Bazen çıkış kapısı yokmuş gibi, kendimizi çıkmaz sokakta hissettiğimiz zamanlar olur. “Bu iş nasıl hallolacak?” diye düşünür dururuz. Zaman dursun da bu iş hallolsa, sonra devam etsin isteriz. Ama zaman akmaya devam eder durmadan…
Öyle hissettiğim bir zamanlardan biriydi. Regaib Gecesinden sonraki gün işe gittim ve işle ilgili bir meselenin çözümsüz kaldığını hissettim. “İşlerinde onlarla istişare et!” (Âl-i İmrân: 159.) emrine uyup bir hocamla istişare etmeye karar verdim. O istişare vesilesiyle sanki sırtımdan bir yük kalktı. İş çözüldü gibi hissettim. Kolaylıklar göründü. Aslında o istişare bir kapının açılmasına vesileydi: Rahmet kapısı. Orada o işi çözen, Allah ondan razı olsun elbette ki vesile olmuştur ancak hocamdan ziyade, Cenab-ı Hakk’ın emri olan istişareyi yapmaktı. Bununla ilgili olarak 23. Söz olan dua bahsinde geçen şu parçayı okuyalım:
“Meselâ, esbâba [sebeplere] teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir. Esbâbın içtimâı [toplanması], müsebbebi [neticeyi] icad etmek için değil, belki lisân-ı hal ile müsebbebi Cenab-ı Haktan istemek için, bir vaziyet-i marziye [razı olunacak vaziyeti] almaktır. Hattâ çift sürmek, hazine-i rahmet kapısını çalmaktır. Bu nevi dua-yı fiilî, Cevâd-ı Mutlakın isim ve ünvânına müteveccih olduğundan, kabule mazhariyeti ekseriyet-i mutlakadır.” Yani orada benim hocama danışmam bir fiilî duaydı ki, ekin almak için tarlayı sürmek gibi. Ben de anladım ki istişare, işleri çözmek için yapılması gereken en önemli fiilî duadır. Nitekim Peygamberimiz de (asm) Ashabı ile, eşleri ile çok istişareler yaptığını rivayetlerden biliyoruz. Peygamber (asm) istişare ediyorsa biz de ona uyup bunu yapmalıyız.
Aslında dua da işlerin çözülmesi için yapılmamalı. Duada maksat ihlâsla Allah’ı razı etmek, ibadet etmektir. Yine 23. Söz’de geçen şu kısım bu noktada önemlidir: “Hem, dua bir ubudiyettir; ubudiyet ise, semerâtı uhreviyedir. Dünyevî maksadlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir; o maksadlar, gàyeleri değil. Meselâ, yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir; yoksa, o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyet ile olsa, o dua, o ibadet hâlis olmadığından, kabule lâyık olmaz.”
İşte, o zaman çözümsüzlük de, zor durumda hissetmek de, işlerin hallolmaması da duanın, ibadetin vaktidir. Orada maksat işin hallolması değil, o zaten Allah’ın izniyle hallolacak. Maksat dua ibadetini eda etmek. Bu ise kavlî olarak, sözle dua ettiğimiz gibi, fiilî olarak da istişarelerle ve istişarenin gereklerini yapmakla olacaktır.