"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kör nokta gerçeği görememektir

ALAEDDİN ERDOĞAN
07 Mart 2026, Cumartesi
İslâm dininin temel dinamizmi yeniliktir, yeniliğe yönelik değişimdir. Bu değişim öylesine bir dinamizme sahiptir ki yol haritasını “İki günü eşit olan ziyandadır” parolasıyla ortaya koyar.

Cenab-ı Hak ayetinde “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir”1 buyurur.  Hz. Muhammed; “Allah Teâlâ, birinizin yaptığı işi en güzel şekilde yapmasından memnun kalır”2 der. Bütün bunlar sözden ziyade fiiliyatın terennümüdür. 

Toplumumuzun temel hastalığı tembelliktir. Külfetsiz nimete ulaşma arzusudur. Onun için de kolay yollarla zengin olmayı, dikeni batmadan gül toplamayı, bedelini ödemeden Cennette köşk almayı hayal eder.

Bu hayalperestlik cehaletin nişanesidir. Onun için Üstad “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silahıyla cihad edeceğiz”3 der. Ne kadar da doğru teşhis koymuş.

Kahir ekseriyet; okumuyor, bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor. Düşünmüyor, sorulamıyor, üretmeden tüketiyor, hak etmediğini gasp ediyor, bölüyor, ayrıştırıyor, kendinden olmayana zulmediyor. Peşin hükümle yargılıyor ve mahkûm ediyor. Ne acıdır ki bütün bunları dindarlık maskesiyle savunuyor. Bilinmelidir ki; inanç söyleminin eyleme dönüşmesiyle hayat bulur.

Bugün 1 milyarı geçen nüfusun yaşadığı 60’a yakın devlet ve 80 dolayında Müslüman topluluğu bulunmaktadır. 30 milyon km2 yüzölçümü ile değerli topraklara sahip bulunmaktadır. Bu topraklar yer altı ve yer üstü zenginliklere sahiptir. Ne var ki bu zenginlikler, basiretsizlikten, tembellikten, iyi yönetilememekten, gelişimsizlikten, iş birliği yapamamaktan dolayı haydut ülkelerce ya çalınmakta ya da gasp edilmektedir.

Birisinin evine hırsız girmiş, ne varsa çalmış. Herkes hırsızı suçlamış. Buna dayanamayan Nasreddin hoca; “Bütün bunlar hırsızın suçu da ev sahibinin suçu yok mu?” demiş. Bir durup düşünmeli. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Yeteri kadar tarihi yaşamışlıklarımız var. Gelişimini ileri düzeye taşımış ülkeler var. Üstad bunu “mesailerin tanzimi, mabeyinlerdeki emniyetin tesisi ve teavün düsturunun teshiline muhtaçtırlar”4 der. Kısaca iş bölümü, güven ve yardımlaşma ile ifade edilebilir.

Bunun bunlar için de temel değerlerin hayat bulması en büyük ihtiyaçtır. Bu değerlerin bazıları; doğruluk, hamiyet, vicdan, insaf, sebat, gayret, mukavemet, ihlas, sevgi, saygı, empati, barış, hak, hukuk, adalettir.

Hayat bir oyundur. Önemli olan hayat oyununda rolünü doğru oynamaktır. Çoğu zaman kardeşlik hukuku çiğneniyor. Yüce Peygamber “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız” demektedir. Bu söz ile sevgi vazgeçilmez bir vecibe olarak karşımıza çıkmaktadır.

Barış içten dışa doğru sirayet eder. İnsan önce kendisi ile barışık olmalıdır. Bu barış aile, toplum ve insanlık dairesi ile genişler. Bunun için de ahlak eğitimine ihtiyaç var. Ahlâk olmadan yaşama disiplini oluşmamaktadır. Ondandır ki kontrolsüz güç, güç değildir. Böylesine güce sahip olanlar; başta kendilerine, sonra değerlerine ve toplumuna zarar vermektedir. Kontrolsüz güçle her türlü ahlâksızlığı yaşamaktadır. Bu dünya ölçeğinde Epstein salgınına kadar sirayet etmektedir. Günümüzdeki teknolojik gelişimle insanlığın büyük bir aileye dönüşmüş olması, bir kötülüğün herkesi etkilemesi izahtan varestedir. 

Üstad yıllar öncesinden bu tehlikeyi görmüş ve şu ifadesiyle ”Dünya büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi gittikçe yer yüzüne dağılıyor. Bu müthiş sarî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak?

“Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş batıl formülleriyle mi? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum”5 dile getirmiştir.

Bize düşen Bediüzzaman’ın asrımıza ve hastalıklarına bakan reçetesini anlamak ve gerekli tedbirleri almaktır. O zaman kör noktalardan arınmış olarak sahil-i selâmete yol alma şansı doğacaktır.

Dipnotlar:

1- Necm Suresi: 39,40.

2- Beyhakî, Şüabü’l-îmân, 4/334.

3- Tarihçe-i Hayat, s. 56.

4- Lem’alar, s. 126)

5- Tarihçe-i Hayat, s. 543-544

Okunma Sayısı: 194
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı