"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mahir İz dualarla yad ediliyor...

10 Temmuz 2019, Çarşamba
Ömrünü kitaba ve eğitime adayan mütefekkir, şair ve yazar Mahir İz vefatının 45’inci yılında yad ediliyor.

Tam adı Abdullah Mahir İz olan yazar, Medine-i Münevvere, Midilli ve Ankara kadılıklarında bulunmuş Külahizade es-Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi ile Şerife Raife Hanım’ın çocukları olarak 28 Ocak 1895’te İstanbul’da dünyaya geldi. İlk ve orta okulu babasının görevi dolayısıyla Midilli, Balıkesir ve Isparta’da okuyan İz, İstanbul Vefa Lisesi’nde başladığı lise eğitimini ise 1916’da Ankara Sultanisinin edebiyat bölümünde tamamladı. 

Mehmet Âkif’le Fars ve Fransız edebiyatı üzerine çalıştı

Okulu bitirdikten sonra aynı okulda Türkçe öğretmenliğine başlayan Mahir İz, TBMM’de zabit kâtipliği de yaptı ve Millî Mücadele yıllarında Ankara’da Mehmet Âkif Ersoy’la Fars ve Fransız edebiyatı üzerine çalıştı. İstiklâl Marşı’nı bir eğitim aracı olarak kullanan ve her fırsatta okuyan Mahir İz’in talebelerinden Prof. Dr. Mustafa Uzun, bir söyleşisinde İz’in cömertliğini, “Mahir Bey maddî olarak zengin değildi. Maaşıyla geçinir, maaşını alınca da hemen yüzde iki buçuğunu ayırıp zekât olarak dağıtırdı.” şeklinde anlattı. Mahir İz’in gençliğinde kaleme aldığı şiirleri Maksud Kamuran adıyla Ankara’da çıkan “Say” dergisinde yayımlanırken, edebî ve sosyal konulu yazıları Namık Yaz, bilim konulu makaleleri ise Abdullah Söğüt imzasıyla çeşitli dergilerde yer aldı. Sonraki yıllardaki yazı ve şiirlerini “Sebilürreşad”, “Yeni İstiklâl”, “İslâm Düşüncesi”, “Bugün”, “Yeni Asya”, “Sabah”, “Yeni İstanbul” ve “Diyanet Dergisi” gibi gazete ve dergilerde yayımladı.

Kur’ân harfleriyle basılmaz

İslÂm bilimi ve tasavvuf alanında araştırmalar yapan ve dersler veren İz, Ahmet Cevdet Paşa’nın Hz. Adem’den başlayarak bütün peygamberlerin tarihini ihtiva eden “Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa” eserini sadeleştirdi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra Kur’ân-ı Kerîm’in Latin harfleriyle basılması konusunda danışmanlık yapması için dâvet edilen İz, bu durumun yanlış olduğunu söyleyerek vazgeçilmesini sağlarken, 1961’de Diyanet İşleri Başkanlığı’nca hazırlanan “Kur’ân-ı Kerîm Meali”nin redaksiyon heyetine başkanlık yaptı.

İz, yaşadığı dönem itibariyle pek çok önemli hadiseye şahitlik ederken, bu durum talebelerinden Emin Çimen tarafından, “Hoca, çok kritik bir devrin insanıydı. Onun akranı büyük çoğunlukla devrin icabı dine ya cephe almış veya İslâmdan uzak durmuşken Mahir Hoca, hocazadeliğinin gereğini yapmıştır. Her vesileyle insanları ihlâs, ilim ve amel-i salihe teşvik etmiştir.” sözleriyle anlatıldı.

Hissettirmeden irşad ederdi

İz, Sönmez Neşriyat Şirketi’nin kuruluş yıllarında Yönetim Kurulu Başkanlığı ve İlim Yayma Cemiyeti’nin Danışma ve Bilim Kurulu’nda çalışırken, İslâmî İlimler Araştırma Vakfı ile Türk Kültürü Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı. Talebelerinden M. Ertuğrul Düzdağ’ın anlatımıyla her seviyeden her çeşit insanla akranı gibi konuşan, onu kendisine çeken ve hissettirmeden irşad eden Mahir İz, tedavi gördüğü Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde 9 Temmuz 1974’te vefat etti. Gerek derslerinde gerekse çevresinde pek çok bilim ve edebiyat adamının yetişmesini sağlayan İz’in Erenköy Sahrayı Cedid Mezarlığı’nda bulunan mezarının taşına “Muallim Mahir İz” yazıldı.

AA

Okunma Sayısı: 1004
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı