"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Din mi, dinler mi? - 3

Şemseddin ÇAKIR
06 Şubat 2026, Cuma
Önceki yazımızda, Müslümanların İsevîlikten ya da Musevîlikten din adına alıp da dolduracakları herhangi bir boşluğun bulunmadığını ifade etmiştik. Bu, reddi mümkün olmayan bir hakikattir.

Bunun böyle olduğu dair itirazlara Rahip Bahira, Varak b. Nevfel, Habeş Necaşisi, Selman-ı Farisî gibi zatlardan başlayarak günümüze kadarki zaman diliminde milyonlarca insanın İslâmiyet’le şeref bulduğu gerçeği en müdellel cevaptır.

Burada bir hususa daha temas etmek gerekiyor.  Pek çok Müslüman, “ehl-i kitap” mefhumu ile ifade edilmeleri sebebiyle bu iki inancı birbiriyle benzer zannederek hataya düşebiliyor.

Hâlbuki dinimize göre Yahudîler ve Hıristiyanlar taban tabana birbirine zıttırlar. Çünkü Maide suresi 82’de şöyle buyurulmaktadır: “İman edenlere düşmanlıkta insanların en şiddetlisi olarak, sen elbette Yahudîler ve Allah’a ortak koşanları bulacaksın. İman edenlere muhabbette en yakın kimseler olarak da, elbette “Biz Hıristiyan’ız” diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde ilim sahibi keşişler ve kendilerini ibadete vermiş rahipler vardır; onlar büyüklük de taslamazlar.” Yine Fatiha Suresi 7. ayette Yahudîler için Allah’ın (cc) gazabına, uğradıklarına, Hıristiyanların ise, dalalete ve sapıklığa düştüklerine dikkat çekilir.

Son yıllarda yaşanan hadiselere bakıldığında da ayetin mu’cizevî ihbarına uygun gelişmeler yaşanmıştır.  Yahudîlerin Gazze’de gerçekleştirdiği katliamlara karşı Hıristiyanlık âlemi, bir şefkat ve merhamet timsali kesilip mâşerî vicdanın sesini terennüm ederek, baskılara rağmen, âdilane ve merdane haykırmışlardır. 

Belki bu; Hıristiyanlığı, hurafat ve tahrifattan kurtarmak için Hz. İsa’nın inişinin bir tezahürü de olabilir. Yöneticilerine karşı -hâkim Yahudî gücüne rağmen- Gazze için ayaklanan, bunun için bir filo kurup her şeyi göze alarak yola çıkan insanlar,  şanlı bir direnişe imza atıyorlar. Bu basit bir hümanizm sevdasından daha çok Hz. İsa’nın insana şefkatindeki asalet ve şecaati çağrıştırıyor. Bu direnişin hak bir din uğruna yapıldığını ihsas ettiriyor sanki. O hâlde bu din İslamiyet’le tanışmalı ve buluşmalıdır. Takip edebildiğimiz kadarıyla pek çok kişi yaşanan olaylar sonrasında Müslüman olmuş ve olmaya devam ediyor. Bu bilgi zamanı geçmeyen İslamiyet adına muazzam bir gelişmedir. 

Hangi din olursa olsun teslim olma ve buluşma noktası İslamiyet’tir. Zira bir din için gerekli esaslar bünyelerinde muharref bir şekilde bulunmaktadır. 

Örneğin tevhid bahsinde, Yahudîler Hz. Yakub’a mağlup olan bir tanrı inancına sahipken Hıristiyanlar ise teslisi kabul etmenin çelişkisine düşmüşlerdir. Aynı şey kitap kısmında da geçerlidir. 

Bir gün Hz. Ömer bir Yahudî mahallesine uğrar ve oradan ele geçirdiği Tevrat nüshalarını alıp, Efendimiz’e (asm) getirir. Efendimiz (asm), “’O ne?’ diye sorar” o da, anlatır. Fakat o esnada Efendimizin canı sıkılmış alnındaki damar zonklamaya başlamıştır. Bunu fark eden bir sahabi, Hz. Ömer’i uyararak, “Sen aklını mı yitirdin ya Ömer, Efendimizin halini görmüyor musun?” der. Hz. Ömer durumu telafiye çalışırken Efendimiz (asm) şöyle buyurur. 

“Ya Ömer! Değil o hurafe Tevrat nüshaları, Kardeşim, Hz. Musa bugün gelse ve sende ona uysan dalalete gidersin” buyurur. 

Zira “asırlara göre şeriatlar tebeddül eder ve her mevsimde bir meta mergup olur” Üstelik bizim Peygamberimiz (asm); bütün peygamberlerin müjdelediği ve ümmeti olmayı istedikleri bir Fahr-i Cihan’dır. Demek muharref kitaplar değil, o peygamberlerin kendisi de olsa uyan Cehenneme gideceğine göre, daha o dinlerden söz edilebilir mi?

Okunma Sayısı: 2323
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    6.02.2026 23:34:19

    ..."Yani ta'dil ve tekmil edicidir. Yalnız, zaman ve mekânın tagayyür etmesi tesiriyle tahavvül ve tebeddüle maruz olan füruat kısmında mües-sistir. Bunda aklî ve mantıkî olmayan bir cihet yoktur. Evet mevasim-i erbaada giyecek, yiyecek ve sair ilâçların tebeddülüne lüzum ve ihtiyaç hasıl olduğu gibi, bir şahsın yaşayış devrelerinde, talim ve terbiye keyfiyeti tebeddül eder. Kezalik hikmet ve maslahatın iktizası üzerine, ömr-ü beşerin mertebelerine göre ahkâm-ı fer'iyede tebeddül vardır. Çünki fer'î hükümlerden biri, bir zamanda maslahat iken, diğer bir zamana göre mazarrat olur. Veya bir ilâç, bir şahsa deva iken, şahs-ı âhere dâ' olur. Bu sırdandır ki, Kur'an fer'î hükümlerden bir kısmını nesh etmiştir. Yani vakitleri bitti, nöbet başka hükümlere geldi, diye hükmetmiştir."... İşarat-ül İ'caz - 50

  • S.topuz

    6.02.2026 23:30:57

    3- Zaman-ı Saadette, Kur'an-dan neş'et eden İslâmiyet san ki bir şeceredir. Kökü zaman-ı saadette sabit olmakla damar ları ozamanın âb-ıhayat men-ba'larından kuvvet ve hayat a-larak,her tarafa intişar ettikleri gibi,dal ve budakları da istik-bal semasına kadar uzanarak âlem-i beşere maddî ve mane-vî semereleri yetiştiriyor. Evet İslâmiyet mazi ile istikbali ka-natları altına almış, gölgelendi rerek istirahat-i umumiyeyi te-min ediyor.4- Kur'an-ı Kerim, o cümlede ehl-i kitabı imana teşvik etmekle, onlara bir ünsi yet,bir suhulet gösteriyor. Şöyle ki:Ey ehl-i kitab! İslâmi-yeti kabuletmekte size bir me- şakkat yoktur.Size ağır gelme-sin!Zira size bütün bütün dini-nizi terketmenizi emretmiyor. Ancak itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz;diye teklifte bulunuyor. Zira Kur'an, bütün kütüb-ü sâlifenin güzel-liklerini ve eski şeriatlarının ka vaid-i esasiyelerini cem' etmiş olduğundan, usûlde muaddil ve mükemmildir."

  • S.topuz

    6.02.2026 23:21:38

    وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ (Senden önceki Peygamberle-re indirilen Kitaplara da inanır-lar.) Bu gibi sıfatlarda bir teş-vik vardır.Ve o teşvikten sâmi' leri imtisale sevk eden emirler ve nehiyler doğuyor.Bu cümle-nin mâkabliyle nazmına dair "dört letaif" vardır. 1- Bu cümlenin mâkabline atfı, medlûlün delile olan bir atfıdır. Şöyle ki:Ey insanlar! Kur'ana iman ettiğiniz gibi, kütüb-ü sâbıkaya da iman ediniz. Çünki Kur'an, onların sıdkına delil ve şahiddir. 2- Yahut o atf, delilin medlûle olan atfıdır.Şöyle ki:Ey ehl-i kitab! Geçmiş olan enbiya ve kitablara iman ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (A.S.M.) ile Kur'ana da iman ediniz!Zira onlar, Hazret-i Muhammed'in (A.S.M.)gelmesini tebşir ettik-leri gibi, onların ve kitablarının sıdkına olan deliller,hakikatıy-la, ruhuyla Kur'anda ve Hazret-i Muhammed'de (A.S.M.) bu-lunmuştur.Öyle ise,Kur'an Allah'ın kelâmı ve Hazret-i Mu-hammed (A.S.M.) de resulü olduğunu tarîk-i ûlâ ile kabul ediniz ve etmelisiniz." İşarat-ül İ'caz - 49

  • Halim Selim

    6.02.2026 18:54:31

    Başka inançları ya da ırkları yok sayan, onlara isim bile vermek istemeyen anlayış zaten yahudilerde var. Gerçekçi değil muhterem hocam. Dünyada Hristiyanlık diye bir din var. Musevilik diye bir din var bugün. Fakat Hak (Gerçek, doğru) din değiller. Ama neticede bunlar var. Mesele aynı salgın dönemindeki koronavirüs var mı yok mu tartışmasına dönmesin. Zira bunların milyonlarca inananları ortada. Dünyada tek din var o da İslam desek gerçeği mi ifade etmiş oluruz yoksa hayalimizi, hissiyatı mı ifade etmiş oluruz

  • Halim Selim

    6.02.2026 18:49:53

    Terimleri takıntı haline getireceksek şu açıdan da bakabilirsiniz: -Senin dinin sana benim dinim bana! Mealinde ayete göre başka inançtakine din şeklinde hitap var. Yani evet onlar da bir sistemdir. Din denilmesinden ne mahzur var. Yok sakınca yok olmazlar. Ama şu var ki Hak Din, günümüzde geçerli Din, doğru Din Muhammed aleyhisselamın getirdiği dindir.. diyebiliriz. ---YORUMCU EDA GÜL HANIM İÇİN O dinlerin mensuplarını şirin göstermek diye bir şey yok. Kuran geniş zamanla ifade etmiş ki Yahudi ve Hristiyanlarda samimane Allah'a inanıp ibadet edenler vardır. Belki sayıları az olabilir. Ama tevhidi kabul ederler. Bunların ahiretteki durumu ise şüphesiz Allah'a ait. Ne desek boş kalır.

  • Eda Gül Beyaz

    6.02.2026 08:21:11

    4- Hristiyanlar ile siyasi, ekonomik iş birlikleri, ittifaklar mümkündür. Ancak hiçbir zaman Yahudilerin karşısında Müslümanların yanında olmayacaklardır. Hristiyanların iyi niyeti olsaydı Gazze'deki bu savaş başlamadan bitebilirdi. Hristiyanların finansmanı olmasa İsrail denilen ülke çölün ortasında açlıktan ölür.

  • Eda Gül Beyaz

    6.02.2026 08:17:36

    3- Kaldı ki, Filistin de ortaya çıkan bu zulmün baş müsebbibi Hristiyanlar değil midir? Majestelerinin hükumeti neden Müslüman topraklarda Yahudilere bir devlet verdi? Daha steril bir yerde yahudilere pekala bir devlet verebilirdi. Demekki İsrail devletini tek başına Yahudi bir aktör olarak okumak mümkün değildir. Arkasındaki Hristiyan güç birliği olmasaydı şimdiye kadar çoktan süpürülüp giderdi. İsrail devletine Hristiyanların ileri uç karakolu olarak bakmak daha doğru olacaktır. Dolayısıyla İsrail yaptığı her bir zulmün bir mislini de Hristiyanların hanesine yazmak icab edecektir.

  • Eda Gül Beyaz

    6.02.2026 08:13:13

    2- Yahudiler ise azınlık ve bir devlete sahip olmama gibi nedenlerden dolayı Müslüman devletler tarafından hep himaye edile gelmiştir. Ta ki siyonizm ideolojisi ortaya çıkana kadar. Elbette Siyonist ideoloji kaynağını Yahudilikten alıyor. Ancak Yahudilerin Filisitinde ortaya koyduğu zulüm bize Hristiyanları şirin göstermemeli. Zulüm konusunda birbirlerinin ellerine su dökemezler. Günün sonunda yahudilerin Filistinde yaptıklarına bakarak Hristiyanlar daha ehven diyeceğimiz bir denklem oluşmuyor.

  • Eda Gül Beyaz

    6.02.2026 08:08:41

    Hocam, Sasailere karşı Hristiyan Bizansın savaş kazanmasından itibaren Müslümanlar Hristiyanlara bir yakınlık göstermiştir. Ancak aynı yakınlığı Hristiyanlardan görmemişlerdir. Tarihte Müslümanlara karşı yaptıkları zulümlerin örneği çoktur. Haçlı seferleri, Endülüs, Osmanlının parçalanıp İslam aleminin sömürgeleştirilmesi, Afrika'nın Hristiyan misyonerler tarafından Hristiyanlaştırılması, Hindistan Müslümanlarına yapılanlar, Kadim Türkistan bölgesinde Rusyanın yaptıkları...daha saymakla bitmez.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı