"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Türkistan bizim neyimiz olur?

Mehmet Çetinkaya
21 Nisan 2024, Pazar
Nur talebeleri için Türkistan coğrafyası her zaman özel bir anlam ifade etmiştir. Üstadımızın Şeyh Sanan Tepesinde bir Rus ile yaptığı konuşmayı bilmeyenimiz yoktur.

Bu coğrafyada yaşayan Türk boyları erken dönemde İslam dinine intisap etmiştir. Böylece bu bölgede etkileyici bir Türk-İslam medeniyeti ortaya çıkmıştır. Bugün yaşadığımız Anadolu’dan çok önce Türkistan bir İslami ilim merkezi konumundaydı. Türkistan sayısız âlim yetiştirmiş mümbit bir coğrafyadır. Bu âlimlerin isimleri saymakla bitirilmez.

Mesela Maveraünnehir bölgesinin incisi Buhara ve Semerkant şehirleridir. Ehl-i ilim arasında Kur’an’dan sonra en güvenilir eser kabul edilen Sahih-i Buhari’nin sahibi Buhari hazretleri Buhara’lı, ehl-i sünnetin iki büyük itikadi mezhebinden biri olan Maturidi mezhebinin imamı Maturidi hazretleri Semerkant’lıdır. Bu iki klasik örneğin dışında her Müslümanın adına aşina olduğu, Risale-i Nurlarda adı geçen çok sayıda âlim bu bölgedendir.

Tabi ki bu bölgede yetişen kahraman komutan Celaleddin Harzemşah’ın üstadımızın nazarında yeri çok ayrıdır. Celaleddin’in yaklaşımını örnek kabul eden üstadımız, vazifeli olduğu hizmet-i imaniyede muvaffakiyet göstermenin kulun vazifesi olmadığını, Cenab-ı Hakkın vazifesi olduğunu ifade etmiştir. Ve bu düstur umum nur talebelerinin hizmet şiarıdır.

Türkistan bölgesini Türkiye’de unutturmayan, kalplere o bölgede yetişen âlimleri nakşeden sevgili üstadımız ve Yeni Asya’dır. Yeni Asya’nın geçmişte bastığı kitaplar sayesinde ülkemiz insanları buralardan haberdar oldu. Geçmişten bugüne Yeni Asya’nın sayfalarında bölgeye dair haberler, gelişmeler, sorunlar yer almaktadır. Yeni Asya Türkistan bölgesinin Türkiye’deki sesi konumundadır.

Ortaokul ve lise dönemime denk gelen 2000’li yılların başında İnebolu dershanemizde ilçedeki okullarda dahi eşi benzeri olamayan geniş bir kütüphanemiz ve arşivimiz mevcuttu.

Yeni Asya yayınlarından çıkan merhum Yavuz Bahadıroğlu imzalı özellikle “Buhara Yanıyor” ve “Elveda Buhara” romanlarını bu kütüphanede okumuştum. O zamanlar Buhara hayalimde hazin ama efsunlu bir şehir olarak yer etti.

Özellikle Maraş merkezli depremlerden sonra içimizde İslam kültürünün kadim şehirlerini görmek, gezmek iştiyakı oluştu. Eşimle beraber imkânlarımız ölçüsünde fırsat buldukça İslam dünyasının kadim şehirlerine seyahat etmeye karar verdik. Elbette bu kararı almamızda Risale-i Nurlardaki referansların da önemi büyüktü. Öyle ya son dönemde dünyanın gözü önünde Saraybosna, Kosova, Şam, Halep, Bağdat, Basra, Kabil, Beyrut gibi nice İslam şehri yakılıp yıkılarak harabeye döndürüldü. Gazze’yi, Doğu Türkistan’ı, Kazan’ı, Grozni’yi, Hint alt kıtasındaki şehirleri saymıyorum bile.

Ramazan bayramı vesilesi ile Buhara ve Semerkant gibi kadim şehirleri sınırları içinde barındıran Özbekistan’a beş günlük seyahat gerçekleştirdim. Hem üstadımızın selamını götürdüm hem üstadımızın müjdelediği bahar çiçeklerini yerinde görmek istedim.

Siz değerli Yeni Aya okuyucuları ile Özbekistan seyahatime dair notlarımı, bölgenin tarihini, kültürünü ve gözlemlerimi paylaşacağım seyahat yazılarıma böylece başlamış oldum. Rabbim faydaya medar kılsın.

Okunma Sayısı: 1488
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı