"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Riyakâr kadın

Nurenda Yaşar Coşkun
05 Aralık 2021, Pazar
Başlığın çok iddialı ve sert olduğunun farkındayım.

Yazının muhteviyatı tam da bu zaten, kulağa bu kadar sert gelen bir ifade biçimi kullanmış olmam. “Gerçekleri, hakikatleri” neden daha yumuşak bir üslûp kullanarak yazmamış olmam. Hâlbuki kadınlığa mahsus letafet, nezaket bunu gerektirir öyle değil mi? 

Kadından beklenen doğruyu, hakikati yumuşak bir dille ifade etmesidir. Yıllarca bunları duyduk, bize verilen nasihatler kadının doğruları olabildiğince kulağa sert gelmeyecek şekilde söylemesiydi. Kadınlığa mahsus nezaketi bu, böyle biliyoruz. Peki, gerçekten böyle mi? Yoksa bu da kafamızdaki geleneksel kabullerin bir ürünü mü?

Konu ‘hakikat’ olunca, onu söyleme biçimi kadın veya erkek olmanın çok ötesinde bir konum taşır. Hakikatin sarsıcılığı, onu söyleme biçimi yüzünden çoğu kere haksızlığa uğrar. Vurucu cümleleri, süslü, yumuşak ifadelerle geçiştirmek hakikate yapılmış bir suikasttır. Hakikat vurucudur, nettir, etkileyicidir ve ses tonu, beden, mimik ona göre ayarlanmalı ve kullanılmalıdır. Dolayısıyla kadın ya da erkek olsun hakikati dillendirirken ifadesini ona göre takınmalı, ciddiyetini, yüz ifadesini, ses tonunu o hakikatin etki düzeyine göre ayarlamalıdır. 

Üstadın “kadınlığa mahsus letafet ve güzellik” ifadesinin bağlamı ile hakikate sözcü olma, onu dillendirme, gerçekleri dile getirme durumları birbirine o kadar çok karıştırılıyor ki ortaya çıkması gereken gür hakikat yumuşacık, kısık, sözüm ona güzel üslûplar(!) yüzünden güdük kalıyor, anlamı, önemi, şiddeti hissedilmiyor.

Kadınların bazıları bu yaptıklarının nelere mal olduğunun farkında değiller. Riyakârane haller yüzünden onların tesirli olduğu yuvalarda yetişen kız ve erkek çocukları doğru bildiklerini ifade etmekten, dile getirmekten yoksunlar.

“Gerçekleri söyleme demiyorum, tabi ki de söyle, ama güzel bir dille, tatlı bir üslûpla söyle.” Bu cümleler çok tanıdık geliyor değil mi? Çünkü yıllarca anneler kızlarına bunu söyledi. Ne yazık ki yanlış anlaşıldı. Oysaki sahabelerin hayatına baktığımızda Hz. Ömer’in (ra) karşısında mehir meselesi yüzünden ona hesap soran bir kadının ifadelerinde hakikati söyleme biçiminin derslerini görüyoruz. Konu hakikat olunca yumuşatılmış ifadeler, tebessümvari bir tavır, süslü cümleler görmüyoruz. Bunun karşılığında “Kadın doğru söyledi, Ömer yanıldı.” ifadesi o hakikatin sarsıcı etkisinin bir tezahürüdür.

Sonuç olarak bazı kadınlar letafet, nezaket, yumuşak başlılık, hoşgörü, fedakârlık vs. birçok güzel hasleti, bağlamı dışında sarf edip hakikate karşı hürmetsizlik edebiliyorlar. 

Bu riyakârane tavırdan sakınmalı ve yanlış geleneklerden arınıp, dinimize daha çok sarılmalıyız.

Okunma Sayısı: 1044
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Suzan Bedir

    6.12.2021 13:05:40

    Riyakarlık ikiyüzlülük demek bunun gerçekleri hakikatı dile getirmede kullanılan üslubun yumuşak ve latif olmasıyla ne ilgisi var?Yapılan bir araştırmada söylenen sözlerden çok söyleme biçiminin insanlar üzerinde daha etkili olduğu görülmüş.İnsan olarak biz de hakikatı latif bir uslupla değil de sanki insanın kafasına vurur gibi dillendiren kişilerle karşılaşmışızdır.Bunlar ancak itici olduğu hakikattan da maalesef bazen soğumaya sebep olabiliyor.Rabbimiz Efenndimize(s.a.v)katı ve kaba kalpli olsaydı insanların etrafından dağılıp gideceğini bildiriyor.bu bağlamda hakikatın de en güzel şekil ve üslupla sunulması gerekiyor.Zaten Bediüzzaman Hzleri Risale i Nurların dilinin kavl i leyyin olduğunu belirtmiyor mu.Bu bağlamda artık bize düşen de bu üslubu kullanmak ve başka bir düşünceyi ne dile getirmek ne de uygulamak olmalı.Allah(C.C) hepimize Nurlardaki hakikatleri anlayıp benimseyip en güzel şekilde temsil ve aktarabilmeyi nasip etsin.

  • okur

    5.12.2021 11:07:00

    …“Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim,/İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim./Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek:/Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek.”M.A. Ersoy

  • Nuray

    5.12.2021 09:09:22

    MaşaAllah Nurenda cım farklı bir açıdan bakmış sın bizimde aklımıza kapı açıldı☺️Şöyle bir sual etmek istiyorum izninle belki başka bir yazında incelemene araştırmana vesile olur biz okuyucular olarakta istifadeye medar olur. Kavli leyyin olmak üslubun yumuşaklığı vs gibi noktalara ısrarla tenkitler ediyoruz veya tenkitler alıyoruz! Yazında ifade ettiğin noktalara göre Risalei nur mihengine nasıl vuracağız bu konuda bir açıklama ve Başka bir açılımla örnekleridirerek yazarsan çok memnun olurum canım 🤲🏻

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı