"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Yeni” sistem ve AKaPe’nin başarı(!) hikâyeleri…

28 Mayıs 2019, Salı
Başlarken hemen belirtelim ki “varan”lı başlıklarımızdaki “varan”ın açıklaması “Bir şeyin, bir olayın tek olarak kalmayıp arkasından daha başkalarının geldiğini ya da gelebileceğini anlatmak için birden başlayarak sırayla sayıların başlarına getirilir. ‘Varan bir, varan iki, varan üç...’” (Kaynak: Google) şeklindedir.

Anlayacağınız, şahsen mühimsediğimiz bir mes’ele var, bu yüzden onu böyle bir silsile hâlinde işliyoruz... 

Mes’elemiz tabiî ki bilhassa eski muhalifi-yeni ortağı MeHaPe’ye mahkûm AKaPe’nin bir yılın sonunda erimeye yüz tutan yeni icadı, yani “tek adam(cı)lık sistemi!” 

Her şey meş’um “15 Temmuz” (2016) darbesiyle başladı. Nedense AKaPe ve partneri MeHaPe, Meclis’in darbeyi araştırmasını hep engelledi; dolayısıyla darbenin hakikî fail ve azmettiricileri bir türlü öğrenilemedi! Peşinden MeHaPe’nin “başkanlık sistemi” teklifi geldi. 16 Nisan’da (2017) yapılan referandum la kabul edildi. 24 Haziran’da (2018) yapılan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği erken genel seçimlerinde AKaPe devletin tepesine yine kuruldu, ama Meclis’te çoğunluğunu kaybetti ve “topal ördek” konumuna düştü—orada MeHaPe’siz hiçbir şey yapamıyor! 

İşte, tam bir senedir adına “CHS” denilen, dünyada eşi benzeri olmayan antidemokratik bir idare tarzıyla Türkiye yönetilmekte! Ve parlamenter sisteme, yani demokrasiye kasteden bu rejim değişikliğiyle Meclis’in “denge ve denetleme” fonksiyonu günden güne sıfırlanıyor...

Hakeza darbe teşebbüsünün birkaç gün sonrasında (20 Temmuz 2016) ilân edilen OHAL’de süreli kararnamelere dair AYM’nin kendi içtihadına ters biçimde “şeklen görüşme” bile yap(a)mamasıyla yüksek yargının AKaPe’nin kontrolüne girdiği anlaşıldı. 

“GÜYA”LAR LİSTESİ!

Beynelmilel rapor ve endekslerde hep diplerde sürünmemizin müsebbibinin artık “tek adam(cı)lık” rejimi olduğu ayan beyan ortada. Hem iktidar partisinin, kalesi durumundaki 31 Mart’ta (2019) İstanbul’u kaybetmesi de bunun ispatı değil mi?

Gelelim “veliaht” Damat Berat Efendinin çok kullandığı “başarı hikâyesi” tabirine...

Aslında tersinden bakılırsa, “saltanatçı” partinin bugüne kadar “başarı” diye propaganda ettiği—hemen her hükûmetin yaptığı, yapacağı türden rutin işler hariç—ancak netice itibarıyla memleket ve millet aleyhinde zarar ziyandan başka bir şey olmayan icraatının kısm-ı a’zamı (bilhassa “Deli Dumrul”u akla getiren, artı devletin hazinesini şimdiden sıfırlayan “böyyük” inşaat projeleri) koccaman birer “başarısızlık hikâyesi!” 

Güya 2007’lerde “yeni anayasa” yapılacaktı! Güya 2009’larda “açılım” süreçleriyle Kürtler, A-levîler, Romanlar v.s. “adam” yerine konulacaktı! Güya 2014’te AB’ye “tam üye” olunacaktı! Güya “2023’te 500 milyar USD ihracat” hedefine ulaşılacaktı!.. Ve saire…

“Gerekçe/ler” mi dediniz? Fasafiso! 

Velhâsıl AKaPe’nin hem temel mevzularda samimî olmadığı, hem de dış politika ve ekonomide kronikleşen mes’elelerin halli için çapının yetmediği anlaşılmış bulunuyor!

Okunma Sayısı: 1505
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı