Kocaeli’de gerçekleştirilen ve civar illerden gelenlerin iştirakiyle yapılan okuma programında, okumanın istikamet ve şifa oluşu öne çıktı.
Bursa - Rıfat Okyay
Bir iki adam muvaffakiyeti bazen dershanelerin duvarlarını, şehirlerin sınırlarını, ülkelerin kapılarını ve dünyanın afakını aşarak; semanın, kâinatın, yıldızların, kürelerin ve bulutların arasında konuşulur, takdir edilir, alkışlanır ve dua ambalajıyla sarılarak berzah âlemine yollanabilir. Demek ki bu “bir iki adam”ın muvaffakiyetleri uhrevîdir, ahirete aittir ve o âlemlerin mahluklarıyla alkışlanıp tebrik ve muştu edilirler. “Semavat zemine gıbta eder ki; zeminde hâlisenlillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber otururlar; kendi Sâni-i Zülcelâl’inin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı sanatını birbirine göstererek Sâni’lerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.”1
Kocaeli’nin nurlu daveti
Kocaeli’nin nurlu, nuraniyetli, hamiyetli, gayyur, fedakâr ve şevkengiz “birkaç adam”ın birkaçından Bursa’ya ulaşan vaki davetleri üzerine Risale-i Nur okuma anlama ve anlatma konularıyla alâkalı olarak 26 Aralık 2025 tarihinde Kocaeli’ne vasıl olduk. Bizi karşılayan nuraniyetli güler yüzler şahs-ı manevînin kaleminin ucundan damlayan nurlu hitaplarıyla ve hoşamedileriyle-her sene olduğu gibi-bizleri gerçekten mesrur ve memnun ettiler. Esasında “her sene” kelimeleri bu Kocaeli Risale-i Nur okuma programları için biraz zaid düşüyor. Çünkü bu kahraman kardeşlerimiz Hz. Bediüzzaman’ın şu tespitini iyi anlamışlar ve hayatlarında da yaşayarak gösteriyorlar: “Mektubunuzda Risale-i Nur’un mizanlarını her okudukça, daha ziyade istifade ettiğinizi yazıyorsunuz. Evet kardeşim, o risaleler Kur’ân’dan alındığı için kut ve gıda hükmündedir. Her gün ihtiyaç gıdaya hissedildiği gibi her vakit bu gıda-i ruhânîye ihtiyaç hissedilir. Senin gibi ruhu inkişaf edip, kalbi intibaha gelen zatlar okumaktan usanmaz. Bu Kur’ânî risaleler, sair risaleler gibi tefekküh nev’inden değil ki usanç versin; belki tegaddidir.”2 Maşaallah usanmadan, tembelliğe ve gaflete düşmeden bu Risale-i Nur okuma programlarına hem devam ediyorlar, hem de devam ettiriyorlar.

Gaflete karşı Nur
Şu âhirzamanın dağlarvârî hadisatı, sefahetleri, gaflet ve tehlikeleri içerisinde olan Müslümanların intibaha gelmiş ve iman-ı tahkikî dairelerinde gezebilen Risale-i Nur talebeleri elbette Kocaeli Nur talebeleri gibi kalplerini, sıkıntılı, boş işlerle meşgul etmiyorlar. “Bizler için şimdi her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki, manasız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celb edip kalbimizi meşgul etmesin.”3 Ve inşallah böyle güzel okuma, anlama programlarıyla kalplerini asrın iman hakikatleri ile meşgul ediyorlar.
Hakikatler alet edilemez
Rabbim böyle iman hakikatlerinin hakikî manada okunup anlaşılması noktalarından Risale-i Nur okumalarına katılan, iştirak edenlerin şevklerini okuma istek ve aşklarını daima, diri, canlı tutarak ellerindeki kâinat çapındaki hakikatleri Bediüzzaman’ın ifadesiyle hiçbir şeye alet etmesinler inşaallah. “Güneş gibi hakikat-i imaniye ve Kur’âniye, yerdeki muvakkat ışıkların cazibesine tâbi ve alet olmadığı gibi, o hakikati cidden tanıyan, değil küre-i arzdaki hâdisata, belki kâinata da alet edemez.” Ve aynı şekillerde, niyet ve fiillerde bulunanlar şu tehlikelerin içerisinde kendilerini bulabilirler: “Çünkü böyle geniş ve siyasî ve heyecan veren dairelere dikkat eden ve onlarla meşgul olan bir adam, kısa bir daire içinde vazifedar olduğu ehemmiyetli hizmetlerinden geri kalır veya şevki kırılır. Hem o geniş ve cazibedar siyaset ve boğuşma dairelerine dikkat eden, bazen kapılır; vazifesini yapamadığı gibi, selâmet-i kalbini ve hüsn-ü niyetini ve istikamet-i fikrini ve hizmetindeki ihlâsı kaybetmese de o ittiham altında kalabilir.” Bu hallere girilince de zarar içerisinde zarara girerler. “Çünkü, lüzumsuz ve malâyanî bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdiselerini merakla dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem, akıllarını geveze etmişler, ‘Zarara razı olana merhamet edilmez’ manasında ‘Er-râzî bi’z-zararı lâ yünzarü lehû’ kaide-i esasiyesiyle şefkat hakkını ve merhamet liyakatını kendilerinden selb etmişler. Onlara acınmayacak ve şefkat edilmez.”4
Okumaya mecburuz ve mahkûmuz
Kocaeli Risale-i Nur talebeleri iman hakikatlerini ancak ve ancak Risale-i Nurları hakkıyla, dikkatle ve devamlı okuyarak kendilerini ve okuma programlarına katılan kardeşlerini mâlâyani gafletkârane ve tehlikeli meşgul edici hallerden koruyorlar, muhafaza ediyorlar. Zaten bu hallere bizler okuma, öğrenme, anlama ve anlatabilme noktalarından dolayı muhtacız ve mecburuz ve mahkûmuz. “İşte bu hakikate binaen, benim ve kardeşlerimin herbirimizin yüz derece aklımız ve fikrimiz ziyadeleşse de, bu muazzam vazife-i kudsiyenin hizmetine ancak kâfi gelebilir. Sâir mesâile bakmak, bize fuzulî ve malayani olur. Yalnız bu kadar var ki, Risale-i Nur şakirdlerinin bir kısmı öteki davalar içinde bulunduğu ve lüzumsuz, sebepsiz bazen bize akılsızların tecavüzleri ve taarruzları zamanlarında –zaruret derecesinde– istemeyerek bakmışız. Hem de bu hakikî ve pek büyük dava haricindeki davalara ve boğuşmalara alâkadarane fikren, kalben karışmak zararlıdır.”5 Meselenin ehemmiyetini dikkatli müdakkik adamların nazarına veriyor.
Fânî ömrün bâkî kârı
Kocaeli’nin müdakkik ve sebatkâr, sadık Nur talebelerine, Risale-i Nurların okunduğu fiziki alanlar ve misafirperverlikleri hususunda söylenecek söz yok… Hatta daha fazlası var fazla izzet-i ikram ve rahatlıkta Risale-i Nur okuma ve anlamlarına çok fayda vermeyeceği gibi tatlı tatlı bir gaflet ve uyku halleri verebilir! Her neyse sahib-i beytin işine karışılmaz!
Bu fani, geçici, aldatıcı, mâlâyaniyat ile meşgul edici asrın ve insanların bulunduğu bu zamanda Kocaeli Risale-i Nur talebelerinin muvaffak olduğu bu Risale-i Nur okuma anlama ve yaşayabilme programları büyük bir muvaffakiyet ve kârdır. Rabbim emeği geçen ve birçok vilayetten programa iştirak eden herkesten razı olsun inşaallah.
Hâlis sadakat, daimî sebat
Rabbim sonsuz hikmet, rahmet ve inayetiyle Kocaeli Nur talebelerine ihsan ve ikramda bulunsun. Âmin. En son cümleler olarak Üstadımızın şu ifadelerini birlikte zikretmek isterim: “Risaletü’n-Nur, kendi sadık ve sebatkâr şakirdlerine kazandırdığı çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymettar neticeye mukabil fiyat olarak o şakirdlerden tam ve hâlis bir sadâkat ve daimî sarsılmaz bir sebat ister. Evet, Risaletü’n-Nur on beş senede medresede kazanılan kuvvetli iman-ı tahkikîyi on beş haftada ve bazılara on beş günde kazandırdığını, yirmi senede yirmi bin zat tecrübeleriyle şehadet ederler.”6
Vazifemiz okumak
Özet ve sonuç olarak, Risale-i Nurlar gibi muhteşem ve muazzam Kur’ân tefsirinden haberdar olan bizlerin üzerine düşen vazife; Risale-i Nurları halis bir niyet, azim ve sebatla, dikkatlice ve sadakatle okumak, okumak, okumak ve nurların derin, kudsî, leziz, zevkli ve iki cihana faydalı malumatlarını elde edebilmektir. Vesselâm.
Risale-i Nur okumalarının kazandırdıkları
Bu kahraman sebatkâr ve sadık Kocaeli Nur talebelerinin tertiplediği ve muvaffakiyetle tamamladıkları yetişkinler Risale-i Nur okuma programından hasıl olan neticeleri de zikrederek ifadelerime son vermek isterim:
- Risale-i Nurlar ulûm-u imaniyedir her zaman okunması ihtiyacı vardır.
- Risale-i Nurların okunmasında; manevî feyiz ve bereket vardır.
- Risale-i Nur okumalarının hasıl ettiği muhabbet ve aşk, okumaları devamlı kılar.
- Risale-i Nur okumalarının; faideleri tekrar tekrar okumalarında elbette kendilerini fazlasıyla gösterir.
- Risale-i Nurların okunmasından: akıllar, kalpler ve ruhlar istifade ve istifaza ederler.
- Risale-i Nurların okunmasına derin bir bakış açısıyla bakarsak bir nevi mütefekkirâne Kur’ân okumalarına mazhar olmuş oluruz.
- Risale-i Nur okumaları; kâinat kitabının okumalarında bir anahtar hükmüne geçerek en mühim bir ibadet olan ibadet-i tefekküriyeyi bizlere kazandırabilir.
- Risale-i Nur okumaları; bizlere ihlâs-ı tâmmı kazandırabilir.
- Risale-i Nur okumaları; bizlerin hayatında vahdet ve ittihadı kazandırarak hem dünya, hem ahiret hayatlarımızı tanzim edebilir.
- Risale-i Nur okuyanlar; hakikî uhuvvetin hakikatini hakkıyla hak edebilirler.
- Risale-i Nurları okumakla; imanımız en son merhale ve makam olan hakkalyakînle bizleri daimî bir huzur ve saadete kavuşturabilir.
- Risale-i Nurların okunması; bizlerin kalplerine, akıllarına, ruhlarına manevî sürur füyuzatı hadsiz bir şekilde yansıtabilir ve sahip edebilir.
Dipnotlar:
1- Barla Lahikası, 214. mektup
2- Barla Lahikası, 261. mektup
3- Şualar, 14. Şua, s. 535.
4- Sikke-i Tasdiki Gaybî, s. 224-225.
5- Gençlik Rehberi, s. 47.
6- Sikke-i Tasdiki Gaybî, s. 210.