"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meslekler fenomenlik kıskacında

Mehtap Yıldırım Yükselten
20 Ocak 2026, Salı
Eskiden işini iyi yapan meslek sahipleri, bulundukları civarda kulaktan kulağa insanların memnuniyetlerini birbirine anlatmasıyla tanınır ve bilinirdi.

Meslek sahibi çıkıp da kendini anlatmakla uğraşmazdı, "Heey ahali, ben bu konuda uzmanım, şöyleyim, böyleyim" demezdi. Ama başkaları bilirdi ve anlatırdı, "Şu çarşıdaki terzi işinde çok maharetli," "Falanca hekim çok tecrübeli" gibi. Son yıllarda ise artık neredeyse her meslek sahibi, kendini sosyal medyada sergileme, pazarlama ve gösterme ihtiyacı hissediyor. Sosyal medya, fenomen doktorlardan öğretmenlere, avukatlardan psikologlara kadar herkesin kendini teşhir ettiği dijital bir vitrin hâline gelmiş durumda. Oysa bağıran ve pazarlayan iyidir diye bir şey olamaz. Aksine "kalite sessizdir, bağırmaz" diye yerinde bir söz vardır. 

Mesleğinde hakikaten iyi biri, gider işine odaklanır, kamera karşısında ahkâm kesmekle uğraşmaz. Bir de gariptir ki, bu insanların bir çoğu da uzman değil. Diyelim ki, psikoloji öğrencisi ya da yüksek lisans yapıyor, bir yandan da kendini "yaşam koçu", "terapist" diye adlandırıp, insanların dikkatini çeken konularda telkinler veriyor. Örneğin, "Biri sana şunu yaptıysa böyle davran, eşin böyleyse şöyle ol" gibi çoğu faydadan çok zararlı içerikler yayıyor. Belki de o an insanın en kırılgan olduğu bir zamanda o videoya denk gelmesi onu yanlış yönlendiriyor ve fayda yerine zarar veriyor. "Yarım doktor candan eder, yarım hoca dinden eder" misali. 

Günümüz meslek erbapları da kendilerini bu dijital dünyanın baskısı altında hissediyorlar. "Zaman bunu gerektiriyor, ben de sosyal medyada olmalıyım, yoksa beni tanıyan olmaz" diye düşünüyor. Bu da ikinci bir iş yükü demek. Bir yandan işini yapmak, bir yandan da içerik üretmek mecburiyeti çok zor olsa gerek. İzleyici gözüyle dışardan bakıldığında, samimiyetten uzak, tam bir rekabet ve şov alanı. Bazen yorumları okuyorum, uzman kişinin anlattığı konudan çok alâkasız şeyler yazılmış oluyor. "Hocam şalınızı nerden aldınız?" gibi. 

Tüm bunlar şunu düşündürüyor. İşinizin gerçekten uzmanı bile olsanız, bu mecralarda görünür olmak evet belki sizi daha çok insana tanıtır ve fenomen de yapabilir ama mesleğinizin ve uzmanlığınızın değerini, saygınlığını zedeleme riskini de beraberinde getirmiyor mu? Çünkü her şeyin sergilendiği bir yerde, hiçbir şeyin ağırlığı, etkisi ve inandırıcılığı kalmıyor. 

Son dönemin büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Said Nursî'yi düşünelim. Sürgünden sürgüne, hapishanelere, en ücra yerlere gönderildi ki, kimse ile görüşmesin, kimse onu bilip tanımasın. O da zaten şiddetle görünür olmaktan, halkın alâka ve teveccühünden şiddetle kaçınmıştı. Zira bu tarz şeyler ona dokunuyor, rahatsız ediyordu. Kendisi bu hâli şöyle ifade ediyor: “Kardeşlerim! Benim kat’i kanaatim geldi ki; nazar, beni şiddetle müteessir ve hasta eder. Çok defa tecrübe ettim. Ben ruh-u canla size her vaziyette arkadaş olmak istiyorum, fakat nazar beni vurur. Çünkü bana bakan, ya şiddetli adavetle veya takdir ile nazar eder.”1 Meselenin bir de insanların bakışlarının verdiği olumsuz tesir olan "nazar" boyutu var. 

Sonuç olarak bugün de asıl ihtiyacımız olan şey, çok konuşan “uzmanlar” değil, daha az konuşup işini hakkıyla yapan ehil insanlardır. Kamera karşısında sürekli öğüt verenler değil, gerektiğinde susabilen, sınırını bilen, sorumluluğunun farkında olan meslek sahipleridir. 

Dipnot:

1- Şualar, 13. Şua.

Okunma Sayısı: 188
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı