"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ağaçlar

Özgür ÖZCAN
24 Temmuz 2021, Cumartesi 00:40
Bir yandan evde kaldığımız uzun zamanlardan sonra kendimizi dışarı atma isteğimiz, bir yandan da havaların ısınmasıyla serin yerler arayışına girmemiz gibi bir açmaz içerisindeyiz bu aralar.

Modernizmin debdebesi içerisinde oradan oraya öylesine savruluyoruz ki kendimizi bulabileceğimiz en güzel yerlerden biri sükûnetin hâkim olduğu ormanlar oluyor. Teknolojinin bize sunduğu her türlü imkâna rağmen bir ağacın dalına kurduğumuz salıncakla, yine aynı ağacın bize sunduğu gölgelik ve ferahlık ile mutlu oluyoruz. Bizi bizden uzaklaştıran her şeyden, günlük hayatımızda sıradan olarak gördüğümüz bir ağaca veya ağaçlara sığınıp kaçıyoruz. Ağaçlar bir anlamda dünyamızı sanki bir Cennete çeviren ilâhi hediyeler oluyor. 1

Alman yazar Herman Hesse, ağaçlar için, “Hep etkileyici vaizler olmuştur benim için.” der. Özellikle tek başına duran ağaçlara “yalnızlaşmış büyük insanlar” ifadesini kullanarak hayranlığını dile getirir. Hiçbir şey güzel, güçlü bir ağaçtan daha kutsal, daha mükemmel değildir Hesse’ye göre. Hakikati öğrenmek için onlarla konuşmayı, ayrıca onları dinlemeyi bilmek gerekir. Dinlemeyi bilene ağaçlar ölümü, hayatı, varlığı, yokluğu kısacası insanın anlamını hatırlatır. Kendini binalarda ifade eden insanın karşısına tabiîliği ve masumiyeti ile çıkar ağaçlar. 2

Bediüzzaman’ın da ağaçlara verdiği önem takdire şayandır. Bulduğu her fırsatta tabiat yürüyüşlerine çıkan; tabiattaki bir sinekteki, bir yapraktaki ince nakışları, sanatları bize aktaran Bediüzzaman’ın, talebelerine: “Ağaçları kesmeyin, onlar da Allah’ı zikrediyor.” emri dikkat çekicidir. Bir hatırada, kendisiyle yolculuk eden ve mesleği fırıncılık olan bir kişiye söylediği, “Dağdan ağaç keserek fırın yakmak uygun değildir. Yeşilliği tahrip etme. O güzel ağaçlara kıyma. Onların her biri Allah’ın eseri ve harika sanatıdır.”  3 cümleleri onun ağaçlara verdiği önem açısından önemlidir.

Hesse’nin ve Bediüzzaman’ın ifadeleri bize kavram olarak az çok bildiğimiz, ama uygulamada eksik kaldığımız bir şeyi, “tefekkür” kavramını hatırlatır. “Hız” kavramının ön planda olduğu bu çağda, asıl olanı görememek insanın en büyük problemlerinden biridir. 

Daha fazla imkâna ulaşmak, işlerimizi kolaylaştırmak ve her işi zamanında yapmak kaygısı, bize sunulan güzelliklere karşı körleşmemize sebep olmuştur. 

Hatta Hasan Ali Toptaş’ın cümleleriyle: “İnsanların büyük bölümü, birçok güzelliği göremezdi, birçok güzelliğe dokunamazdı. Onlar, birer uyurgezer gibi geçip giderlerdi güzelliklerin yanından. Ya da kafalarına taktıkları başka bir güzelliğin peşinden koşarken, onun uğruna birçok güzelliği de ayaklarının altına alıp hiç farkına varmadan acımasızca ezerlerdi.” 4

Bu anlamda ağaçların sahip olduğu güzellikler ve Sâni-i Hakîm tarafından hususan bu zamanlarda süslendirilmesi bizi Risale-i Nur’da çokça karşılaştığımız tefekkür eylemine dâvet ediyor. Birinci Söz’de belirtildiği gibi ağaçların köklerinin nasıl taş ve toprağı delip geçtiğini, Onuncu Söz’de ifade edildiği gibi meyvelerinin ve çiçeklerinin hikmetini, On Altıncı Söz’de anlatıldığı üzere her baharda yeni bir murassaatla süslendirilmesini, Yirmi Altıncı Söz’de gösterildiği üzere bir çekirdeğin kader planını vs. düşünmeye, anlamaya ve “Sübhanallah” dedirtmeye çağırıyor. Bir anlamda da şunu söyletiyor bakan gözlere ve işiten kulaklara: “Sen ey mağrur nefsim! Üzüm ağacına benzersin. Fahrlenme! Salkımları o ağaç kendi takmamış, başkası onları ona takmış.” veya “Evet, kuru bir ağaçtan şu lâtif masnuatı icad edip neşreden bir kudret, elhak kâinatta ve daire-i imkânda hiçbir şey ona ağır gelmez.” (Mesnevî-i Nuriye) Bir anlamda da şu sonuca da vardırabiliyor bizi: “Demek zihayatların en mühim netice-i hilkati ve en büyük gaye-i fıtratı Zat-ı Kayyum-u Ezelî’nin kendi nazarına kendi acaib-i sanatını ve verdiği rahîmâne hediyelerini ve ihsanlarını arz etmektir.” (Lem’alar)

Dipnotlar:

1- Süleyman Bayşu, Ölmeden Önce Yapabileceğin 100 Tavsiye, Yeni Asya, 2014. 2- Hermann Hesse, Ağaçlar, Kolektif Kitap, 2019. 3- Vehbi Vakkasoğlu, Başkasının Günahına Ağlayan Adam, Nesil, 2007. 4- Hasan Ali Toptaş, Ben Bir Gürgen Dalıyım, Everest, 2017.

Okunma Sayısı: 1559
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı