"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Fikirleri dezenfekte edelim

Mustafa Gönüllü
23 Mart 2020, Pazartesi
Giriş olarak: Çok değil, bundan bir-bir buçuk ay önceye gidelim.

Virüs, Çin haricine pek yayılmadığı dönemde siyasi gücü elinde bulunduran ülkeler kendi menfaatlerine yönelik siyaset takip ederken ve çıkar peşinde hak-hukuk tanımazken, dünyanın gündemi bir anda değişip her ülke virüs salgınının verdiği tahribatla uğraşmaya başladı. Bunun yanı sıra dünya, yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğrendi.

Her ülke kendine yönelik tedbirler alırken, ülkemizde de Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümet tarafından okullara ara verilmesi, gerekmedikçe dışarıya çıkılmaması, AVM’lere sınırlama getirilmesi, namazların camilerde cemaatle kılınmaması gibi önemli tedbirler aldı.

Neden gerekmedikçe evden çıkmayalım?

Covid-19 virüsünün öne çıkan özelliği, öldürücülükten ziyade çok bulaşıcı olması. Gün geçtikçe enfekte olan kişi sayısının katlanarak artması da bunu gösteriyor zaten. Evden gerekmedikçe çıkılmaması tavsiyesinin asıl sebebi de, enfekte olan kişi sayısının bir anda artmamasını, zamana yayılarak artış göstermesini sağlamaktır. Ve böylelikle herkesin sağlık hizmetlerinden en iyi oranda faydalanabilmesidir. Yoksa dışarıya illaki zaruri ihtiyaçlar sebebiyle çıkılacaktır. Bu önlemi uygulayarak en azından yapılabildiği kadarıyla evde kalabilmek amaçlanmıştır.

Ancak gerekmediği halde dışarı çıkıldığında, virüsün yayılma hızı yükselecek ve tedavi ihtiyacı olan vatandaş sayısı bir anda artacak ve sonucunda sağlık hizmetleri yetersiz kalacaktır. Sağlık hizmetleri yetersiz kalırsa da verilen kayıp miktarı artacaktır.

Gerekmedikçe dışarı çıkmayalım ama...

Olabildiğince evde kalmak önemli bir öneri. Uyulduğu takdirde salgını daha az kayıpla atlatacağımız açık. Çünkü uzmanların da belirttiği İtalya örneğiyle görüyoruz ki, İtalya halkı hükümetinin tedbirlerini önemsemedikleri için can kayıpları bu kadar artıyor.

Ancak evde kalma önerisine uyabilmek için insanların, kendi maddi geçimleri konusunda rahat olması gerekmektedir. Kanada vatandaşlarının rahat olduğu gibi. Çünkü Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun vatandaşlarına hitaben şu açıklamayı yapabildi: ‘’Parayı düşünmeyin, işimi kaybeder miyim diye korkmayın. Siz sağlığınızı düşünün, para bizim işimiz. Size destek için 83 milyar dolar ayırdık, bu da gelirimizin ancak %3’ü.’’

Ülkemize baktığımızda ise koronavirüs nedeniyle vatandaşlar için 100 milyar TL’lik bir bütçe ayrıldığı söylendi ve devamında sabır ve dua temennileri ile bu musibeti yeneceğimiz eklendi. Elbette sabır ve dua önemlidir ve Müslüman bir ülke olarak sabra ve duaya sarılacağız. Ancak bir siyasetçinin en başta bunu önermesi sıkıntılı bir tablo. Çünkü siyasetçinin işi, vatandaşlarını içtimai hayatta yönlendirmek olmalıydı. Kanada Başbakanı gibi, ‘işimi kaybeder miyim diye korkmayın’ gibi bir açıklama yapılmalıydı. Böyle bir açıklama sabır ve dua tavsiyesinden kat kat daha güven verirdi.

Bununla birlikte 100 milyar TL’lik bütçe ayrıldığı söylendi ancak bu miktarın nerede ve nasıl kullanılacağı somut bir şekilde belirtilmedi. Böyle olunca da vatandaş, öncelikle geçimini sağlamak adına ve işini kaybetme korkusuyla işlerine devam etmek mecburiyetinde kaldı. Sonuç olarak ülkemizde, içtimai hayatta geçimini sağlamak üzere çalışan yüz binlerce insan olduğu için ‘Evde kalın’ önerisine uyabilmek kolay olmamaktadır.

Camilerde cemaatle namaz kılınmaması tedbiri neden getirildi?

Hükümetin aldığı tedbirlerden camilerde cemaatle namaz kılınmaması ve Cuma ve Kandil günleri camilerin kapalı tutulmasına çeşitli itirazlar duyuluyor. “Toplu taşımalar devam ediyor ama camiler kapalı” deniyor.

Bu tedbir, sokağa çıkma yasağı değil ki toplu taşımalar iptal olsun. Çünkü insanlar çalışıyor, geçim derdiyle uğraşıyor. Zaruri olan maddi ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışmak durumundalar. Ancak camilerde cemaatle namazın durdurulmasındaki amaç ise cami cemaatinin büyük bölümü olan 60 yaş üzeri vatandaşlarımızın dışarı çıkmasına engel olmaktır. Onlar farz namazlarını evlerinde de kılabilirler ancak namazı cemaatle kılmak sünnet olduğu için ve kişinin sağlığını bilerek tehlikeye atması dinen günah olması nedeniyle bu tedbir oldukça yerinde diye düşünüyorum.

Bu salgında 60 yaş üzeri kişiler daha fazla risk altındadırlar. Ve eğer camiler cemaatle namaza açık olsaydı ve virüs bulaşmış bir kişi (genç veya yaşlı) namazda saf tutsaydı, oradaki yaşlı veya kronik hastalığı bulunan vatandaşları riske atacaktı. İstemediğimiz bir vaka yaşansaydı, bunun mes’uliyetini, camileri açık tutanlar ödeyecekti.

Son olarak: Bu musibetten kurtulmak için ellerimizi dezenfekte edeceğimiz gibi, dışarıdan gelen yanlış fikirleri de dezenfekte etmemiz gerekmektedir. Kendi alanı olmayıp bu meselede kendini söz sahibi zannedenleri muhataba almamalıyız. Konunun uzmanları gerekli tedbirleri almaktadır. Onlara güvenmeliyiz ve yanlış fikirlerle telaşa düşmemeliyiz.

Okunma Sayısı: 796
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Menduh

    23.3.2020 15:57:55

    Ne kadar zormuş camiden cemaatten öksüz kalmak

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı