"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hislerin kıskacında gençlik: Bir imdat çağrısı

Ömer Said Tan
15 Mart 2026, Pazar
Günümüzde gençliğin içine düştüğü —belki de el birliğiyle düşürüldüğü— manzara, artık görmezden gelinemeyecek bir sınıra ulaştı.

Sokaklardan okullara, dijital ekranlardan aile sofralarına kadar her yerde bir "yön kaybı" yaşanıyor. Ancak asıl acı olan, bu yangını izlerken sebepler üzerine yeterince kafa yormuyor, kalıcı çözümler üretmekte geç kalıyor oluşumuzdur.

Asrımızın rehberi Bediüzzaman’ın o meşhur tespiti, bugünkü tablonun röntgenini adeta yıllar öncesinden çekiyor: “Gençlik damarı akıldan ziyade hissiyatı dinler.”1 Bu cümle, bugün yaşadığımız pek çok sosyal yarayı açıklayan anahtardır. Gençlik, doğası gereği fırtınalıdır; ancak bu asırda o fırtınayı körükleyen, dünya hayatının geçici zevklerini "tek gerçek" gibi sunan devasa bir sektör var. His ve heves kördür; yarını görmez. Bir dirhem hazır lezzeti, ilerideki bir batman lezzete feda eder. Sonuç mu? Bir eğitimcinin öğrencisi tarafından hayattan koparıldığı, şiddetin sıradanlaştığı, manevî boşluğun nefretle doldurulduğu bir toplum...

Bu noktada çuvaldızı önce kendimize batırmamız gerekiyor. Anne ve babalık, sadece çocuğun biyolojik ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Çocuk, aileye teslim edilmiş bir "emanet"tir. Bugün pek çok ebeveyn, çocuklarının dünyada "rahat" etmesi için çabalarken, onların ruh dünyalarını ve maneviyatlarını ihmal edebiliyor. Oysa bilinmelidir ki; manevi temeli olmayan bir hayat tarzında gerçek huzur ve saadet aramak, hayal peşinde koşmaktan farksızdır.

Gençliği bekleyen bir diğer büyük tehlikelerden biri "akran zorbalığı" adı altında masumlaştırılan şiddet sarmalıdır. Küçük yaşlarda müdahale edilmeyen, "çocuktur yapar" denilerek geçiştirilen her zorbalık, yarının organize suç örgütlerine, mafyavari yapılara zemin hazırlıyor. Burada sadece aileye değil; eğitimcilere ve adaleti tesis etmekle yükümlü kolluk kuvvetlerine de büyük sorumluluk düşüyor. Erken teşhis ve tedavi ile tavizsiz adalet, gençlerimizi karanlık yapılardan korumanın tek yoludur.

Bir toplumda öğretmene gösterilmeyen saygı, o toplumun geleceğine sıktığı bir kurşun olarak görülmeli ve acilen tedavi edilmeli. Eğitimciye verilen değer sadece sözde kalmamalı; onlarda var olan şefkat, muhabbet ve fedakârlık ateşini canlı tutacakları maddî ve manevî imkânlar sunulmalıdır. Hz. Ali’nin “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” anlayış ve bakış açısından bugün nerelere geldik veya getirildik. Tekrar bu anlayışın yerleştirilmesi için elbirliği ile hareket edilmelidir. Öğretmenini "hedef" gören bir nesil değil, onu "rehber" gören bir nesil ancak bu şekilde inşa edilebilir.

Gençleri vartalara atan başka bir sebep de “teknolojik” gelişimdir. Bilimsel ve teknolojik gelişmelere karşı olmak mümkün değildir. Ancak bizde teknoloji; telefon, tablet ve bilgisayarların gayr-ı meşru, insanlığın manevî tahribatına sebep olacak şekilde kullanılması ve bunun da önemli bir gelişme olarak takdim edilmesi şeklinde algılanmaktadır. Sorumluluk makamındaki herkes bu durumu görmeli ve çözüm üretmelidir.

Dünya ve ahiretin gerçek mutluluğuna giden yol bellidir. Eğitim modelimizi, insanlığın en büyük muallimi olan Peygamber Efendimizin (asm) terbiyesiyle mayalamak zorundayız. O’nu (asm) mutlak rehber edinmeyen her sistem, bir yanıyla eksik kalmaya ve rüzgârın önünde savrulmaya mahkûmdur.

Gençlik bir hazinedir; bu hazineyi hislerin kör kuyularına bırakmamak için şimdi daha fazla dikkat, daha fazla şefkat ve daha fazla gayret zamanıdır.

Dipnot:

1- Sözler, s.173.

Okunma Sayısı: 172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı