"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Keşmir sorunu - 2

Muhammet ÖRTLEK
19 Mart 2019, Salı 00:53
Pulwana saldırıları bizlere bir kez daha Keşmir’in yalnızca iki ülke arasındaki problem olmaktan çıktığını ve terör örgütlerinin de sorunun bir parça konumuna geldiğini göstermektedir. Özellikle JeM ve LeT’in eylemlerinden bunu hatırlıyoruz.

Peki Cammu-Keşmir üzerindeki uzun yıllara dayanan iki ülke arasındaki çatışmanın arka planında ne yatıyor? 1947 Yılında Pakistan ve Hindistan İngiltere’den bağımsızlıklarını aldılar. Yapılan anlaşmaya göre Keşmir halkına uygulanan seçim hakkı sonucunda, halk seçimini Pakistan’dan yana kullandı. Bununla birlikte Cammu-Keşmir’in hükümdarı Maharaja Hari Singh’in topraklarını Hindistan’a mı ya da Pakistan’a mı katacağı konusundaki kararsızlık, bugünkü sorunun temellerini oluşturuyor. Burada başka sebepler de var elbette. Ancak Singh’in kararının beklenmeden Cammu-Keşmir’in, Pakistan tarafından Ekim 1947’de işgali ve Singh’in gelişmeler karşısında Hindistan’dan askerî yardımda bulunması çatışmaları ateşlemiştir. Bugün Pakistan kontrolündeki bölgeye “Azadi Keşmir”, Hindistan kontrolündeki alana da Cammu-Keşmir adı verilmektedir. Diğer taraftan Keşmir’in kuzeydoğusunda Çin’in işgali altındaki topraklara “Aksai Chin” denilirken, kuzeyde Pakistan’ın 1963’te Çin’e devrettiği ayrı bir bölge olan Şaksgam Vadisi de bulunmaktadır. Ayrıca Salchen-Glasier (Siaçen Buzulu) de toprakları da Hint işgali altındadır.

Taraflar arasında Ocak 1949’da ilân edilen ateşkes sonucunda, Pakistan, Cammu-Keşmir topraklarının bir kısmını, Hindistan da başta Keşmir vadisi olmak üzere bölgenin geri kalanını kontrolü altına aldı. Ateşkesten günümüze kadar geçen sürede çatışma ve gerginlikler gündeme geldiyse de, tarafların makuliyeti korumaya çalıştığı da gözlemleniyor.

Hindistan resmen Cammu-Keşmir topraklarını kendisine ait görüyor. Ancak pratikte “Kontrol Hattı” boyunca mevcut statükoyu korumakta ısrarcı bir tutum sergiliyor. Pakistan ise, Hindistan kontrolündeki Cammu-Keşmir topraklarında ve özellikle Keşmir Vadisi’nde askerî harekâtlarıyla Hint güçlerini caydırmaya çalışıyor.

Yeni Delhi yönetimi, Pakistan topraklarından kaynaklı terör örgütlerinin saldırılarını, İslamabad’ın sorumluluğunda olduğunu kaydediyor. Yeni Delhi, 1971’de Doğu Pakistan (Bangladeş)’daki ayrılıkçılara karşı yürütülen savaşı Pakistan’ın kaybetmesini henüz unutamadığına ve terörizmi vekâleten kullandığına dikkat çekiyor. Ancak Pulwana saldırısı, Hindistan’ın, Cammu-Keşmir’deki “Kontrol Hattı”nda görevli askerî personelinin hem teçhizat hem de eğitim açısından yetersiz kaldığı haberi Hindistan gazetelerinde gündem oldu. Yaşananlar Hindistan’ın da eksikliklerini değerlendirmesi açısından önem arz ediyor.

Son Pulwana saldırısında sonra, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un, Hintli mevkidaşı ile görüşmesinde “Hindistan’a terörle mücadeleye destek verdiklerini” bildirmesi, Pakistan tarafından kuşkuyla karşılanacak bir durumdur. Bununla birlikte ABD’nin önceki yıllarda meydana gelen Keşmir kaynaklı sorunlara nazaran, Pulwana saldırısıyla daha az meşgul olduğu anlaşılıyor. Elbette mevcut durum ABD-Pakistan ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesini gündeme getirecektir.

Pulwana olayı, Hindistan kontrolündeki Keşmir orijinli bir saldırıdır. Hint Keşmir’i yeni radikal tehditlerin kaynağı olabilir. Keşmir’de radikalleşme 1980’lerin sonunda başlayarak, bölgede muhtelif isyanların da sebebidir. Geçtiğimiz yıl Keşmir Vadisi’nin güneyinde de radikalleşme dalgası yaşandığı belirtiliyor. Bölgedeki istikrarsızlıktan Pakistan’ın da yararlandığı ihtimal dahilindedir.

Hindistan’da 11 Nisan ve 23 Mayıs 2019 tarihleri arasında yapılması planlanan genel seçimlerin arefesinde yaşanan Pulwana olayının, iktidar saikleri ve bir takım muhalif partilerce seçim sürecinde bir enstrüman şeklinde kullanılacağı muhtemeldir.

Uluslar arası kulislerde Hindistan’a karşı, Pakistan’ın ABD’den satın aldığı F-16 savaş uçaklarını kullanmasının satış sözleşmesine uygun olmadığı tartışılıyor. Eğer savaş uçaklarının Pakistan’a satış sözleşmesinde, uçakların “Hindistan’a karşı kullanamayacağı” maddesi varsa, yaşanan olayların karşısında Trump yönetiminden net bir açıklama beklenmektedir. Henüz ABD’den bu konuda bir açıklamada bulunulmadı. Ancak ABD’nin tutumu, Pakistan’ın eylemlerini nasıl değerlendirdiğine bağlı olsa gerektir.

1954’te imzalanan Karşılıklı Savunma Anlaşması kapsamında Pakistan’a satılan ABD askerî teçhizatının Hindistan’a karşı kullanılmadığı biliniyor. Ancak Pakistan bu askerî malzemeyi 1965’te savaşta kullandığında, ABD tarafından herhangi bir yaptırımla karşılaşmadı. Dolayısıyla ABD’nin Pulwana saldırıları ile ilgili duruşunun nasıl olacağını, ABD-Pakistan genel ilişkisine bağlı olacaktır.

Keşmir hakkında 1947’den bu yana plebisit, bölünme, bağımsızlık, konfederasyon ve otonomi vb. çözüm arayışlarında bulunuldu. Bölge için egemenlik birliği, İrlanda Modeli, Chenab Planı, Andorra Modeli, Müşerref Planı, Eklektik Model, Çözüm İçin Kendi Kendini Yönetme gibi barış teklifleri gündeme getirildi. Ancak geçen sürede bu teklif, model ve planların hiçbiri başarıya ulaşamadı.

Keşmir’in Pakistan bölgesinin genelinde Sünnî, Caferi Şiî ve İsmaili Şiî olmak üzere 5 milyon kadar Müslüman nüfus yaşamaktadır. Bütün Keşmir’de ise 12 milyon kişi bölgeyi yurt edinmiş. Uluslar arası aktörler kendi aralarında mücadele ederken, 12 milyon insanın hayat hakkı ve onuru hiçe sayılıyor. Buna ek olarak siyasî, ideolojik, ekonomik, sosyal, etnik, dinî, mezhepsel ve dış kaynaklı istikrarsızlıklar Keşmir’de, farklı yapıdaki terör örgütlerinin konuşlanmasına sebep oluyor. Terör olayları da ülkelerin dış politika ve güvenlik hassasiyetlerini hiçe sayabiliyor.

Artık Keşmir sorunu sadece Pakistan-Hindistan arasındaki sorun değildir. Sorun terör örgütlerinin de gündemindedir. Bölgede benzer bir sorunun tekrar yaşanmaması için her iki ülkenin de kendi topraklarındaki terör örgütleriyle daha fazla mücadele etmesi zorunluluktur.

Okunma Sayısı: 1078
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı