Felâketlerden sonra zarar/hasar tespitleri yapılır. İran Savaşı da; özelde bölgeye ve İran’a, hakikatte ise dünyamıza isabet etmiş musibetti.
Sebepleri, hadiseleri ve failleri yazanları şaşırtan esas tablo ise; musibeti tetikleyen müsebbiplerin zikredilmemesi… Amerika, AB ülkeleri, İngiltere, Çin ve diğer dünya ülkeleri… Hepimiz biliyoruz ki, dünyamız üzerinde savaşan iki kutup var. Globalizm, Küreselleşme, Yeni Dünya Düzeni, BOP veya bir başka isim altında bütün millî devletlere ve insaniyete karşı organize olmuş bir güç; Pentagon’un ve diğer ülkelerin ordularını savaşa mecbur ediyor. Bu ülkelere ABD’yi ve İsrail’i de dâhil edebiliriz. Özde dinsizliği, ahlâksızlığı, kuralsızlığı ve istibdadı benimsemiş bu kuvvetlerin ABD’yi ve İsrail’i adeta esir aldıklarını; sözkonusu coğrafyalarda yaşayan insanların tepkilerinden ve nümayişlerinden anlıyoruz.
ABD’deki milyonlarca insanın savaş aleyhine protestoları ve İsrail’i terk eden milyonlarca İsrail vatandaşının yurt arayışları tahlilimize kuvvet veriyor. Demokratik millî Amerika ve Yahudî İsrail üzerinden, menfaatlerini umumun zararında arayan küresel çapulcuların başlattıkları savaşın mahiyetini; önümüzdeki zamanlarda daha genişçe okuyacağız… Yeni Yüzyılcıların yarım asırdır devam eden projelerinin son parçalarından olan İran’a saldırısını düz mantıkla değerlendirenlerin düştükleri hataları da, okumalarımızla anlamış olacağız. Çin’in ve Rusya’nın İran’a destekleri, Hindistan’ın Çin korkusundan savaşa dâhil olamayışı, Neoliberal İngiltere’nin, Çin ağırlıklı sermayedarlarının baskılarıyla Trump karşıtı duruşuyla Neoconlara yardım edemeyişini; doğru tahlilcilerin analiz ve araştırmalarında takip edeceğiz.
Birkaç noktayı arz edelim. Üçüncü Dünya Savaşı’nın özündeki “inkâr-ı ulûhiyet” ile “semavî dinler” savaşını, Risale-i Nur’u okuyanlar anlamışlardır. İspanya’dan başlayarak; Fransa’nın, İtalya’nın ve kısmen Almanya’nın ABD’ ye karşı durmasının bir sebebi de, deccaliyetin İsrail bayraklarıyla Filistin’deki ve Lübnan’daki Hıristiyanlık mabetlerine saldırısıdır. Hıristiyanların sosyal medya hesaplarında görünen kadim Yahudî-Hristiyan düşmanlığının bu savaşta gün yüzüne çıktığını, yalnızca Amerika’daki nümayişlerden okumuyoruz. Papa’nın İsrail karşıtı beyanatları, bazı kardinallerin mülâkatları ve Kiliseye yakın birçok sivil toplum kuruluşunun ifadeleri, Yahudîlerin İkinci Dünya Savaşı’yla birlikte büründükleri koruma zırhlarının Üçüncü Dünya Savaşı’yla birlikte parçalandığını gösteriyor. Buradaki büyük kırılmanın, ABD kamuoyundaki İsrail ve Yahudî nefretiyle olduğunu; Gazze’nin ilk günleriyle birlikte ifadeye çalışıyoruz.
Kaderin garip tecellisi… Dünya savaşlarının müsebbibi ve İsrail’in manevî pederi İngiltere’nin İran Savaşı’yla birlikte ABD’den ayrılması, çok az araştırmacının dikkatini çekti. Ada devletinin seksen küsur seneden bu yana ABD himayesinde zulümlerle ve desiselerle dünya barışını ve insanî değerleri tahrip edenlere annelik yaptığını, araştırmacılar ve Risale-i Nurları dikkatlice okuyanlar biliyorlar. İran Savaşı’nın bu perdeleri kaldırdığını ve bilhassa Körfez ülkelerindeki İngiliz sömürgeciliğini âyânettiğini dünya kamuoyu inşaallah görecektir. Körfez’in ve diğer bazı Arap ülkelerinin korumalarının Amerika’ya değil, İngiltere’ye ait olduğunu Yeni Asya yıllardır yazıyor. Bizdeki 12 Eylülcülerin (bilhassa AKP) de çeyrek asırdır bu perde arkasında Türkiye’mizin emvalini Küreselcilere buradan aktardıklarını da anlatamamıştık. Katar dışındaki devletçiklerde ABD’nin koruması olmamıştı. İran’ın bu ülkelerdeki üsler bahanesiyle bazı yerleri ateşe vermesi, İngiltere’yi paniğe sevk ederek buradaki askerî tesislerini ve teçhizatını yenilemeye gittiğini basından takip edebilirsiniz.
İran’ın maruz kaldığı savaşın İslâm âleminde meydana getirdiği diğer güzel bir gelişme ise, kırk seneyi geçkindir Neocon-Neoliberal ittifakının bölge için hazırladığı Sünni-Şia fitnesinin çürümesi oldu. İslâm âlemi İran’a verdiği maddî-manevî destekle (ABD’nin Körfez ülkelerindeki üslerine atılan füzelere rağmen) âhirzaman dinsizlerini hüsrana uğrattı. İttihad-ı İslâm’a yaklaştığımızı isbat etmiş oldular.