"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şimal cereyanı ölmedi: Form değiştiren komünizm

Nurullah UDUN
19 Mayıs 2026, Salı 00:01
İkinci Dünya Savaşı sonrası 1990’lı yıllara gelindiğinde, "Soğuk Savaş"ın bitmesiyle beraber dünya kamuoyunda Komünizm’in bittiği yüksek sesle dillendirilmişti. Komünizmi temsil eden Sovyet Rusya çökmüş ve bu ideolojinin de bir hükmü kalmadığı sanılmıştı. Ancak realite hiç de öyle değildi. Dünya sahnesinde bir asrı etkileyen dehşetli bir ideolojik yapı, bir anda yok olabilir miydi? Yoksa sanılanın aksine, başka bir formatta renk değiştirerek mi devam etmekteydi?

Bu soruların cevabını almak için Bediüzzaman Hazretlerinin tabiriyle "Şimal Cereyanı"nın tarihçesine bakmak gerekir. 1917’de Rusya’da İngiliz desteğiyle gerçekleşen Bolşevizm ihtilâli, Lenin ve Troçki için yeterli değildi; ideolojinin bekası için devrim devamlılığını sürdürmekle birlikte ihraç edilmeliydi... Zaman kaybetmeden ihtilal Almanya´da gerçekleşmeliydi... 1919’da Almanya’da yapılmak istenilen komünist ihtilal General Hindenburg gibi isimler tarafından engellenince, komünistler yöntem değişikliğine gitmek zorunda kalmışlardı. Artık tek bir merkezden değil, iki ana damar üzerinden hareket edeceklerdi:

1. Hard-Power (Neocon Damarı): Zora dayalı devrim anlayışından stratejik bir sessizliğe bürünen bu Troçkist akım, propaganda yerine bürokratik tahakkümü seçmiştir. Savunma ve istihbarat gibi kritik merkezleri hedef alarak devletin karar alma mekanizmalarını içeriden fethetme yoluna gitmiştir. Demokrasi getirme vaadini bir maske olarak kullanan bu yapı, savaşlar ve rejim değişiklikleri yoluyla hedefindeki coğrafyaları askerî müdahale ile adeta “formatlama” görevini yürütmektedir.

2. Soft-Power (Neoliberal Damarı): Devrimin zihinsel bir dönüşümle başlaması gerektiğini savunan bu akım; Frankfurt, Freiburg ve Viyana okulları üzerinden komünist fikirleri yeni felsefî kalıplarla yaymıştır. Bireyi bir laboratuvar nesnesi gibi inceleyen bu yapılar; aile, mülkiyet ve hürriyet gibi temel değerleri tahrif ederek toplumsal yapıyı kökten dönüştürmeyi hedefler. Nihaî amaç, toplumun savunma mekanizmalarını içeriden etkisiz hale getirmektir.

Günümüzde fertler "hürriyet" vaadiyle kandırılsa da finans sistemleri ve bankalar aracılığıyla "borç köleliğine" mahkûm edilmiştir. Tüketim toplumu adı verilen bu yapıda fertler, iş güçlerinin karşılığında sadece ay sonunu getirebilen finans sistemi kölelerine dönüşmüştür. Bu durum, hürriyet adı altında toplumun içine gizlenmiş dehşetli bir istibdattır. Avusturya Okulu adına Friedrich Hayek, Chicago Okulu adına ise Milton Friedman bu sistemi serbest piyasa ekonomisi olarak savunmaktadırlar. Bu ekonomik esarete, Karl Popper’ın "Açık Toplum" felsefesi eşlik etmiştir. Sınırsız özgürlük adı altında akla gelen her türlü ahlâksızlığın kapısı açılarak, fertler "hayvanî bir hürriyet" içindeki nefsanî bir istibdada itilmiştir. Bugün Karl Popper’ın talebesi George Soros gibi figürler, kurdukları vakıflar aracılığıyla bu "Açık Toplum" fikrini dünyaya zerk ederek millî ve manevî yapıları hedef almaktadır.

Neocon ve neoliberal akımlar, çoğu zaman senkronize hareket ederek yıkıcı bir sinerji oluşturur. Süreç genellikle neoliberal kanadın “demokratik eksiklikler” üzerinden toplumsal muhalefeti tetiklemesiyle başlar; ardından Neoconlar “rejim değişikliği” adına askerî müdahale safhasını yürütür. Irak’tan Suriye’ye, Libya’dan güncel İran gerilimine kadar uzanan tablo, bu sistematik tahribatın en somut kanıtıdır.

Hülâsa; Bediüzzaman’ın ifade ettiği Bolşevizm ve Komünizm hareketi ölmemiş, sadece "Neocon" ve "Neoliberal" tabirleriyle maskelenerek Şimal Cereyanı olarak vazifesine ve tahribatına devam etmektedir…

Okunma Sayısı: 184
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı