"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazan-ı Şerifte sevaplar bire bindir!

Prof. Dr. İlyas Üzüm
27 Mart 2024, Çarşamba
RAMAZAN RİSALESİNDEN GÜNLÜK MESAJLAR

Said Nursi, Ramazan Risalesinin Yedinci Nüktesinde Ramazandaki orucun dünyada ahiret için ziraat ve ticaret etmeye gelen insanın kazancına baktığı cihetle çok hikmetleri bulunduğunu belirtiyor. Bu hikmetlerden birisi olarak şunu söylüyor: “Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Hakîmin, nass-ı hadisle, her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Ramazan-ı Şerifte herbir harfin on değil, bin; ve Âyetü’l-Kürsî gibi âyetlerin herbir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadirde otuz bin hasene sayılır. Evet, herbir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’ân-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki, milyonlarla o bâki meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır.”1

Bu ifadeler, bakıldığında, Ramazan-ı Şerifin nasıl manevi kazançlar adına büyük bir kâra vesile olduğunu müjdeliyor. Metinde işaret edildiği üzere Resul-i Ekrem (asm) şöyle buyuruyor: “Kim Kur’an okursa, bir harf okusa bile bir hasene vardır. Her hasenenin on kat sevabı vardır. Elif lâm mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, lam bir harftir, mim bir harftir.”2 Bu rivayet dikkate alındığında Kur’an’ın her harfine on sevap bahşedileceği açıkça anlaşılıyor. Buradaki on sevabın bine çıkmasının ise Ramazan ayıyla ilgili olduğu görülüyor. Hatta yine metinde belirtildiği üzere Ayetü’l-kürsi gibi ayetlerin her harfi sevap bakımından bine değil, binlere ulaşıyor. “Binler” ifadesi çokluktan kinaye olabileceği gibi ihlasla okumaya, huşû içinde okumaya, mânâlarına nüfuz etmeye çalışarak okumaya yönelik derecelere işaret ediyor de olabilir. Ayetü’l-kürsi örneğinin verilmesi ise bizi özellikle hadislerde, faziletine dair hususi rivayetlerin olduğu sure yahut ayetleri (Bakara suresinin son iki ayet, haşr suresinin son ayetleri, zilzal suresi, ihlas suresi gibi) daha fazla okumak gerektiğine dair teşvik içeriyor. 

Metinde Kur’an’ın cennet ağacına, Kur’an okumalarının ise meyveye benzetilmesi çok tatlı görünüyor. Demek ki mümin ne kadar fazla Kur’an okursa Şecere-i Tûba’nın meyveleri o kadar artıyor. Üstelik bu meyveler yenilince biten, gelip geçen meyveler cinsinden değil, ebedi hayatında müminin daima istifade edeceği meyveler niteliği taşıyor. 

Bu müjdeli ve teşvikkâr ifadelerden sonra metnin şu cümlesi hem uyarıcı hem de hakkaniyetli gözüküyor: “İşte gel, bu kutsi, ebedi, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki bu hurufatın kıymetini takdir etmeyenler(in) ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla.” Demek ki mümin Ramazanda yapılan ibadetlere verilen sevabın birden binlere çıkmasını “seyretmesi” yani güçlü şekilde tasavvur etmesi, “düşünmesi” yani iyice içselleştirerek hayatına yansıtması icap ediyor. 

Sonsuz rahmet, mağfiret ve kerem sahibi Rabbimiz Ramazanın bu bereketinden ziyadesiyle faydalanmayı, ihlas ile amellerinde bire bin karşılık alanlardan olmayı ihsan etsin. Amin.

Dipnotlar:

1- Mektubat (İstanbul 2020, YAY), s. 398-399.

 2- Tirmizi, “Tefsir”, nr. 2951.

Okunma Sayısı: 1047
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı