İstanbul'un Bayezid semtinde bulunan Bayezid Camii, Osmanlı mimarisinin önemli yapılarından biridir. Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılan caminin inşasına 1500 yılında başlanmış ve 1505 yılında tamamlanmıştır. Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir.
Ramazan'da Bayezid'deki hafızlar
Bediüzzaman Hazretleri, Rus esareti akabinde İstanbul’a teşrif ettiği yıllarda, Ramazan ayının bereketli günlerinden birinde Bayezid Camii’ni ziyaret eder. "İstanbul’un Bayezid Cami-i mübarekine, Ramazan-ı Şerif’te ihlâslı hafızları dinlemeye gittim. Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, semavî yüksek hitabıyla beşerin fenâsını ve zîhayatın vefatını haber veren gayet kuvvetli bir surette “Küllü nefsin zâikatü’l-mevt” (Her nefis ölümü tadıcıdır)1 fermanını, hafızların lisanıyla ilân etti. Kulağıma girip, tâ kalbimin içine yerleşip, o pek kalın gaflet ve uyku ve sarhoşluk tabakalarını parça parça etti." Camiden çıkıp eve gittiğinde aynada saçına düşen ilk akları görür. "İşte bu hâlette vaziyetime baktım ki, medar-ı ezvak olan gençlik gidiyor; menşe-i ahzân olan ihtiyarlık, yerine geliyor. Ve gayet parlak ve nuranî hayat gidiyor; zâhirî karanlıklı, dehşetli ölüm, yerine gelmeye hazırlanıyor." diyerek, dünyanın zevale doğru koştuğunu gördüğünü ifade eder.
Dert içinde dermanı buldum
Bayezid Camii’ndeki hafızları dinlemeye yine gider. Bu defa, “İman edenleri ve güzel işler yapanları müjdele...”2 gibi müjdeli ayetler işitir. "Kur’ân’dan aldığım feyizle hariçten teselli aramak değil, belki dehşet ve vahşet ve meyusiyet aldığım noktalar içinde teselliyi, ricayı, nuru aradım. Cenâb-ı Hakk’a yüz bin şükür olsun ki, ayn-ı dert içinde dermanı buldum. Ayn-ı zulmet içinde nuru buldum. Ayn-ı dehşet içinde teselliyi buldum. En evvel, herkesi korkutan, en korkunç tevehhüm edilen ölümün yüzüne baktım. Nur-u Kur’ân ile gördüm ki, ölümün peçesi gerçi karanlık, siyah, çirkin ise de, fakat mü’min için asıl siması nuranîdir, güzeldir gördüm."3 der.
Dipnotlar:
1- Âl-i İmrân Sûresi: 185
2- Bakara Sûresi: 25
3- Lem’alar, 26. Lem’a, 8. Rica