Üç aylar gibi rahmet hazinelerinin içerisine konulduğu mübarek aylar içerisindeyiz.
Her yıl üç ayları iple çekiyor ve bu ayların feyzini tüm yıl boyunca yaşama ümidiyle doluyoruz. İşte bu aylarda dikkatle bakarsak eğer Receb, Şaban ve Ramazan-ı Şerifler’in bizlere mühim hediyeler getirdiğini görürüz. Bu hediyeler belki de bir ömür yaşayacağımız alışkanlıklar, güzel hasletler ve âdet edineceğimiz Sünnet-i Seniye düsturları olabilir.
Risale-i Nur’da da bu gibi hediyelerden söz edilir. Meselâ, “Ramazan-ı Şerif’in ilhamî bir hediyesi bulunan Yedinci Şua risalesine…”1 gibi Risale-i Nur’daki bazı parçalar ve bunların içerisindeki hakikatler bu ayların hediyesi olarak kabul edilir. Ayrıca bazı parçalar da bu aylarda ilham olunduğu için bu ayların birer hediyesidir denilebilir. Meselâ “İsm-i A’zam’ın altı nurundan bir nuru olan Kuddüs isminin bir cilvesi Şaban-ı Şerif’in ahirinde…”2 ve İsm-i Hakem’in cilvelerinin Ramazan-ı Şerif’te Bediüzzaman Hazretlerine görünmesi gibi…3
Risale-i Nur’dan bu kısımların Nur talebelerine birer hediye olması gibi, bu aylarda güzel alışkanlıklar kazanmak da birer hediyedir diye düşünüyorum. Meselâ bu aylarda kazanılacak olan, malayanî işlerden sıyrılmak; gıybeti, çirkin sözü, kötü alışkanlıkları terk etmek; Kur’ân okuma alışkanlığı, teheccüd alışkanlığı kazanmak; yatmadan önce Risale-i Nur’dan imanî bahisler okumak; yeme-içmede kanaat sahibi olmak, israftan uzaklaşmak, az yemek, az uyumak; Cevşen, Celcelûtiye gibi mühim evradları okumak gibi çeşitlendirilebilir.
İşte tüm bu sayılanlar bize bu mübarek ayların hediyeleri olabilir. Yeter ki onun işaretlerini görebilelim. Bazen bir ders mekânında bir kardeşimizin/ ağabeyimizin bir davranışı, bir cümlesi, bir fiili ile bize bu hediye gösterilmiş olabilir. Fırsatı kaçırmadan bu hediyeyi almak ve uygulamak en güzelidir. Nasıl ki, iyilikler nura benzetilir ve insandan insana sirayet etmesi, in’ikas etmesi onun bir şe’nidir, denilir.4 Aynen öyle de kazanacağımız bir haslet de bize bir kardeşimiz vasıtasıyla ulaşabilir.
Bazen de namaz tesbihatında aklımıza güzel bir haslet gelmiş olabilir. “…namaz tesbihatında okunurken inkişaf eden latîf bir nükteyi uzaktan uzağa gördüm”5 gibi böyle hediyelere örnekler vardır. Bütün bunlar Rabbimizden bu rahmet aylarında bizlere ulaşan hediyelerdir ve bunları reddetmemek, sahip çıkmak önemlidir.
Bir önceki Şaban ayında, bence malayânî sayılan, tuttuğum takımın futbol maçlarını izlemeyi bıraktığımı ve üç dört ay bu şekilde devam edebildiğimi hatırlıyorum. Tabiî insanın nefsi, çevresi onu bu noktada etkilemektedir. Ama bunlara rağmen malayânî işleri bırakmak bence kıymetli bir hediyedir. Ve böyle bir hediyeye mümkün olduğunca sahip çıkmak çok değerlidir. “Bu güzel haslet bana Şaban ayının bir hediyesiydi” deyip bu haslete devam etmek güzel olandır.
Dipnotlar:
1- Sekizinci Şua, İkinci Remiz; 2- Otuzuncu Lem’a, Birinci Nükte; 3- Age, Üçüncü Nükte; 4- Yirmi İkinci Mektup, Birinci Mebhas, Üçüncü Vecih; 5- Yirmi Sekizinci Lem’a.