"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarikat ve cemaatlerde suçun şahsiliği

Ömer Faruk ÖZAYDIN
27 Eylül 2020, Pazar
Suçun şahsîliğini sadece hukuk önünde arayanlar, nedense iş dine ve dinî gruplara gelince topyekûn vurmayı, şahısların tasvip edilmeyecek suçlarını fırsata çevirip bel altı vurmalarını adaletle bağdaştırmak mümkün değil.

Selçuklu ve Osmanlı’nın dinamikleri olan tarîkat ve cemaatleri, cumhuriyetten beri bertaraf etme isteği, her darbe döneminde olduğu gibi, yine depreşti.

Düne kadar gazeteci, yazar, hukukçu ve milletvekilleri adalet hak, hukuk diyerek müdafaa eden bazı sol tüfek, yazar, çizer, gazeteci ve siyasetçiler, tarîkat deyince boğanın kırmızı görmesi gibi saldırmalarını yeniden hortlattılar.

Aynen 28 Şubat’ta olduğu gibi, din adına siyaset yapanlar, dindar seçmene bir takım vitrin icraatlarını gösterişle yapınca, birilerinin, onları hem de bakiyesiyle geri almasına zemin hazırlıyorlar. Samimî, dindar vatandaşın anlaması kolay olmayan bu perde arkası işler, zamanla tefsir edilebilen müşkül meseleler. Anlaşılsa da iş işten geçmiş, tahribatın tamiri seneler almış, alıyor.

Dindar! bir iktidarın yaptığı veya sebep olduğu işler de arkadan geliyor. Ancak anlayana aşk olsun. Derin işler bu bitmez, bitmiyor.

Türkiye’de yeni bir döneme geçişin işaret fişekleri atıldı yine. İstanbul Sözleşmesi’ni sabitlemek ve milletin değerlerini kökünden kazımak için her türlü Bizans oyunları sahnede.

Siyasî menfaat uğruna dinî argümanları hoyratça kullanan iktidar, aynen memleketi 28 Şubat’a götürenlerin, o mübarek kurumları lekedâr eden bazı meczupları öne sürmesi gibi, din perdesi altında bazı şahısları parlatmanın faturasını yine ağır ödeteceğe benziyor.

ALİ KALKANCI’LAR SAHNEDE

Her kaotik dönemde artık mide bulandıran bayat yemekler ısıtılıp servis ediliyor ki, maalesef bazı safdiller de kokmuş kokmamış yiyor.

Daha dün Fadime Şahin, Ali Kalkancı mizansen kliplerinin dönmesi gibi, TV’lerde aylarca gösterimi hafızalardayken; 2020 Türkiyesinde dezenformasyon klipleri yine müşteri buluyor. Ümmetin saflığından istifade ederek ve dahi bilerek parlatılan bazı pis adamların pis işleri, mâlûm çevrelerce servis ediliyor. O mübarek kurumu, bilerek veya işlettirilerek menhus emellerine alet ediyorlar. Hazırda bekleyen “Türkiye tarîkatlar ve dervişler memleketi olamaz” dini dünyadan ayırmak isteyen Kemalistlere fırsat, “cemaatlerin ve tarîkatların kökünü kazıyacağız” diyen Perinçek hoyratlarına da gün doğmuş olur.

Nifak komitelerinin işi bu, peki ya hayatının bir döneminde bir tarikata veya bir cemaate, kendisinin veya yakınlarının gidip geldiği bir toplumda, böyle ara ara servis edilen çirkinlikler yüzünden cemaat ve tarîkatlara saldırılara, propagandaya kapılmak, ne ile izah edilmeli?

Dinin emirleri ortada..

Kur’ân açıkça suçun şahsîliğini adaletin olmazsa olmazı olarak emrediyor. Hadîsler öyle, Hülefa-yı Raşidin imamları öyle hükmetmiş, hattâ Hz. Ali (ra) bunun için şehid edilmiş. Bütün evliya, müceddit bu minvalde irşad ettiklerine ve bedel ödemelerine baktığımızda, adaletsiz ve gaddarane bu toptancılık ne dinî hayatı, ne de sosyal hayatı emniyet altına almayacağı öngörülmüş ve bu sebeple tahşidat yapılmış.

Bediüzzaman Hazretleri ise; bu âyet-i kerimeyi, bu asrın gaddar ve zalim kanunlarına karşı ısrarla, sadece Emirdağ Lâhikası’nda 16 yerde ders vermiş. “Birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mes’ul olamaz. Halbuki şimdiki siyaset-i hazırada particilik tarafdarlığı ile, bir câninin yüzünden pek çok masumların zararına rıza gösteriliyor. Bir câninin cinayeti yüzünden, tarafdarları veyahut akrabaları dahi şenî’ gıybetler ve tezyifler edilip, bir tek cinayet yüz cinayete çevrildiğinden, gayet dehşetli bir kin ve adaveti damarlara dokundurup, kin ve garaza ve mukabele-i bil’misile mecbur ediliyor.” 1

Bunca tahşidata rağmen dönüp dolaşıp aynı noktaya gelinmesi ve milletin bir türlü huzur bulamaması çok acı. O, bu yerine ..ler ..lar demek çok kolay, toptan imhâ. Kimin vakti var uğraşsın da suçluyu tefrik etsin! Aynen Hz. Osman’ın katillerinin bulunması için Hz. Ali’ye (ra) “Bu Araplar kibarlıktan anlamaz, git bu katilleri kılıçtan geçir” masum, suçlu tefrik etmeden imhâ etmesinin istenmesi, o gün bu gündür kanayan yaramız. Adalet-i mahza kahramanı Hz. Ali’nin (ra) şehadeti dâhil onca bedel ödenmesi bizi akıllandırmamış.

Şeyh görüntüsü yerine tarikatlar, şahıs yerine cemaatler hedef alınıp birilerinin menhus emellerine dindarların teşne olması ise çok acı.

Maide 8’e rağmen..

Dipnot:

1. Tarihçe-i Hayat.

Okunma Sayısı: 2373
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ahmet Necdet Hocaoğlu

    27.9.2020 21:13:04

    Allah razı olsun.Çok güzel tesbitlerde bulunmuşsunuz.Mevlam cemiyette tesirini halketsin.

  • Veli Kul

    27.9.2020 16:47:12

    Askerde bir manga askere emir veren Cavus amir oldugundan bizzat kendisi sorumlu tutulabilir. Örgüt, takim, dernek, dergah, gibi yerler herseyden önce sivil yapilardir, katilip katilmama serbesttir. Hukukta bir kisiden fazla müstereken islenen suclarda aranan sartlar vardir. Dini merkezlerde bunu önlemek icin devleti yikmak gayesi her dile PELESENK olmustur. Dolayisiyla Islam Dinini ortadan kaldirmak icin Ingiliz KAHPESI GLADSTON'un planini Lozan ve bilmem ne bahaneleriyle kabul ettirip yaptiran ve yapanlar buna göre KILIF hazirlamislardir. Süfyan'i Istanbul'da YASATAN MEL`UNLAR hala vardir. O yasadikca suc ve suclu umuma tesmil edilecektir yani Müslüman Yuvalarina TERÖR ÖRGÜTÜ denecektir. AB kriterlerinde TERÖR nedir müsahhaslastir bunun adini koy demelerine DIRENMEK Süfyanin yasamasindandir.

  • Ata

    27.9.2020 12:09:00

    Bediüzzaman 1. TBMM'yi uyardı!Üstad Nursi TBMM'deki (1922)  bildirgesinde diyor ki:"Bâhusus bu güruh-u mücâhidin ve bu yüksek meclisin ef'âli taklid edilir. Kusurlarını millet ya taklit veya tenkit edecek; ikisi de zarardır.DEMEK ONLARDA HUKUKULLAH, HUKUKU İBADI DA  (kul hukukunu) TAZAMMUN EDİYOR." (Mesnevi Nuriye.) Kaynak: Kul hukuku, kamu hukuku ve hukukullah - Hüseyin ÇEŞİTCİOĞLU Madalyonun tamamı..

  • İsmail Atak Cebecili

    27.9.2020 07:11:52

    Kocaman bir EVET.. Bel altı vurmalar, tarikat ve cemaatleri bertaraf etme, perde arkası işler, müşkül meseleler, bitmeyen derin işler, mide bulandıran bayat yemekler, milletin değerlerini kökünden kazımak için her türlü Bizans oyunları sahnede iken, ara ara servis edilen çirkinlikler yüzünden cemaat ve tarîkatlara saldırılara, propagandaya kapılmak değil, kapılmamak gerekiyor. Bizlere, dimdik durup, sağlam basmak düşüyor. Çirkinliği/yanlışı/pespayeliği yapan şahıslar yerine tarikatlar, cemaatler hedef alınıp birilerinin menhus emellerine dindarların teşne olması ise çok acı.”

  • Necati

    27.9.2020 07:08:46

    Bu zalim ve gaddar asrın en büyük tuzağı bu. Asrın sultanı bu tuzağa ehl-i imanın düşmemesi için ısrarla defalarca uyarıp ders verdiği halde; bu tuzağa düşerek bu dehşetli zülümlere ve zalimlere taraftar olunuyor. Üstelik destek veriliyor. Zülme rıza zülumdur, dehşetli canilere, zalimlere müsamaha ile affukarena bakmak onların dehşetli zülmune insanı ortak eder ki; bunun ahiretteki vebali çok büyük olacaktır.

  • Sedat kurt almanya ahlen

    27.9.2020 06:40:42

    Ağzına sağlık teşekkürler Sedat kurt ahlen

  • Rüstem garzanlı

    27.9.2020 06:33:23

    Böylesi olgun ifadelerle hakikatti tezahür ve delillerle ispat ve açıklayan değerli yazarımız Ömer Faruk Beyi tebrik ediyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı