"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kutlu Bey”

M. Latif SALİHOĞLU
06 Nisan 2026, Pazartesi
Bugün “Tâvizsiz istikrar çizgisi”nin muhafız kahramanı Mehmet Kutlular Ağabeyin vefat yıldönümü.

Uzun süren bir rahatsızlığın ardından, 6 Nisan 2021’de vefat etti. Mezarı Eyüpsultan Kabristanı’nda, çoğu “saff-ı evvel”nden olan Nurun kahramanlarıyla aynı mıntıkada yatıyor. Allah, cümlesine ganî ganî rahmet ve mağfiret eyleye.

«

Başlıktaki “Kutlu Bey” tâbiri, Nusret isminde Vanlı bir ağabeyimize ait. 25 sene evvel ondan duydum. Kendisiyle tanışıp samimiyet kurduğumuz günlerde, “Deprem İlâhî İkazdır” diyen Kutlular Ağabey Vize Hapishanesinde yatıyordu. 

Aradan zaman geçti, baktım bir gün çalıştığımız gazete binasına geldi. Muhabbetle kucaklaşıp musafahaya başladık.

Dedim “Nusret Abi hayırdır; gazete binasına ilk kez geliyorsunuz galiba?”

Şöyle karşılık verdi: “Evet, bugün buraya ilk defa geliyorum. Duydum ki, Kutlu Bey bugün tahliye oluyor. Hapishaneden direkt buraya geliyormuş. Çok sevindim, ayrıca heyecanlandım. Hemen dükkânı kapatıp Kutlu Beyi karşılamak için erkenden buraya geldim.”

Kutlular Ağabey, binanın önüne geldiğinde, Nusret Ağabeye baktım, hakikaten sevinçli ve heyecanlıydı. Elini tutup musafaha etmek için sabırsızlanıyordu. Maşallah dedim.

«

Kutlular Ağabey, gazete binasının önüne geldiğinde onu ayrıca kalabalık bir basın grubu karşıladı. Tam kurban kesileceği anda, Kutlular Ağabeyin telefonu çaldı. Cebinden çıkarıp belki de kapatacaktı. Sonra arayanın ismine şöyle bir baktı “Aa, Süleyman Demirel arıyor” dedi. O ân herkes durdu, konuşanlar da sustu ve Demirel’in “Geçmiş olsun” mesajına oradaki herkes şahit oldu.

Ardından kurban kesildi ve içeri girildi. Gelen gazetecilere kısa bir açıklama yapıldı, sorularına yine kısa kısa cevaplar verildi. Davası için bedel ödeyen Kutlular Ağabeyin üzerinde derin bir yorgunluk hissi vardı. Artık evine gidip bir güzel dinlenmesi gerekiyordu.

«

Kutlular Ağabeyle bazı meseleleri istişare etmek üzere 1978 yılı sonlarında İstanbul’a geldim. Meramımı kısaca şöyle anlattım: Ağabey, mücbir sebeplerle memleketimden hicret etmek durumunda kaldım. Birkaç aydır iş arıyorum; şu âna kadar bulamadım: Batman, Sincan, Ankara merkez, Sakarya… Buralara gittim, iş veren yok, eleman arayan yok. Siz ne tavsiye edersiniz?

Şöyle cevap verdi: Sen İstanbul’a gel, buraya yerleş. Ancak burada rahat edebilirsin. Şimdilik veresiye Isparta Talebe Yurdunda kal. İş bulduğunda, çalışır borcunu ödersin.

Onun tavsiyesine uyduk ve durum aynen öyle oldu: 1979 yılı Ocak-Şubat ayında, pazarlama elemanı olarak geçici bir iş bulduk. 

Kısa bir aralıktan sonra, tam da 21 Şubat günü müracaat ettiğimiz Yeni Asya’da, Mart ayı başından itibaren tezgâhtar olarak kitap satış servisinde çalışmaya başladık. Bir sevk-i İlâhî ile o gün bugündür çalışıyoruz. Dört yıl süren üniversite tahsili döneminde ve mezun olduktan sonra da çalışmaya aralıksız şekilde devam ettik. Dile kolay, tam 47 sene oldu. Zaman içinde hemen her ünitede, her kademede hizmet ettik. Yine sevk-i İlâhî ile hizmetimiz el’ân devam ediyor. Hâzâ minfadli’r-Rabbî.

Okunma Sayısı: 176
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı