"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ankara’nın büyük felâketi: YIBA yangını

21 Mayıs 2022, Cumartesi
Geçen sene, Ankara’nın iki büyük felâketini yazmış ve günü gelince de, bir başka felâket olan “YIBA yangınını” yazmayı plânlamıştım. Fakat seyahatte olduğumdan, gününü kaçırdım. Çok geçmeden yazalım istedik.

             O günü de, hiç unutmuyorum. Hafızamda hâlâ yeri var. 12 Mayıs 1978 tarihi, Türkiye'nin en karanlık günlerinden biri. İktidarda,  haksız ve mükerrer oylarla, yâni sahtekârlık neticesinde, Ecevit'in CHP hükümeti var.

              Anarşinin zirvede olduğu o karanlık günler, memleketi, sür' atle, 12 Eylül girdabına doğru götürüyor. Milleti birbirine düşürmüşler. Bölünmüş, parsellenmiş mahalleler, şehirler. Herkes birbirine düşman yapılmaya çalışılıyor. 

              Neyse, o gün biz birkaç arkadaş, tahminime göre, "terzi Turan" ağabeyin, Hacı Bayram' daki dükkânında oturup, sohbet ediyoruz. Birden, dışarıda bir telâşe, hareketlenme, acâib sesler, koşuşturmalar, feryâd, figân. Ne olduğunu anlamak için dışarı çıktığımızda, felâketi hakkalyakîn görüyoruz. Ankara'nın meşhur YIBA ( Yıldırım Bayezid) çarşısının üzerinde duman, ateş iç içe... yanıyor...

              Aman Allah'ım! O ne felâket öyle?. Bulunduğumuz yere de yakın olduğundan, arkadaşlarımızla, yürüyerek hadise mahalline yaklaşıyoruz. Açılışı da, çok debdebeli olmuş ve biz de gitmiştik. Yaklaşırken, zihnimize, Nur'un avukatı Bekir Berk ağabey geliyor. Suudi Arabistan'a gidene kadar, onun da burada, bir çalışma ofisi vardı. Ankara üzerinden, Anadolu'daki dâvâlara giderken, hem çalıştığı, hem  de istirahat ettiği bir ofisti 

              Binanın dışarı açılan pencerelerinden bazıları, apartmanlardaki wc ve banyoların pencerelerinden biraz daha büyük, bir insan sığacak kadardı. Binada iş yerlerinin dışında, en üst katında, bir de meslek lisesi ( zannedersem, akşam meslek lisesi idi) vardı. İnsanların, can havliyle o pencerelere yığıldığını, birbirini de itekleyerek, sarktıklarını gördük. Peşpeşe atlamaya başladılar. Meğer, itfaiye çadır açmış, ama çadır yırtılmış, atlayan ölmüş. İnsanlar can havliyle çırpınırken, merkez- i hükümetten ( hem hükümet, hem belediye, o zamanın CHP sinin elindeydi. Başbakan her zaman uğursuzlukarı peşinde getiren Ecevit'ti. " Kıbrıs harbi, Sivas hadiseleri, büyük Marmara depremi, hep onun iktidarda olduğu zamanlarda meydana gelen hadiselerdi ") doğru- dürüst bir yardım gelmediği gibi, herhangibir selâhiyetli de görünmüyordu.

              İçerideki insanların, ateş ve dumanın o tarafa doğru hızla gittiği için, büyük pencerelerden değil de,  yanma ve dumandan boğulma tehlikesi karşısında, o küçük pencerelere hücum etmesi anında, arkadaşlara dedim ki; " yahu, şurada, Güvercinlik, Etimesgut, Mürted askerî üsleri var. Oralardan buraya, niye helikopter yollamazlar ki? Vatandaşları, hiç değilse öyle kurtarsalar." Ama yok işte. Hani 12 Eylül ihtilalcilerinin dediği " anarşi iyice çoğalsın, ihtilâl olgunlaşsın" sözüne paralel olarak, sanki buraya da yardım eli uzanmamıştı.

              Aksilikler peşpeşe geliyordu. İtfaiyenin, yırtılan çadırlarından başka, yukarıya uzatılan merdivenin boyu  da, insanlara yetişmiyordu.

              Ve göz göre göre, bir çoğu da genç talebe çocuklar olmak üzere, 49 vatandaş ölmüş, 100 civarında da yaralı tesbit edilmişti. O kara, kapkara resmi arkada bırakarak...

              Allah, bir daha öyle felâketler yaşatmasın!

Okunma Sayısı: 2157
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah

    21.5.2022 14:27:12

    Yıba' da merhum Hekimoğlu; Ölüler Diriliyor konferansı vermişti ve MTTB nin üniversite deneme sınavına girmiştim. Sanırım sabotaja ihtimali yüksekti.

  • Eyyup adnan zengin

    21.5.2022 10:38:41

    Evet osman zengin ağabeyimizin yazmış olduğu bu olay tamamıyle öyle olmuştu ALLAH'IM böyle felaketleri yaşatmasın inşallah.

  • İsmail Günen

    21.5.2022 10:14:56

    Amin, yangın felaketini Aydınlıkevler semtinin yüksek yerinden görmüştük.Vefat edenlerin mekanları cennet olsun.

  • Hüseyin

    21.5.2022 06:09:49

    Osman kardeş yahu, bana o günü hatırlattın. Nasıl üzülmüştük o gün. Çaresizlik içinde insanlar, atlayarak ölmüştü. Buyurduğun gibi, devlet hiç sahip olmadı ve oradada yoktu

  • Hüseyin

    21.5.2022 03:14:59

    Amin velhamdülillahiRabbilalemin 🌹🤲🌹

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı