"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

DP’nin kuruluşu ve “yanlış benzetme”

Mehmet KARA
06 Ocak 2020, Pazartesi
Yarın Demokrat Parti’nin kuruluş yıl dönümü…

Türkiye’de “demokrasi” tarihinin başlangıcı olan bu tarihte demokrasinin harcını “Demokratlar” karmıştır. “Yeter söz milletindir” sloganı ile yola çıkan DP, kurulduğu günden itibaren milletin umudu olmuş, ancak tek parti döneminin “açık oy, gizli tasnif” gibi adaletsiz ve garabet bir seçim sistemiyle seçimlere girdiği için milletin tercihi tam olarak sandığa yansıyamamıştı.

Demokrat Parti siyasî hayata adım attıktan 4 yıl sonra yapılan seçimle 14 Mayıs 1950 tarihinde yüzde 53 gibi büyük bir oy oranı ile iktidar olmuş ve 10 yıl kesintisiz süreyle ülkeyi yönetmişti. İlk icraatı ezanı aslına çevirmek olan DP, 10 yıl boyunca ülkenin kalkınması ve imarı için büyük adımlar atmıştı. Ne yazık ki 27 Mayıs 1960 yılında yapılan kanlı bir askerî darbe ile devrilmiş, başta Başbakan Adnan Menderes olmak üzere Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edilmişti. Türkiye’de darbeler dönemini başlatan ve demokrasi için kara bir leke olan bu tarihten sonra bu misyonun 12 Mart 1971’deki askerî muhtıra ve 12 Eylül 1980’deki askerî darbe ile önü kesilmiş millete hizmet etmesi hep engellenmiştir.

Tam da bu günlere denk gelen bir açıklamada yanlış bir benzetmede bulunuldu.

Geçtiğimiz günlerde eski Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında kurulan Gelecek Parti’nin (GP) Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, “Saray darbesiyle yüzde 50 oy almış seçilmiş bir başbakan iktidardan uzaklaştırıldı. Menderes’e ağıtlar yakıyoruz; yakmamız lâzım. Davutoğlu’nda eksik kalan ne kalmış? Bir tek idam etmemişler” demiş…

Bu ifadenin neresinden baksanız yanlışla dolu. Merhum Adnan Menderes’i askerler devirdi ve astı. Davutoğlu’nu askerler değil, parti içi muhalefet devirdi! Burada şunu da söyleyelim: Bu görevi bırakma hâli demokrasi içinde yeri yok! 

Davutoğlu istifa etmeyip parti içinde kalarak siyasî mücadelesini yürütebilirdi. Çünkü kendisini millet seçmişti birilerinin lâfı ile istifa etmeyebilirdi. Ama bunu yapmadı! Yapsaydı demokrasiye katkısı olur ve şimdi itiraz ettikleri bir dönemin kapısı açılmamış olurdu.

Öyle anlaşılıyor ki, bu sözler bundan sonra da söylenecek. Şimdiden söyleyelim bu sözler yok hükmündedir. En başta da böyle bir benzetme çok yanlıştır…

KONUŞAMIYORUZ

U zun bir dönemdir millet olarak sevinçte ve tasada birlikte olunamıyor. Tabiî bunda siyasetçilerin büyük etkisi var. İyi yapılan bir şeye “iyi” diyemediğimiz gibi kötü yapılana da “kötü” diyemiyoruz. Hükümetin yanlış gördüğü bir icraatı eleştirilince ya “hainlik”le suçlanıyorsunuz ya da “terör örgütlerine destek vermek”le…

Özellikle seçim dönemlerinde çokça rastladığımız bu durum son günlerde Kanal İstanbul projesinde ve “yerli otomobil” meselesinde yaşıyoruz. Kanal meselesinde bir taraf ülkeye ne kazandıracağını, özellikle de ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde yapılmasının doğru olup olmadığına bakmaksızın “Çatlasanız da patlasanız da yapacağız” derken diğer taraf “bilim adamlarına soralım. Referanduma götürüp halka soralım” noktasında. Ülkenin tamamını ilgilendiren bu mesele de bile sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturulamıyor. 

Yerli otomobil meselesinde de aynı durum geçerli. 18 yıldır üretim ekonomisini terk edip, önceki hükümet döneminde yapılan büyük fabrikaların neredeyse tamamını özelleştirip tüketim ekonomisine geçen hükümet geçen yılın son günlerinde “yerli otomobil”in tanıtımını yaptı. Bir kaç yıl öncesinde de böyle bir proje ortaya konulmuş, ama proje rafa kalkmıştı. Şimdi yeni bir proje gündeme getiriliyor. Buna sevinmek lâzım. Ve yapılırsa ülkenin menfaatine olacağını söyleyebilmek lâzım. Fakat böyle olmuyor. Bir taraf sevinemezken, diğer taraf sevinemeyenleri acımasızca eleştiriyor. 

Bu projenin önceki gibi akim kalıp kalmayacağını bilmiyoruz. Motorundan, diğer aksamına kadar Türkiye’nin yerli bir otomobil yapması elbette ki önemli. En azından ülkenin tüketim ekonomisinden vazgeçip, üretim ve yatırım ekonomisinin ihtiyacı olduğu ortaya çıkıyor. 

İşsizliğin tavan yaptığı genç işsizlerin yüzde 30’lara çıktığı bir dönemde istihdama katkısı olacaktır. 

Keşke bu tür yatırımlar ülkenin her bölgesine yayılabilse…

İstihdama dayanan bir kalkınma modelinin, adaletli bir gelir dağılımına ihtiyaç hissedilmesi bile önemli…

Bunları konuşabildiğimiz ölçüde ülke daha müreffeh olacaktır. Kimseyi suçlamadan, ötekileştirmeden, milleti kutuplaştırmadan yapılacak her adım desteklenmeli… Yanlış yapıldığında da eleştiri yapan hainlikle suçlanmamalı. Meselâ, aklımıza bir soru takıldı. “Yerli otomobile siparişlerin çığ gibi olduğu söyleniyor. Henüz fabrikası olmayan, fiyatı belli olmayan bir otomobile siparişlerin bu kadar olması gerçekçe mi?” 2015 yılında da böyle başlıklar atılmıştı da… Her neyse…

Özetle, ülkenin normalleşmeye ihtiyacı var. Normalleşmenin de ilk adımı da hürce konuşmaktan geçiyor…

MİLLET NE DERSE O

Hükümet ile muhalefet arasında yaşanan Kanal İstanbul tartışması için anket şirketleri de boş durmadı. “AKP’ye yakınlığı” ile bilinen Optimar bu konuda bir kamuoyu araştırması yapmış. Şirketin yaptığı araştırmaya göre Kanal İstanbul’a destek yüzde 38,4 civarında çıkarken, ankete katılanların yüzde 27,6’sının projeye karşı olduğu belirtilmiş. Burada dikkat çeken ayrıntı ise kararsızların oranının yüzde 34 çıkması.

Proje tam olarak anlatılamamış olmalı ki böyle bir sonuç çıkmış.

Referandum yapılamazsa geniş çaplı bu tür anketlerle milletin bu konudaki görüşü ortaya çıkabilir. Tabiî anketin sağlam verilerle yapılması şartı ile…

Millet ne derse o…

Okunma Sayısı: 1555
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı