"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tavizsiz bir dik duruşun adı: Mehmet Kutlular - Vefatının 5. yılında rahmetle yâd ediyoruz

06 Nisan 2026, Pazartesi 03:49
İman hizmetini hayatının merkezine alan, istikametli duruşu ve tavizsiz tavrıyla tanınan, Yeni Asya’nın imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ı vefatının 5. yılında rahmetle yâd ediyoruz.

HAZIRLAYAN: MEHTAP YILDIRIM YÜKSELTEN

Mehmet Kutlular Ağabey, 1938 yılında Balıkesir'in Gönen ilçesinde dünyaya gelmiştir. Ailesi Balkan muhacirlerindendir. Babası hafız Bilâl Efendi, annesi Emine Elmas Hanımdır. Hareketli bir çocukluk döneminden sonra henüz 14 yaşındayken İstanbul’a gider. İstanbul'da çeşitli işlerde çalışarak geçimini temin etmeye çalışır. İşten fırsat buldukça Sahaflar Çarşısı'na gidip aldığı kitapları okumak, onu genç yaşta geldiği İstanbul'daki tehlikelerden ve kötü arkadaşlıklardan uzak tutar. Askerlik vazifesi için gittiği Manisa'da da kitap okuma alışkanlığını sürdürür. Çarşı iznine çıktığı zamanları kitap alıp okumakla değerlendirir.

RİSALE-İ NUR İLE TANIŞMASI

Bir gün çarşı iznine çıktığında postalını tamir ettirmek için bir ayakkabıcıya girer. Ayakkabıcı Hakkı Efendi ile tanışıp sohbet ederken, kitaplardan ve kitap okumayı sevdiğinden konu açılınca, ayakkabı tamircisi Hakkı Efendi, Kutlular Ağabeye Ramazan, İktisat, Şükür Risalesi'ni verir. İlk okuduğunda anlamasa da, ikinci ve üçüncü sefer okuduğunda daha iyi anlar ve bu eserlerde bir başkalık olduğunu anlar. Hakkı Efendi'nin yanına tekrar gittiğinde, Hakkı Efendi ona İhlas Risalesi'ni verir. Bu kitaplardan çok etkilendiğini anlayınca tüm külliyata sahip olmak ister. Yanında bulunan diğer tüm kitaplarını satarak, o parayla bir takım Risale-i Nur Külliyatı satın alır. Böylece sadece Risale-i Nur okumaya başlar. Terhis olunca da, eve dönmeyip Ulu Camii'nin bir hücresine yerleşerek Risale-i Nur okumaya devam eder. Bir yandan da kendi gayretiyle Arapça öğrenmeye çalışır. Gayesi İmam-Hatip Okulunun imtihanlarını dışardan vererek vaiz, imam olmaktır. Annesinin hasta olduğunu duyunca memleketi Gönen'e döner. Annesi onun Risale-i Nur ve Arapça öğrendiğini duyunca çok sevinir ve dönüp çalışmalarına devam etmesini ister. 

“KORKMA, KONUŞ!”

Annesini hasta halde bırakıp dönmeye içi elvermez. Bir yandan dönüp okumalarına devam etmek de arzu etmektedir. Bu düşünceler içindeyken, uyku ve uyanıklık hâlinde bir güneşin içinde Üstadın yansımasını görür ve şu hitabı işitir: “Kardeşim, sen Risale-i Nur’u oku. Korkma, konuş!” Bu nidâdan sonra Kutlular Ağabey her yanının sızlayarak ağrıdığını, bir süre titrediğini ifade ediyor. Belki de onun cesareti ve ne pahasına olursa olsun hakkı söylemesi aldığı bu emirdendi. Annesi ile helâlleşip tekrar Manisa'daki caminin hücresine gider ve okumaya devam eder. 

BEDİÜZZAMAN’I ZİYARET ETMEK İSTER

O günlerde Bediüzzaman Hazretlerini ziyaret etmeyi çok arzu eder. Bu arzusunu tanıdığı hocalardan Emin Hoca ile paylaştığında, "Üstad beni bile kabul etmedi, seni mi edecek? Herkesi kabul etmiyor" tarzında bir cevap alınca vazgeçer. Bir süre sonra, Kutlular Ağabey Manisa'da Risale-i Nur okumaya devam ederken, Bediüzzaman Hazretlerinin vefat haberini alır. Bir ay sonra çıkan 27 Mayıs darbesi yapılınca Kutlular Ağabeyi de Risale-i Nur okumaktan men etmeye ve Manisa'dan gitmeye zorladılarsa da başaramazlar. Annesinin vefatı üzerine Gönen'e tekrar gider. Bir süre babasını yalnız bırakmamak için Gönen'de kalarak kahvehanelerdeki insanlara Risale-i Nur okur, etraftan tanıdıklarına Risalelerden verir. Oradaki hizmetleri dikkat çekmeye başlayınca bazı ihtilâlcilerin babasına zarar vermesinden çekinerek İstanbul'a döner. 

HİZMET HAYATI

1960 yılında İstanbul’da Risale-i Nur hizmeti ve saff-ı evvel ağabeyler ile tanışır. Hizmetin bilfiil içinde yer alır. Zübeyir Ağabey ile yakın olur ve meslek-meşrep konularında onun dediklerini harfiyen zihnine nakşeder. Zübeyir Ağabey’in tembihlerini birer değerli hazine gibi hafızasında saklar ve yeri geldikçe bizlere de onun sözleriyle ders verirdi. “Ölçünüz Üstad olsun, Risale-i Nur olsun. Şahsî yorumlarda bir takım yanlışlar olabilir. Bir mesele Risale-i Nur ölçülerine uyuyorsa kabul edin” derdi. Risale-i Nur hizmeti ile beraber Mehmet Kutlular Ağabey’in hayatı da değişir. Risale-i Nur’un İstanbul’daki ilk merkezi olan Kirazlı Mescid Sokaktaki dershanede kalmaya başlar. Gençlik yıllarında günde 15-16 saat Risale-i Nur okuduğunu söylerdi. 

YENİ ASYA’DA VAZİFELENDİRİLMESİ

Risale-i Nur davasının ve Üstadın fikirlerinin anlaşılabilmesi için bir gazete ihtiyacı ortaya çıktıktan sonra, gençleri kabiliyetlerine göre istihdam eden Zübeyir Ağabey, Mehmet Kutlular Ağabeyi gazetede vazifelendirir. Gazetenin idarecisi Mustafa Polat Ağabey’in genç yaşta şehadetinden sonra gazetenin yönetimi Mehmet Kutlular’a tevdi edilir. Vefatına kadar Yeni Asya'nın imtiyaz sahibi olarak kalmıştır. 

“SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM”

Kutlular Ağabey zamanla basın tarihinde ilgi odağı bir isim hâline gelir. Türkiye’de inançların baskı altına alındığı, hürriyetlerin kısıtlandığı, fikirlerin susturulduğu dönemlerde, Risale-i Nurlar’la temsil ettiği davasını gazete lisanı ile korkusuzca savunur. Kimi zaman savcılara, hâkimlere meydan okur. Ama hep hak söyler, hakkı konuşur. Darbecilerin tekliflerini reddeder. 1999 Marmara Depreminden sonra “Deprem İlâhî ikazdır” dediği için 276 gün hapis yatar. 28 Şubat süreci olarak bilinen ve demokrasi tarihimizin karanlık dönemlerinden biri olan ‘post-modern’ darbe sürecinde Mehmet Kutlular ve gazetemizde aynı manayı yazan yazarlar uzun süre DGM’de yargılanır. Yeni Asya bu süreçte bir ay boyunca kapatılır. Kutlular Ağabey asla geri adım atmaz ve daima “Sözlerimin arkasındayım” der. 

“TÜRKİYE DEMOKRATİKLEŞMELİ”

28 Şubat darbesi ile ilgili şöyle demişti: "Türkiye’nin böyle münafikâne hareketlerle karşılaşmaması için demokratikleşmesi gerekir. Bu sürecin elbette ki verdiği dersler oldu. Bana göre en mühim derslerden biri, siyaset kurumuyla ilgilidir. Siyaset yapanlar herkesin ortak malı olan din gibi mukaddes kavramları kullanmaktan çekinmelidirler. Din siyasete alet edilmemeli. Devlet de kendi işine bakmalı, her inanca eşit mesafede durmayı bilmeli, 'milletime en iyi hizmeti nasıl götürebilirim?' sorusuyla meşgul olmalıdır."

"DİN UMUMUN MALIDIR"

"Üstadımızdan aldığımız ders bize siyasetten uzak durmayı, umumun mukaddes malı olan dini, siyasî cereyanlara alet etmemeyi, alet etmeye çalışanların da karşısında olmayı emrediyor. Bediüzzaman, ‘Din umumun mukaddes malıdır, dolayısıyla bir partinin tekelinde olamaz. Olursa büyük ekseriyet dinin aleyhine geçer’ diyor. İman ve Kur’ân hakikatleri hiçbir amaca, makama alet edilemez. Maalesef Türkiye’de bu yapıldı. Siyasal İslâm geleneği dini kullanarak, din adına ortaya çıkarak siyaset yaptı. Biz her ikisinin karşısında olduk. Umumun malı olan dini sen nasıl siyasetine alet edebilirsin? Sonra kendileri de bunun yanlışlığını '28 Şubat duvarına toslayınca anladık' diye itiraf ettiler."  

VEFATI

Ömrünü Risale-i Nur hizmeti için her türlü cefaya katlanarak geçiren Mehmet Kutlular Ağabey 83 yaşında İstanbul’da kaldırıldığı hastanede 6 Nisan 2021 yılında vefat etti. Cenaze namazı 7 Nisan’da büyük bir kalabalıkla Eyüp Sultan Camii’nde kılındıktan sonra Eyüp Sultan Kabristanı'na, Üstadın talebeleri Zübeyir Gündüzalp, Tahirî Mutlu, Mustafa Sungur ve Mehmet Emin Birinci, Mustafa Polat ve Bekir Berk’in kabirlerinin bulunduğu mevkiye yakın bir yere defnedildi. Makamı âlî, kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Allah ondan ebeden razı olsun.

BERZAH ÂLEMİNE GİDERKEN MİHMANDARI SELÂMLADI

Hep ‘mühim’ sözler söyler, ‘manidar’ hareketlerde bulunurdu. Eyyûb Sultan Camii’ndeki namazı müteakip kabristandaki berzah menziline giderken de ona ‘münhasır,’ manidar bir hâl yaşandı. Her zaman cami bahçesinin dışından giden cenaze alayı —o gün yolun kapalı olması sebebiyle— ‘Mihmandâr-ı Nebî’ olan Eyyûb el-Ensârî’nin kabrinin önünden geçti. O da bir nevî, Sahabe Mesleğinin bir ‘mihmandârı’ idi.

O vesile ile berzaha giderken ‘Mihmandâr’ı selâmladı. Ahirete irtihali ile o meziyetler manzumesine yeni sıfatlar eklendi. O artık ‘merhum’, ‘mağfur’ ve inşaallah Resul-i Ekrem’in (asm) ‘muhabbetine’, Rabb-i Rahim’inin ‘merhametine’ ‘mazhar’dır.  Hülâsa o, bunlar gibi daha nice meziyetlerle ‘mücehhez’ Mehmed Kutlular’dı. Hatıraları ile hafızalarımızda, hizmetleri ile aramızda, meziyetleri ile de nesl-i âtînin hayatında yaşamaya devam edecek. Rahmetullahi aleyh. 

(https://www.yeniasya.com.tr/islam-yasar/islam-yasar-in-kaleminden-meziyetler-manzumesi_540582)

Dipnot: Mehmet Kutlular'ın "İşte Hayatım" adlı kitabından istifade edilerek hazırlanmıştır.

Okunma Sayısı: 180
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı