"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İslâmiyet, maddeten dahi istikbale hükmedecek

Risale-i Nur'dan
29 Mart 2026, Pazar
İkinci Cihet: Yani, maddeten İslâmiyetin terakkîsinin kuvvetli sebepleri gösteriyor ki; İslâmiyet, maddeten dahi istikbale hükmedecek.

Birinci Cihet, maneviyat cihetinde terakkiyatı ispat ettiği gibi; bu İkinci Cihet dahi maddî terakkiyatını ve istikbaldeki hâkimiyetini kuvvetli gösteriyor. Çünkü âlem-i İslâmın şahs-ı manevîsinin kalbinde gayet kuvvetli, kırılmaz “Beş Kuvvet” içtima ve imtizâc edip yerleşmiş.

Birincisi: Bütün kemâlâtın üstadı ve üç yüz yetmiş milyon nefisleri bir tek nefis hükmüne getirebilen ve hakikî bir medeniyetle ve müsbet ve doğru fenlerle teçhiz edilmiş olan ve hiçbir kuvvet onu kıramayacak bir mahiyette bulunan hakikat-i İslâmiyettir.

İkinci Kuvvet: Medeniyetin ve sanatın hakikî üstadı ve vesilelerin ve mebadilerin tekemmülüyle cihazlanmış olan şedid bir ihtiyaç ve belimizi kıran tam bir fakr öyle bir kuvvettir ki, susmaz ve kırılmaz.

Üçüncü Kuvvet: Yüksek şeylere müsabaka suretinde beşere yüksek maksatları ders veren, o yolda çalıştıran ve istibdadatı parça parça eden ve ulvî hisleri heyecana getiren ve gıpta ve hased ve kıskançlık ve rekabetle ve tam uyanmakla ve müsabaka şevkiyle ve teceddüd meyliyle ve temeddün meyelânıyla teçhiz edilen üçüncü kuvvet, yalnız hürriyet-i şer’iyedir. Yani, insaniyete lâyık en yüksek kemâlâta olan meyil ve arzu ile cihazlanmış olmak.

Dördüncü Kuvvet: Şefkatle cihazlanmış şehamet-i imaniyedir. Yani, tezellül etmemek, haksızlara zalimlere zillet göstermemek, mazlumları da zelil etmemek. Yani, hürriyet-i şer’iyenin esasları olan, müstebidlere dalkavukluk etmemek ve bîçarelere tahakküm ve tekebbür etmemektir.

Beşinci Kuvvet: İzzet-i İslâmiyedir ki, i’lâ-i kelimetullahı ilân ediyor. Ve bu zamanda i’lâ-i kelimetullah, maddeten terakkîye mütevakkıf ve medeniyet-i hakikiyeye girmekle i’lâ-i kelimetullah edilebilir.

İzzet-i İslâmiyenin iman ile kat’î verdiği emri, elbette âlem-i İslâmın şahs-ı manevîsi o kat’î emri istikbalde tam yerine getireceğine şüphe edilmez.

Evet, nasıl ki eski zamanda İslâmiyetin terakkîsi, düşmanın taassubunu parçalamak ve inadını kırmak ve tecavüzatını def’ etmek silâh ile, kılıç ile olmuş; istikbalde, silâh, kılıç yerine, hakikî medeniyet ve maddî terakkî ve hak ve hakkaniyetin manevî kılıçları düşmanları mağlûp edip dağıtacak.

Tarihçe-i Hayat, s. 103-104

LÛGATÇE:

i’lâ-i kelimetullah: Allah’ın adını ve dinini 

her şeyin üstünde tutma, yüceltme gayreti.

imtizâc: kaynaşma, birbirine karışma.

istibdadat: istibdatlar, baskıcı ve zorbaca tutumlar, keyfî yönetimler.

mebadi: başlangıçlar, ilk devreler; ilk unsurlar, ilkeler, prensipler.

müstebid: baskıcı, zorba, diktatör.

şehamet-i imaniye: imandan gelen yiğitlik, cesaret.

tahakküm: baskı yapma, zorbalıkla hükmetme.

teceddüd: tazelenme, yenilenme.

tekebbür: kibirlenme, büyüklük taslama.

tekemmül: olgunlaşma, mükemmelleşme.

temeddün: medenîleşme.

terakkî: ilerleme, yükselme.

terakkiyat: ilerlemeler, yükselişler.

Okunma Sayısı: 186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı