibi, Bediüzzaman kardeşlerinin yanlış yapmamalarını gaye-i maksat ediyor. 

Bediüzzaman Emirdağ Lâhikası’nda başka bir mektupta da “…istibdad-ı mutlak ve rüşvet-i mutlaka ile hareket eden bir cereyan-ı zındıka masonluk, komünistlik hesabına bizi böyle işkencelerle ezmeye çalışmış. Şimdi o kuvveti kıracak başka bir cereyan bu vatanda tezahüre başladığını gördüm” demektedir. Zındıka cereyanı masonluk ve komünizmi Demokratların kıracağını gördüğü için hayatında hep onlara sahip çıkmış, talebelerinin de bu cereyana sahip çıkarak sahiplenmelerini istemiştir. “Onların muvaffakiyetine çok duâ ediyorum. İnşâallah, o Ahrarlar istibdad-ı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklar.”  Emirdağ Lâhikası’nda başka bir mektupta da “…biz, Demokratları iktidar yerinde muhafaza etmeye Kur’ân menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz” diyor. Çünkü Demokratlar siyaseti dinsizliğe alet edenlere karşı çıktığı gibi, dini de siyasete alet ederek kullanmamıştır. Siyaset ile şeair-i İslâmiyeye hizmet ederek din ve vicdan hürriyetinin genişlemesine vesile olmuştur. 

Demokratların muvaffak olmaları için çok duâ eden Bediüzzaman’a rağmen Demokratları devirenlere destek vererek aleyhinde olanların bu düsturlara uymadığını görüyoruz. Bu kadar izahat ve son dersteki tembihlere uymayarak ihtilâlcilerle ve ihtilâl ürünü oluşumlarla birlikte hareket eden ve onlara destek verenlerin acaba Bediüzzaman ile birlikte hareket ettiği söylenebilir mi veya meslek ve meşrebe sadâkatlerinden bahsedilebilir mi? 

Bediüzzaman son dersinde kendisine eziyet eden parti hakkında da şu izahı yapıyor:  “Meselâ, bir parti bana binler vecihle sıkıntı verdiği halde, hatta otuz senede hapislerde, tazyiklerde olduğu halde, hakkımı helâl ettim. Ve azaplarına mukabil, o biçarelerin yüzde doksan beşini tezyif ve itirazlara, zulümlere mâruz kalmaktan kurtulmaya vesile oldum ki, “vela teziru vaziratin vizra uhra”  (Enam 164) âyetince kabahat ancak yüzde beşe verildi.”  Bediüzzaman bu âyeti Emirdağ Lâhikası’nda “Birisinin hatâsıyla, başkası mesul olmaz. Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez” şeklinde izah ediyor. Üstadın olaylara topyekûncü bir yaklaşımla yaklaşmadığını görüyoruz, çünkü Bediüzzaman’a eziyet eden yüzde beşlik yönetici kadrosudur. 

Bu ayrıştırmayı Beyanat ve Tenvirler eserinde “İttihadçıların bir kısmındaki gizli farmasonlara”  şeklinde beyanıyla da yapıyor. Bu izahtan İttihadçıların içinde gizli farmasonların olduğunu anlıyoruz. Burada da İttihadçıların tamamını suçlamıyor. Enver Paşa gibi İttihadçı olan birçok insanla dost olduğunu biliyoruz Üstadın. İttihatçılar içindeki zındıka cereyanı siyaseti dinsizliğe alet ederek istibdad ile masonluk, komünistlik hesabına Bediüzzamanı ve talebelerini işkenceyle ezmeye çalışmış. (Emirdağ Lâhikası)  Yüzde doksan beşlik kısmı yapılan bu eziyetlerin dışında tutarak bunlara hakkını helâl ediyor Bediüzzaman. 

Okunma Sayısı: 609
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı