Aktüel problemlerimizin tamamına eserleriyle Kur’ânî reçeteler sunan Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin emsali görülmemiş bir hizmet metodu ile dikkat çekmemesi mümkün değildir.
Fen ilimleri ile din ilimlerinin imtizaç edilmesi ile akılları, kalpleri ve vicdanları tenvir eden eserler asrımız insanının idrakine sunulmuştur. Bediüzzaman, bunu yaparken kıyamete kadar devam edecek bir hizmet metodunu da yaşayarak ortaya koymuştur. Esasen bu yaşantı, orijinal olmakla birlikte Kur’ân’dan ve Sünnet-i Seniyeden yansıyarak cisimleşmekten başka bir şey de değildir. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın eserleri ve hayatı günümüz insanının önünde dikkatle incelenmeyi beklemektedir.
Küçük bir köy hükmüne dönüşen ve globalleşen dünyada fertlerin ve toplulukların birbirleriyle ilişkileri sosyal manada kaçınılmaz hâle gelmiştir. Farklı inanç, kültür, ırk ve hayat şekli mensuplarının birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri, müsamaha ile bakmaları ve ötekileştirmekten kaçınmaları huzur içinde yaşamak için zarurîdir. İnsanlığın bu huzur ortamı için ortak bir paydada birleşmesi gerektiği ise inkâr edilemez. Bu ortak payda ise ancak hak, hürriyet, adalet ve demokrasidir. İnsanın kendisine ve başkasına zulmetmeden inandığı ölçüde huzur içinde yaşayabilmesi, demokrasi ve hürriyet ortamının gelişmesine bağlıdır. Kanun önünde herkesin eşit olması, zulümleri ve adaletsizlikleri bitirecektir. İnsanlar bu dünyaya farklılıkları ile imtihan edilmek üzere gönderilmiş şerefli birer misafirdirler. Bu misafirlerin sosyal barış içinde yaşayabilmeleri için yaşantılarının da bu şartları sağlaması gerekmektedir. Bu sebeple, “Başkası açlıktan ölse bana ne” hükmündeki bir bencilliği ortadan kaldıran “zekâtın tatbik edilmesi” ile “Başkası çalışsın ben yiyeyim, ben kazanayım” olan haram anlayışı yok eden “faiz yasağı” tam tatbik edilmelidir. Asıl problemlerimiz olan cehalet, fakirlik, ihtilaflar, bölünmüşlük gibi problemlere karşı akıllarda ve vicdanlarda yer bulan eğitim, ilim, marifet, sanat ve kalkınma, ittihat ve ittifak pekiştirilerek yerleştirilmelidir.
Bunlar Risale-i Nurlardaki şahsî ve sosyal hayatımızı yakından ilgilendiren ve insanlığın saadetinin anahtarı hükmündeki hakikatlerden sadece bir kısmı. Dolayısıyla toplumumuzun, âlemi-i İslâm’ın ve dünyanın hâli ortadayken bu hakikatleri görmezden gelmek akılla, mantıkla ne derece açıklanabilir?