"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni Asya’yı nasıl tanıdım?

MUSTAFA BALIKÇI
13 Mart 2011, Pazar
İkamet ettiğim Tekirdağ’ın şirin bir ilçesi olan Şarköy’de, 1974 yılının son aylarında kış mevsiminde bir kahvede garsonluk yapıyordum. Tanımadığım bir beyefendi, hergün bizim kahveye bir gazete bırakıyordu. Bu gazete, o güne kadar hiç ismini dahi duymadığım, şimdi 36 yıllık okuyucusu ve temsilcisi olduğum “YENİ ASYA” imiş.
O zamanlar, birçokları gibi fikir gazetelerinden çok, bol resimli gazetelere bakıyordum, yani okumuyor bakıyorduk. Din ile, diyanetle fazla bir ilgim yoktu. O zamanlar çok yaygın olan Tommiks-Teksas gibi çizgi romanlar okuyorduk.
Bir gün kahvemizin müdavimlerinden olan yaşlı bir abi, “Kim bu gazeteyi getiriyor buraya” dedi yüksek bir sesle ve öfkeli olarak. Ben de hiç ses çıkarmayıp bilmiyormuş gibi yaptım ve muhatap olmadım. O bir müddet kendi kendine söylendi ve sustu. İçimden onun tepkisine ben de tepki göstermek geldi “ne gerek vardı bu kadar öfkelenmeye” diye ama ben daha çocuk yaşta olduğum için ve huzursuzluk çıkmaması için vazgeçtim.
Bu olaydan sonra merak ettim ve o adamın tepki gösterdiği gazeteyi, yani “YENİ ASYA”yı inceledim, baktım ki resimleri az, yazıları çok olan bir fikir gazetesi ve yazılarından anlaşıldığı üzere dini bir gazeteydi.
Aradan yaklaşık 4-5 ay geçmişti, 1975 Mart ayında beş vakit namaza başlamıştım. Namaza başlamam üvey babamın teşviki sayesinde olmuştu. Kahvede çalışmayı bırakmış, kendi bağ-bahçe işlerimizle meşgul olmaya başlamıştım. Vaktim müsait olduğunca namazlarımı camide cemaatle kılmaya gayret ediyordum, diğer taraftan da Diyanetin açmış olduğu, Çarşı Camiinde Kur’ân kursuna gidiyor, Kur’ân-ı Kerim öğrenmeye çalışıyordum.
Camiye gidip gelirken cami cemaatinden polis memuru Temel Muslu ile tanıştık. İşte bu ağabey Yeni Asya’yı tanıtmaya çalışan kişiydi. Çarşı camiinde bazen müezzin olmadığı zamanlar müezzinlik yapıyor, cami önünde veya gidip gelirken bizlere kısa da olsa bir şeyler anlatıyor, çok istifade ediyorduk.
O sıralarda bir de Erdoğan Orhan, ardından Şarköy’e yeni gelen bir hoca vardı. İlçemizdeki Kebir Camiinden imam-hatip görevlisiydi. Genç, heyecanlı, yerinde duramayan biriydi. Onun vaaz ve hutbelerinden çok etkileniyordum. Bir de çarşı yakınında ara sokakta küçük bir kitapçı dükkânı vardı, orada Risâle-i Nur ve Yeni Asya yayınlarını satıyordu. Ben oraya da sık sık uğruyor kitaplara bakıyor, kitap alıyordum. Temel Ağabey ve bazı gençlerden de uğrayanlar oluyor ve güzel bir sohbet ortamı oluşuyordu.
Bir gün namazdan sonra Erdoğan Hoca bana; “Mustafa kardeşim, biz akşamları çay sohbetleri yapıyoruz, istersen sen de gelebilirsin” dedi ve evini tarif etti. Ben de o akşam yatsı namazından sonra heyecanla tarif edilen eve gittim ve ilk Risâle-i Nur dersine katılmış oldum. Dersi Temel Ağabey yapmıştı. Çok güzel bir ders olmuştu, çok etkilenmiştim. Zamanın nasıl geçtiğini hiç anlayamamıştım. Bu arada benim gibi derse gelen 5-6 genç vardı, onlarla da tanışmış oldum. Ben böyle bir şey arıyormuşum da farkında değilmişim. Sevincime diyecek yoktu. Allah’a ne kadar şükretsem yine azdır.
Ben namaza başladığımdan bu güne kadar talebe yurduna gidiyordum, orada hocalarla sohbet ediyorduk, ama tam tatmin olamıyordum. Risâle-i Nur sohbetleri bambaşkaydı, bu farkı gördükten sonra kendi kendime söz verdim ve “Bundan sonra Risâle-i Nur derslerini hiç terk etmeyeceğim” dedim.
Derse giderken ceketimin cebinde ara sıra aldığım Günaydın gazetesi vardı. Tam dışarı çıkarken bunu fark eden Temel Ağabey, benim elime o günkü Yeni Asya gazetesini tutuşturdu ve okumamı tavsiye etti. Ben de teşekkür ettim ve evde Yeni Asya’yı bir alıcı gözle inceledim ve çok beğendim. Aradığım gazete buymuş dedim. O günden sonra Yeni Asya’ya abone olmuştum ve bu yaşıma kadar (36 yıldır) asla terk etmedim. Allah’a sonsuz şükürler olsun ki ben aynı gecede hem Risâle-i Nur’ları, hem nurların nâşir-i efkârı olan Yeni Asya gazetesini tanımış oldum. Allah (c.c) Erdoğan Hocadan ve Temel Ağabeyden razı olsun.
Temel Ağabeyin o yazın İstanbul’a tayini çıkması ve arkasından Erdoğan Hocanın İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nü kazanması üzerine onların başlatmış olduğu Şarköy’deki hizmetleri ben ve İsmail Subaşı, daha sonra hizmet halkasına katılan Muzaffer Borucan kardeşlerle birlikte devam ettirdik. Ve daha sonraları başka hizmet erleri bu kervana dahil oldular. Ben de Şarköy’de 1978 yılından beri (1976-1977 arası askerlik yaptım) Yeni Asya gazetesinin (fahri) temsilciliğini üstlendim. Önceleri seyyar, sonra bakkaliye, lisede kantincilik ve 1991 yılından beri de ilçemizde Yeni Asya Kırtasiye dükkânını işletiyorum.
Gazetemiz Yeni Asya’yı tanıdığımda 19 yaşında bir gençtim, Yeni Asya ise 5 yaşındaydı. Şimdi ise ben 55, Yeni Asya ise 42 yaşında. Beraberliğimiz tam 36 yıldır devam ediyor. Allah bu beraberliğimizi ayırmasın.
Bu geçen yıllarda Yeni Asya’nın başına az şey gelmedi, çok çileler çekti, defalarca kapatıldı, ismini değiştirdi, Yeni Nesil oldu, Tasvir oldu, Hüryurt oldu, dahili ve harici müdahalelere maruz kaldı, ekonomik krizlere uğradı, kısacası her türlü badirelerden geçti, ama “o” dâvâsından zerre kadar asla taviz vermedi.
“Yeni Asya” bayrağı burçlarından inmedi, sesini kıstıramadılar. Tabiri caizse Yeni Asya meşakkatli kış mevsimini geride bıraktı, sonunda Üstadın müjdelediği Cennetâsâ bahara erişti Elhamdülillah.
Yeni Asya’nın yıkılmayıp ayakta kalmasının sırrı, hiç şüphemiz yoktur ki önce Allah’ın yardımı, sonra da Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin himmeti ve sonra da onun sadık okuyucularının desteğidir... Ve şahs-ı maneviyi temsil ettiği içindir.
Bu vesileyle Yeni Asya’mızın 42. yılını tebrik eder, hizmetlerinin kıyamete kadar devam etmesini diler, Yeni Asya, idareci, yazar ve çalışanlarına ve Yeni Asya temsilcisi, dağıtıcısı ve okuyucularına Cenâb-ı Hak’tan muvaffakiyetler dilerim.
 
MUSTAFA BALIKÇI
TEKİRDAĞ/ ŞARKÖY
Okunma Sayısı: 2213
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı