Bir 28 Şubat günü daha geçti ömrümüzden. 28 Şubat denilince akla 29 yıl önceki postmodern darbe geliyor bir çoğumuzda.
Ben 29 yaş daha gençtim o yıllarda. Çok net hatırlıyorum. “Başı örtülü öğrenciler ve memurların başları açılacak” dedi bir zihniyet.
Cevap çok netti: ”Ben inancım için başımı örtüyorum. Kadının tesettürü için birçok ayet ve hadisler var. Siyasî bir kimliğim yok. Allah’ın emri var. Ben Allah emrettiği için başımı örtüyorum. Başımı açmayacağım.”
Bin yıl sürmesi hedeflenen 28 Şubat yeni neslin hatırlamadığı bir anekdot olarak kaldı.
Birilerinin yaşamadığı bir acı üzerinden ahkâm kesmesi ne kadar komik oluyor diye düşünüyorum. Bu sıkıntıyı yaşayan başörtülülerin bazıları, anne babalarından, eşlerinden destek alamadıkları için çok sıkıntı çekti.
Bir günde işlerinden atılan memurlar. Geçim sıkıntısı yaşayan aileler. Okula alınmayıp eğitim hakları gasp edilen öğrenciler... Ailelerinin yanına dönmek zorunda kalan kızlar…
Müfettişler neredeyse her hafta öğretmenleri, daha doğrusu başörtülü öğretmenleri ziyaret ediyordu. Müfettişlerin beylik bir repliği vardı o yıllarda: “Hoca hanım çok başarılı ve özverili bir öğretmen olduğunuzu görüyoruz. Benim babaannem de baş örtülüydü. Biz başörtüsüne karşı değiliz fakat burası kamusal alan. Şu başınızı bir açsanız. Biz raporumuza hemen; 'Başını açmıştır' yazacağız ve mesele kapanacak…“
Bu olmayınca tutanak tutuyor ve cezalar veriliyordu. Uyarma, kınama, maaştan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası. En sonunda sarı bir zarf içinde görevine son verildiği ile ilgili bir yazı…
Evet, nerede kalmıştık?
Bu sıkıntıları yaşamayan birisinin anlayamayacağı duygulardır.
28 Şubat tarihin en kara günlerinden birisidir.
Öz değerlerimizden kopuk, karanlık, hüzün dolu bir gündür.
Başörtülülerin yalnız bırakıldığı ve maalesef unutulduğu bir gündür.
Bir konuşmaya şahit oldum. Yolda yanımdaki arkadaşım iş yerinden başı örtülü olmayan bir bayan arkadaşı ile karşılaştı. Ayak üstü sohbet ettiler. Bayan, arkadaşıma eşinin emekli olup olmadığını sordu. 28 Şubat mağduru olduğu için görevine dönse de henüz emeklilik hakkının olmadığını söyleyince, bayan, “Evet yaa... Bir zamanlar böyle bir saçmalık vardı...”